1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Batman’da “Tüketim Kültürü” Semineri
Batman’da “Tüketim Kültürü” Semineri

Batman’da “Tüketim Kültürü” Semineri

Batman’da haftalık devam eden seminer çalışmasında bu hafta “Tüketim Kültürü” konusu işlendi. Cumartesi saat 13:30 da bayanlara, saat 19:00 da erkeklere verilen semineri Yusuf ÇELİKAL sundu.

A+A-

Yusuf Çelikal sunumunda özetle şu konulara değindi:

"Ki O, bütün çiftleri yarattı ve sizin için gemilerden ve hayvanlardan bineceğiniz şeyleri var etti. Onların sırtlarına binip doğrulmanız, sonra doğrulduğunuz zaman, Rabbinizin nimetini zikretmeniz ve: "Bunlara bizim için boyun eğdiren (Allah) ne yücedir, yoksa biz bunu (kendi hizmetimize) yanaştıramazdık" demeniz için." Zuhruf/12-13

Ayetinden de anlıyoruz ki yaşamımızı sürdürmemiz için gerekli olan bütün araçları bizim hizmetimize sunan Yüce Allah'tır. Bu araçları hizmetimize sunan Allah bunları nasıl kullanmamız gerektiğini de öğretmektedir.

Tüketim, insanın yaşamını sürdürmesi için gerekli olan  fıtri bir özelliktir. Tüketimin sınırını çizen de Allah'tır. Tüketimin Hududullah çerçevesinde yapılması lazımdır. Tüketim bilincinde Hududullah gözetilmediğinde israf meydana gelmektedir. Sanayi devrimiyle birlikte üretim ve tüketim sınır tanımaz bir boyut kazandı. İnsanlar daha fazla tüketmek için kaynak arayışları içerisine girdiler ve bununla beraber kaynak sahibi toplulukları sömürmeye başladılar. Güçlü olanlar güçsüz olanları sömürüp büyük bir adaletsizliğin kapısını araladılar. Henry Ford "Bizler sürekli üretmekteyiz, ürettiklerimizin tüketilmesi için de insanları bilinçlendirmemiz lazım" diyerek, üretimin artması için tüketimi teşvik etmeyi amaçlamaktadır.  

İslam dışındaki dinlerde ve tahrif edilmiş kutsal kitaplarda ahiret vurgusunun ya hiç olmaması ya da kısmi olması insanları bu dünyaya bağlamaktadır. Bu dünyaya bağlanan insan her türlü zevk ve arzuyu bu dünyada karşılamaya çalışmaktadır.

Toplumumuzda da Özal döneminde üretim artırılmış ve insanlar daha fazla tüketime zorlanmıştır. İhtiyaçların üst sınırı gözetilmeden yapılan üretim insanları tüketimde israfa zorlamaktadır. Bunun yanında insanlar daha fazla tüketmek için, daha çok kazanmak ve daha çok çalışmak zorunda bırakılmaktadır.  

İnsanların sınırsız tüketici olmasının sebeplerinden en önemlisi bireysel yaşam tarzıdır. Bireyselleşen insanlar sadece kendisi için ve ailesi için yaşamayı ve kazanmayı amaçlamaktadır. Bireyselleşen insanın üzerinde toplumun herhangi bir denetleme yetkisi bulunmamaktadır. Bireyselleşen insan kendi dışındaki olup bitene karşı duyarsız bir şekilde yaşar ve kendi kabuğuna haps olur. Daracık dünyasında üretimden başka bir amaç belirlemez kendine. Kendisine verilen kazancı sadece kendisi için tüketen ve ihtiyaç sahiplerini gözetmeyen insanları Allah sert bir dille eleştirmektedir. Böyle bir anlayış kendisiyle birlikte kişilik bozukluğunu, İslam'dan uzak bir yaşantıyı getirmektedir. Seküler yaşantının öncelediği bireyselleşme ve aşırı tüketme Allah'ın çizmiş olduğu sınırları zorlamaktadır. Çünkü tüketimde sınır tanımayan anlayış, kazandığının tüketimini karşılamadığı durumlarda insanı Allah'ın yasalarını zorlamaya yada görmezden gelmeye itmektedir. Allah'ın haram kıldıklarını önce yumuşatmaya sonra saptırmaya daha sonra da helal görmeye sefketmektedir. Kredi, faiz, enflasyona paralellik gibi kavramlar İslami bakış açısını saptırmaktadır.

Tüketim üzerine yapılanmaya çalışan bir toplum doymak bilmez bir toplum olmaktadır. Tüketimde sınır tanımayan toplum üreticileri de daha fazlasını üretmeye ve kaynakları hesapsızca kullanmaya teşvik etmektedir.

Daha fazla üretimin olduğu yerde yeni bir sektörü ortaya çıkarmaktadır; bu da reklamcılıktır. Reklam ile insanların nefsi okşanmakta, insanları ihtiyacının dışında bir tüketime zorlanmaktadır. Buna da İslam'ın simge ve değerleri alet edilmektedir. İslami olan kavramlar üreticilerin pazar bulma teknikleri arasına girmiştir. Yapılan reklamlar üzerinden de kutsallarımıza saldırılmaktadır.

Müslümanların bütün bu kuşatmalara ve dayatmalara karşı ne yapmalıdır?

1-Cemaat anlayışı içerisinde olmalı, bireysellikten kendini kurtarması lazım. Kazancının Allah'ın bir bağışı olduğunu, ve ihtiyaç sahiplerine verilecek bir miktarının olduğunu unutmaması lazım. Müslüman ihtiyacı iyi tanımlaması lazım ve ihtiyaçlarından ötesi israf olduğunu unutmaması gerekir.

2- İslami anlayış ve inanış üzerinde temellenen bir aile yapısı Müslüman'ı bu dayatmalar karşısında güçlü kılacaktır. Aile bireyleri kulluğu önceleyip ahret bilinci ile varlığını sürdürürse bu dayatmalar karşısında alternatif olur.

Haber: M. Şirin ORUÇ

HABERE YORUM KAT

4 Yorum