Baykal, Aydınlık'ı bile geçti

04.06.2008 04:45

Bülent Korucu

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal hata üstüne hata yapmaya devam ediyor. Teknoloji özürlü Genel Sekreteri Önder Sav'ın kendini Vakit Gazetesi'ne dinletmiş olmasının şokunu bir türlü atamıyor.

Anamuhalefet lideri, içine düştüğü panikle yönlendirmeye açık hale geliyor. Basit bir özürle kapatılabilecek olayı Baykal, önce hükümet sorunu haline getirmeye çalıştı. Hem kendini hem de medyanın bir bölümünü komik duruma düşürünce, önüne konan her dosyaya inanmaya ve kürsüden okumaya başladı. Dünkü grup toplantısında aynı hatayı tekrarladı. Baykal, pireye olan kızgınlığını yorganı değil evi yakarak bastırma çabasında.

Baykal, iki emniyet görevlisiyle ilgili isim vererek suçlamalar yaptı. Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek ve Telekomünikasyon İletişim Başkanı Basri Aktepe'yi suçladı. Elinde delil olmadan bu iki bürokratı kanunsuz dinleme yapmak ve cemaat mensubu olmakla itham etti. Ergenekon soruşturmasının tutuklu sanığı Doğu Perinçek ve yayın organı Aydınlık'ın polis karşıtlığının anlaşılır bir yanı var. Ama onlar bile Baykal kadar ileri gitmiyor. Akyürek'le ilgili Vali Erol Çakır'ın yazdığı sicil notunun ötesinde cümle edemiyorlar. Çakır, emekli olduktan sonra Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında tutuklu yargılanan Veli Küçük'le birlikte güvenlik şirketi kurmuştu. Baykal, konuşmasını 28 Şubat'ın en hararetli günlerinde 1999'da hazırlanmış bir rapora dayandırıyor. İşin ironik tarafı bu raporu hazırlayanlar, '8. kat çetesi' olarak yargılanan ve 963 kişiyi dinlemekle suçlanan polislerdi. Yargıtay 8. Daire Başkanı Naci Ünver, dinlenenler arasındaydı. Ünver'e ödediği 7,5 milyar lirayı tahsil edebilmek için devlet rucu davası bile açmıştı. Emniyet içindeki irticacıların sıralandığı iddiasındaki raporun sakat olduğu ilk günden ortaya çıkmıştı. Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral ve yardımcısı Osman Ak tarafından yazılan rapor, her haliyle kişisel hesaplaşma kokuyordu. Kariyer hesapları içinde engel olarak gördükleri başarılı emniyet mensuplarını, dönemin gözde suçlaması olan 'Fethullahçı'lıkla karalamışlardı. Sabri Uzun'dan Bülent Orakoğlu'na kadar uzanan raporun dikkat çekici isimlerinden biri de Susurluk Çetesi'ni çökerten Hanefi Avcı'ydı. Rapordaki suçlamalardan nasibini alan diğer ilginç isim İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan'dı. Uğur Dündar, 'Mürteciye bakın' başlıklı köşesinde karalamaları ayıplarken şu ifadelere yer veriyordu: Polis camiası şu günlerde Fethullahçılar Raporu'nu konuşuyor. Hafta içinde basına sızdırılan rapor, Ankara'da hazırlanmış. Raporda 84 üst düzey emniyet görevlisinin, Fethullah Hoca olarak bilinen Fethullah Gülen'le bağlantılı olduğu ve bu kişilerin rejim aleyhtarı faaliyetlerde bulundukları belirtiliyor. Dikkatlice incelendiğinde, son dönemde mafya ve çetelerle mücadelede, eşi görülmedik başarılara imza atan bazı polis şeflerinin adlarının, rapora monte edildikleri anlaşılıyor. Bunlar arasında hemen göze çarpan isimler Organize Suçlar ve Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi Başkanı Emin Arslan ve onun yardımcılarıyla, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şubesi Müdürü Adil Serdar Saçan..." Saçan, o günden beri Fethullahçı olmadığını ispatlama telaşı içinde.

Baykal, bir köşeye çekilip üç beş gün dinlenmeli ve kendisine hata üstüne hata yaptıranlarla ilgili ciddi kararlar almalı. Böyle giderse Baykal'ın siyasi hayatı kendisine yakışmayacak şekilde sonlanacak.

Zaman gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim