Batum’lu CHP’yle buraya kadar

03.07.2011 15:17

Lale Kemal

Önceki akşam Habertürk kanalının canlı yayınında, CHP Genel Başkan Yardımcılarından Süheyl Batum’un, şahsımda gazetecilere ağır hakaret içeren, bulunduğu konumla bağdaşmayan, düzeysiz konuşma tarzı, CHP’nin gerçek dokusuna uymayan tavrı, CHP ile ancak buraya kadar dedirtecek cinstendi. Programın sunucusu Didem Aslan’ın, Batum’un hakaret içerikli konuşmalarına karşı, ben ve diğer program konuklarına saygı çerçevesinde bu şahsa gereken yanıtı vermemiş olması ise basının içinde bulunduğu ezikliği, ürkekliği yeniden gözler önüne seriyordu.

Program konumuz malum, CHP’nin, milletvekili olan iki Ergenekon sanığının mahkemelerce serbest bırakılmamış olmalarına karşı vekillerinin tümünün Meclis’te yemin etmeyerek, protesto eyleminde bulunmuş olmalarıydı. Keza, BDP destekli bağımsız seçilen Hatip Dicle dâhil bazı KCK sanığı vekillerin de serbest bırakılmadıkları için 36 bağımsız vekilin yemin etmeyerek yine Meclis’i boykot etmeleri de ele alınan bir diğer konu başlığıydı. Benim yanım sıra, programın diğer konukları; MHP’den milletvekili seçilen Sinan Oğan, BDP Milletvekili Hasip Kaplan, malum Batum ile gazeteciler Fikri Akyüz ile Nasuhi Güngör idi.

Konuşma sırası bana geldiğinde, yemin krizi ile ortaya çıkan ve kaos olarak tanımlanacaksa eğer bunun sorumlularının, vekillerine yemin ettirmeyen CHP ve BDP olduğunu belirterek, özetle şu görüşleri dile getirdim;

“Tutuklu vekillerin durumuyla ilgili yaratılan krizin çözüm adresi Meclis’tir. Vekiller yemin etmeli ve sorunu burada çözmeliler. Meselenin mağduru olduğunu düşünen partiler, sorunun çözümü için öneri getirmeli, hükümetten öneri getirilmesi beklenemez. Sayın Kılıçdaroğlu, ‘Meclis’i kilitlemekle,’ tehdit etti. 11 milyona yakın oy almış bir parti lideri bu şekilde tehdit savuramaz. YSK’nın kuruluş yasası bir darbe ürünü olduğu bilindiği halde muhalefet bu yasanın çağdaş hale getirilmesi için bir çaba harcamadı. Ergenekon sanıkları, şaka değil, anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmekle suçlanıyorlar. Ama uzun tutukluluk sürelerinin bu ülkede sıradan vatandaş için de sorun olduğu bilinirken yüksek mevkilerdeki kişiler sanık durumuna düşünce uzun tutukluluk sürelerinin hatırlanmış olması da kamu vicdanı adına esef verici. Uzun tutukluluk sürelerinin kısaltılması isteniyorsa bunun çözüm adresi de yine Meclis’tir. Vekiller gelip yemin etmeli ve iktidar ile birlikte bu sorunu çözmeliler. AK Parti tabii mağrur, diğer partilerden açık ara farkla üçüncü kez iktidara geldi. Ancak mağrur olmalarını olumlu olarak nitelendirmiyorum. BDP’nin durumu ise farklı. Hatip Dicle meselesinde örneğin, Türkiye’de, fikir özgürlüğü kapsamına giren beyanatlar ile şiddeti öven nitelikteki beyanlar arasındaki ince çizgiyi Yargı’mız çizebilmeli, Türk insanı da bu ikisi arasındaki ayrımı yapabilecek olgunluğa erişmeli.”...

Bu mealdeki konuşmam üzerine sözü alan Hasip Kaplan, bu amaçla Terörle Mücadele kapsamındaki 7. Madde’de düzenleme yapılması için yıllar önce Meclis’te teklif verdiğini ancak iktidarın bu teklifi gözardı ettiğini söyledi. Bunun üzerine ben araya girip, “Muhalefetteki MHP ve CHP’den destek aldınız mı,” diye sorunca, “Yalnız bırakıldık,” yanıtını verdi.

Kaderin bir cilvesi, ideolojik anlamda hep fikir ayrılığına düşen BDP ile CHP, KCK ve Balyoz davalarında sanık durumundaki vekilleri mahkemelerce serbest bırakılmadıkları için halkın iradesinin tecelli ettiği Meclis’i bugün protesto ediyorlar.

Hasip Kaplan da, Habertürk programında, muhalefet partileri tarafından zamanında yalnız bırakıldıklarını itiraf ederken, ne yaman çelişkidir ki, hükümeti suçlamayı tercih ediyordu.

Kaplan’ın hemen akabinde yeniden söz alan Süheyl Batum, yukarıda aktardığım fikirlerime karşı saygısız, haddini aşan ifade ve üslupla konuşmaya başladı. Kendisini birkaç kere terbiyeye davet ettim, hukukçu kimliğini böylece sorgulattığını söyledim ve şahsıma hakaretten vazgeçmesi gerektiği yolunda defalarca uyardım. Batum, bu uyarılarıma rağmen çirkin, haddini aşan üslupla konuşmasını sürdürdü. Sonrasında da “Kendisi temsilci göndermeyen AKP, sizi buralara salmış,” deyince artık böylesi bir şahısla aynı programda yer almayı şahsıma ve mesleğime hakaret kabul edip, aynı zamanda programın düzeyli bir tartışma ortamında konuya çözüm katkısı amacından uzaklaştığını görerek programı terk ettim. Keza, Nasuhi Güngör de Batum’un haddini artık iyice aşan hakaret içerikli bu sözleri üzerine benimle birlikte programı terk etti.

Hatırlarsanız, Batum, siyasete artık eskisi kadar müdahil olmadığı için öfkelendiği askeri “kâğıttan kaplana” benzeterek, anti-demokratik duruşunu net biçimde sergilemişti. Bu şahsın nasıl bir öğreti ile yetişmiş olduğunu, karşı fikirlere dahi nasıl tahammülsüz olduğunu, hakaret etmekten bile çekinmeyecek kadar kendini kaybedebildiğini bir kere daha Habertürk canlı yayınında görmüş olduk.

Dokusu iyice bozulan CHP’nin, acilen demokrasi adına gerekli önlemleri alıp çözümü Meclis’te aramazsa, maalesef tarihe gömülmesi kaçınılmazdır.

TARAF 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim