1. YAZARLAR

  2. Hasan Karakaya

  3. Baykal’ın idolü kim... Gonzales mi, Franko mu?
Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Yazarın Tüm Yazıları >

Baykal’ın idolü kim... Gonzales mi, Franko mu?

A+A-

Bilirsiniz... Özellikle “çocuk”ların, “tekerleme” halinde söyledikleri bir söz vardır... Hani; “Deli deli tepeli, kulakları küpeli” derler ya!.. Bunu birisine “40 gün” söylediklerinde onun “gerçekten delireceğine” inanırlar ya...

Galiba, bu işe sadece “çocuk”lar değil, “kocaman kocaman adamlar” da inanıyor olmalı ki, hedef aldıkları insanlara “deli deli” diyerek onu çıldırtıp, “dam”a çıkartıyorlar, sonra da, başlıyorlar “damda deli var” yaygarası koparıp, aşağıdan “taş” atmaya!.. Yani, “deli” diyen kendileri, “dama çıkartan” kendileri, sonra da “damda deli var” deyip, “aşağıdan taş atan” yine kendileri!..

Bugün, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın yaptığı da bundan farksız...

Biliyorsunuz; dünyada “global bir kriz” yaşandı...

Hâlâ da yaşanıyor... Amerika’da başlayan “ekonomik kriz” yüzünden, birçok “dev firma” iflas etti veya iflasın eşiğine geldi... Bu kriz Avrupa’yı da etkisi altına aldı ve orada da birçok banka ile dev firmalar battı!..

Böyle bir “kriz”in Türkiye’yi etkilememesi elbette mümkün değildi... Krizden Türkiye de etkilendi... Birçok firma “kapısına kilit vurmak” ya da “üretimi kısmak”, dolayısıyla da “işçi çıkarmak” zorunda kaldı!..

İşte o günlerde; bir yandan Aydın Doğan medyası, bir taraftan CHP kurmayları, “yandık, bittik, mahvolduk” türünden kampanyalar yürütüyorlardı...

Resmen ve alenen “kriz tellâllığı” yapıyorlardı!..

Ne oldu sonuçta?..

“Psikolojik bir cendere”ye sokulan Türkiye’de, “büyüme”nin yerini “küçülme” aldı!..

“Küçülme” kaçınılmazdı!..

Çünkü Türkiye’de insanlar hem “krizin psikolojik baskısı” altındaydı, hem de “ihracat” rakamları küçülmüştü!..

İhracat azalınca, haliyle “üretim” de düşmüştü!..

Sonuç, “beklendiği gibi” gerçekleşti!..

DENİZ BAYKAL’IN SEVİNCİ!

Türkiye İstatistik Kurumu, dün “2009 yılının ilk 3 ayı”na ait rakamları açıkladı ve dedi ki; “Türkiye ekonomisi yüzde 13.8 küçülmüştür!”

Böyle bir durumda, “ülkesini seven insan” ne yapar?.. Elbette üzülür!..

Peki, Bay Baykal ne yaptı?..

“Sanki bu rakamları bekliyormuş” gibi; TÜİK’in rakamları açıklanınca ayağındaki “halhal”ları, parmağındaki “zil”leri şakırdatmaya ve “şıkıdım şıkıdım” oynamaya başladı... Hemen, partisinin “TBMM Grup Toplantısı”na koşup, başladı Hükümet’e saldırmaya;

“Türkiye’nin 2009 yılının ilk üç ayındaki küçülme oranı, daralma oranı, tarihi bir rekor düzeyindedir... Bu küçülme oranı çok yüksek bir orandır. Bu oran, 2001 yılında yaşanan daralmadan daha yüksektir.

Yani Türkiye’nin yaşadığı en büyük krizlerden biri olan 2001 yılıyla mukayese edildiği zaman bunun çok daha yüksek bir daralmayı ortaya koyduğuna tanık oluyoruz. Bir tarihi rekor konumundadır.”

Bilesiniz ki, bu sözleri sarfeden Baykal’ın tek amacı; “Ben dediydim” demektir!..

“Ben dediydim!.. Krizin gelmekte olduğuna dair uyarıları geçmişte çok defa yaptık, ancak hükümet gerekli önlemleri almadı!”

Görüyorsunuz ya;

Dün “Kriz tellâllığı” yapan o!.. Bugün “krizden siyasi rant elde etmeye” çalışan yine o!..

Aynen, “deli” hikâyesindeki gibi!..

“Deli” diyen o!.. “Damda deli var” diyerek yaygara koparan o!..

“Damdaki deli(!)”yi taşlayan yine o!..

“BİZ UYUYORDUK!.. KANDIRILDIK!”

Açık ve net söyleyeyim; Bay Baykal “söylem”lerinde ve “eylem”lerinde “tutarlı” ve “dürüst” olsa, hiç dert etmeyeceğim!..

Ama birader; “başının kılları ağarmış” kocaman bir adam “tek kişilik tahterevalli”ye binmiş gibi, bir “havada”, bir “yerde” olunca, eleştirmeden geçemiyorum işte!

Çünkü Bay Deniz Baykal; sadece “ekonomik” konularda değil, “siyasî” konularda da bunu hep yapıyor!..
Meselâ, “darbe” konusunda!..

Biliyorsunuz, teklif eden kendileriydi;

“Anayasa’nın Geçici 15. Maddesi’ni kaldıralım, 12 Eylül darbecilerini yargılayalım!”

Yine biliyorsunuz ki;

AK Partili milletvekilleri bir “önerge” verip; hem “darbecilerin yargılanması”nın önünü açtılar, hem de “sivillerin askeri mahkemede yargılanması” gibi bir absürdlüğe son verdiler!..

Peki, buna CHP’nin tepkisi nasıl oldu?..

Başladılar kıvranmaya ve kıvırmaya;

“Biz o anda uyuyorduk... Uykulu halimizle, nasıl bir önerge geçirildiğini anlayamadık!.. Oyuna geldik!.. Aldatıldık!”

İyi de birader, demezler mi adama;

“Uyumasaydın arkadaş!”

Tabiî, şunu da sorarlar;

“Farkına varmadığın bir konuda niye evet diye parmak kaldırdınız?.. Niye, bir tekiniz olsun kürsüye çıkıp da aleyhte bir konuşma yapmadı?..

Sizi bu kadar acıtan ne ki; uykunuzdan uyandığınızda çığlık atıp, Anayasa Mahkemesi’ne koşuyorsunuz?!?”

Bu “cayırtı”nın, bu “yaygara”nın, bu “vaveyla”nın sebebini anlamakta, inanın zorlanıyorum... Yahu, daha birkaç gün önce “darbecileri yargılayalım” diyen siz değil miydiniz?.. Şimdi niye karşı çıkıyorsunuz “darbecilerin yargılanması”na?..

Ne oldu?.. Ne değişti?..

Yoksa; Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu’ya geldiği gibi; size de “telefon” edenler mi oldu?..

EVREN’E PROTESTOYU KİM ENGELLEDİ?

“Telefon” dedim de aklıma geldi...

Malûm, bundan 5 yıl önce, yani 2004 yılında, Marmaris’te “78’liler Vakfı Girişimi” tarafından “Kenan Evren’i protesto” etmek için, “Netekim Festivali” adıyla bir festival düzenlemişlerdi!..

Bu festival, daha sonra “iptal” edildi!..

Ama, nasıl?!?..

Bu “iptal”in nasıl ve “kim”ler tarafından yapıldığını öğrenmek için, buyrun 78’liler Vakfı Sözcüsü Celalettin Can’a kulak verelim...

Can, o süreci şöyle anlatıyor:

“Festival için bize en büyük desteği CHP İlçe Teşkilatı verdi... Ardından söz konusu programlarımız için CHP’li belediye ile protokol imzaladık. Protokol gereği; bir toplantı, bir sergi salonu ve 6 bin kişilik amfi tiyatro bize tahsis edildi.

Ancak, ansızın garip işler oldu.

Önce söz konusu yerlerin bakıma sokulduğu, ardından ise açıkça bu festivalden vazgeçmemiz istendi. Biz haklı davamızı savununca bu sefer Ankara’dan Deniz Baykal geldi. Baykal belediye başkanı ve yetkililer ile görüşüp, ‘Bu festival olmayacak’ deyip gitti.

Çok sonra biz Belediye’yi bazı komutanların ve Kenan Evren’in arayarak festivalin yapılmamasını istediklerini öğrendik.

Aynı kişiler CHP Genel Merkezi’ni de aramışlar.

Devreye kaymakam da sokulunca hem festival engellendi hem de bize destek veren CHP ilçe teşkilatı tasfiye edildi.”

Görüyorsunuz değil mi?..

Son günlerde; “Geçici 15. maddeyi kaldıralım, 12 Eylül Darbesi’ni yargılayalım” teklifinde bulunan Bay Baykal, 5 yıl önce “Evren’in protesto edilmesi”ne bile razı olmamış, iyi mi?..

İnanın, ne diyeceğimi bilemiyorum!..

Aklıma, “telefon”dan başka bir sebep gelmiyor!.. Demek oluyor ki; Ağar ve Mumcu’nun kimyasını bozan o “telefon”lar, Baykal’ın da kimyasını bozmuş olmalı ki; “tahterevalli” gibi davranıyor;

“Bir aşağıda, bir yukarıda!”

“Bir öyle, bir böyle!..”

GONZALES’E ÖZENDİ, FRANKO OLDU!

Merak ediyorum; Bir “bukalemun” bu kadar kısa sürede “renk” değiştirebilir mi?.. Ama gerçek şu ki; Bay Baykal “bukalemun”ları da solladı!..

Baykal’daki bu “hızlı değişim” dün AK Parti Ankara Milletvekili Haluk Özdalga’nın da gündemindeydi... Özdalga, yaptığı “yazılı açıklama”da diyordu ki;

“Meclis’te oy vermiş olmalarının; gecenin geç saatinde meydana gelmiş bilinçsiz bir davranış olduğunu ileri sürüyor ve iptal için Anayasa Mahkemesi’ne gideceklerini söylüyorlar.

Baykal’ın ve CHP’nin bu tutumu, demokrasinin güçlenmesine karşı nasıl iki yüzlü ve arsız bir muhalefet sürdürdüklerini bir kez daha gözler önüne seriyor.

1980’lerde İspanya’da demokratikleşme reformlarına direnen, faşist diktatör Franko yandaşları olmuştu. Ama bu direnişleri sonuç vermedi. Demokratik İspanya, AB’nin en çarpıcı örneklerinden biri oldu.

General Franko yandaşları da tasfiye edildi.

Faşist general Franko yandaşlarının İspanya’da oynadıkları rolü, bugün Türkiye’de Baykal ve CHP’li yandaşları üstlenmiş durumda.

Tarihin acı cilvesi, Baykal o tarihlerde İspanyol sosyal demokrat lider Felipe Gonzales’i örnek aldığını, Türkiye’nin Gonzales’i olmak istediğini söylüyordu. Şimdi, faşist general Franko’nun elbiselerini giymeyi içine sindirdi. Ancak Türkiye, Baykal ve CHP’ye rağmen demokratik reformlarını tamamlayacak. Baykal ve CHP’li yandaşlarının akıbeti de Frankocular gibi olacak.

Eğer CHP bu yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne giderse, ben de onların peşinden kaçtıkları yere kadar gideceğim. Demokrasiye karşı yürüttükleri bu arsız muhalefeti milletin önünde, Avrupa’da ve üyesi bulundukları Sosyalist Enternasyonel’in her zemininde teşhir etmeye devam edeceğim.”

AHH O ÜNİFORMA YOK MU?!.

Benim bir şey dememe gerek kalmadı... Söylenmesi gerekenleri Haluk Özdalga söylemiş işte!..

Teşhisi, gayet sağlıklı;

“Türkiye’nin Gonzales’i olmak isteyen Baykal, bugün faşist general Franko’nun elbisesini giymeyi içine sindiriyor!”
Eee, böyledir bu işler!..

İnsan, “elbise” yerine “üniforma” giyince, olaylara da “farklı” bakmaya; kendisini “vatansever” görmeye, başkalarının ise “vatan haini” olduğunu söylemeye başlar!..

İşte bunun içindir ki;

Kendisi, daima “akıllı”dır!..

Dolayısıyla “damda deli var”dır!..

İşte bu, “Baykal’ın ruh hali”dir!..

Bilmem, anlatabildim mi?!?

========

Elif Ba’lar ücretsiz olamaz mı?

Aslında hiç düşünmemiştim... Ama “duyarlı imamlarımız”dan telefon ve mailler alınca; “Niye olmasın” dedim; “Diyanet İşleri Başkanlığı, bu işi pekâlâ halledebilir!”

Biliyorsunuz... “Yaz Kur’an Kursları” başladı... Bugünlerde, camiler cıvıl cıvıl, imamlarımız da “tatlı bir heyecan” içinde...

Bir yandan “Kur’an” öğretiyorlar, bir yandan “dini bilgiler” vermeye çalışıyorlar... Minikler de; koltuklarının altına “Elif Ba”larını alıp, “cami”lere koşuyorlar...

Çünkü, bugün bir “Kur’an harfi” daha öğrenecekler...

İşte, “duyarlı imamlarımız” diyorlar ki;

“Milli Eğitim Bakanlığımız; milyonlarca öğrenciye nasıl ki ders kitaplarını bedava dağıtıyor, aynı işi Diyanet İşleri Başkanlığımız da yapamaz mı?.. Çünkü bizler, Elif Ba’ları öğrencilerimize 5 TL’den veriyoruz... Bu paraları veremeyecek derecede fukara olan öğrencilerimiz ise; utançlarından maalesef kurslarımıza katılamıyor!.. Diyanet, bir engel yoksa, bu kitapçıkları bedava veremez mi?.. Böyle bir karar o kadar makbule geçer ki, çocukların sevincini kelimelerle anlatamayız!”

İletmesi benden, gereğini yapması Diyanet’ten!

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT