Batı'nın Cilaları Dökülürken

01.10.2013 11:03

Mustafa Siel

İslam Dünyası Köklü Bir Değişim Sürecine Girerken

Daha önce farklı ifadelerle müteaddit defalar dile getirmeye çalıştığım bir kanaatimi, yaşadığımız günlerle alakasına istinaden bir kez daha paylaşmak istiyorum. Bence Arap baharı denen son 3 yıllık intifada süreci, İslam dünyasında çok köklü bir dönüşüm sürecinin başlangıç evresini oluşturuyor.

Bu süreç sadece İslam dünyasında değil, tüm dünyada küresel deprem etkisi oluşturacak çok büyük bir fay hattı kırılmasının henüz başlangıç aşaması, yaşananlarda bu sosyolojik depremin belki de öncül sarsıntıları.

Şu anda geriye dönüş ihtimali olmayan bir sürece girdiğimizi,  çok kuvvetli bir akıntının içinde yüzdüğümüzü düşünüyorum. Bu öyle bir süreç ki, değil bu süreci beklemeyen ve arzulamayanları, böyle bir süreç ve değişimi arzulayan ve bunun için mücadele eden İslamcıları dahi şaşırtıyor, nasıl bir durumda ve konumda oldukları konusunda kafalarını karıştırıyor.

Daha 3 sene öncesinde en radikal İslamcıların dile getirmeye çalıştığı ve birer slogan olarak bakılan gerçekler, bu gün bir kısım siyasilerin ve sıradan halkın dilinde dolaşıyor. Öyle ki, memleketimizdeki onmaz ve azgın İslam düşmanı çevreler bile bu güçlü akıntının etkisiyle, eskisi kadar İslama ve Müslümanlara saldıramıyor, birtakım gerçekleri sessiz kalmak suretiyle de olsa, kerhen onaylamak konumuna düşüyorlar ister istemez.

Daha düne kadar İslam ülkelerindeki gelişmeleri önemsemeyerek yan gözle izleyen batılılar, şu anda bu sürecin karşısında çaresiz kalmış durumda, akıntının önüne set çekmeye, ellerinden gelse ortadan kaldırmaya, -öncelikle gizli, mümkün değilse açıktan,- canhıraş bir şekilde uğraşıyorlar.

Batının Büyüsü Çözülüyor

Batının medeniyet büyüsü / sihri İslam memleketlerindeki halkların gözündeki etkisini yitirmeye başlıyor. Batıya hayranlıkla ve aşağılık kompleksiyle gözleri kamaşarak bakmakta olan Müslüman halklar, o aldatıcı ışıkların arkasındaki aşağılık canavarı, insancıl ve demokrat görüntünün ardındaki bencil ve totaliter gerçekliği fark etmeye başlıyor.

Denebilir ki görseler ne olacak, bu neyi değiştirecek. Çok şeyi ve hatta belki her şeyi. Çünkü İslam dünyasının bu günkü feci durumunun en önemli sebeplerinden birisi, batının gerçek yüzünü göremeyip ona adeta büyülenmişcesine hayranlıkla ve aşkla bakan elitler ve halk kitlelerinin afyonlanmış halidir.

Bu afyonlanma hali Müslümanları kendilerine gelip kendi güçlerinin farkına varmaktan alıkoyuyor ve aptal bir aşık gibi batının peşinde mecnunca dolaşmaktan hiçbir şey yapamıyorlar. Bu afyonlanma ortadan kalkıp batının aslında ne kadar adi ve aciz olduğunu anladıkları nisbette dinlerinden kaynaklanan kendi potansiyel güçlerinin de farkına varacaklar, iradelerini ellerine alıp kendi kaderlerine yön vermek için harekete geçebileceklerdir.

Şu gerçeği bir kez daha hatırlamak gerekiyor. İslam dünyasının bu perişan ve acınacak halinin temel sebebi İslam ve İslami geçmişi değil, geçmişini ve dinini sırtının arkasına atarak batıya hayran sersem bir aşık haline gelmesidir. Ne zamanki geçmişinin ve dininin vazgeçilmez önemini idrak edebilirse, o zaman batıyı ve batılı değerleri sırtının ardına atarak gerçek değerlerine sarılabilecek ve bunun neticesi olarak ta gerçek İslam dünyası ortaya çıkmaya başlayacaktır.

İşte Arap baharı denen intifada süreci, batının büyüsünden kurtulup gerçeklerle yüzleşmeye başlamanın başlangıcını ortaya koyan bir işaret fişeği, İslam dünyası tarihinde çok önemli bir dönüm / kırılma noktasını oluşturmaktadır.

Şüphesiz ki öngördüğümüz bu değişme ve gelişme bir anda ve toptan olmayacaktır. Çeşitli etkenlerin etkisiyle zamana yayılacak bir süreç ve merhaleler halinde gerçekleşecek bir gelişimden bahsetmekteyiz.

Yaşadığımız Büyük Acılar Batının Cilasını Kazınmasına Vesile Oluyor

Bu gün yaşadığımız büyük çalkantılar ve acılar ve bunların karşısında batının ikiyüzlü tutumları, batının büyüsünün bozulmasında en önemli etmenlerdir. Bizlerin yıllarca okuyarak idrak ettiğimiz bu acı gerçekleri, İslam halkları bu yaşananlar dolayısıyla pratik olarak çok kısa sürede ve çok oturaklı olarak öğrenmektedirler.

Nitekim Suriye'de 2,5 yıllık süreçte batının Esed iktidarı hakkında ikircikli tutumu onun ikiyüzlülüğü hakkında bir kanaat oluşmasın sebep olmuşken, kimyasal silah kullanımı ile 1600 kişiyi katletmesinin ardından gelişen ve Esed'e kimyasal silahları yok etmesi halinde müdahale etmemeyi taahhüt eden tutumu batının ikiyüzlülüğünü çok bariz bir şekilde ortaya koyan bir hadisedir.

Memleketimizde gelişen ve halen devam ettirilmeye çalışılan Gezi Parkı bahaneli olaylar ile Mısır'da batılılarca perde arkasından gerçekleştirildiği konusunda kimsenin şüphesi olmayan askeri darbe ve bu süreçlerde yaşananlarda batının ikiyüzlülüğünü net olarak ortaya koymuştur.

Sadece bu süreçlerde yaşananlar bile batı büyüsünün bozulması için yeterli olup, bunu görmek istemeyenler analarından İslam düşmanı olarak doğanlar ile bunların ve bunlara kananların oluşturdukları odaklardır ve onlar hiçbir zaman gerçekleri görmeyecek, her şeye bir kılıf ve bahane uydurarak kendilerini ve batıyı temize çıkaracaklardır.

Bu Köklü Değişim Sürecinde İslamcıların Konumu Ve Görevleri

Batının cezbedici süslere sahip zehirli bir çiçek olduğunu ve cazibesine kapılarak koklayanları helak ettiğini biz İslamcılar elbette yıllardır biliyor ve gündemleştiriyoruz.  Elbette İslamcıların bu gerçekleri idrak ve deklare etmesi çok önemlidir, lakin yeterli değildir. Bu gerçeklerin halkın geneline mal olması ve halkın bu gerçekler gereğince iradesini doğru yöne yöneltmesi, olumlu yönde sosyal ve siyasal değişim için zaruridir.

Yaşadığımız süreç batı gerçeğinin halkın genelince idrak edilmesi açısından çok ciddi bir kırılma noktasıdır. Lakin halkın genelinin bu gerçeği idrak etmesi ve olumlu yönde bir değişim ve gelişim için irade oluşturması da, sağlıklı bir değişim ve olumlu bir gelişim için yeterli değildir.

Bu noktada İslamcıların olumlu yönde değişim ve gelişim için irade ortaya koyan halkın iradesini temsil, doğru yönlendirme ve önderlik konumuna gelmeleri de sağlıklı değişim ve gelişme için olmazsa olmazdır. 7.Araf Suresi 164. Ayette açıklandığı üzere, bu görevimizi yerine getirmemiz üzerimize kaçınılmaz (farzı ayn) bir görev olup, çabalarımız neticesinde toplumlarımızda olumlu yönde değişme olmasa bile, yeterli çabayı gösterenlerin dünyada ve ahirette kurtuluşuna vesile olacağı açıktır.

Aksi halde halkın bu iradesinin kadük kalması, olumlu değişim ve gelişimin gerçekleşememesi yada tekrar batıcı elitler tarafından sahte batı düşmanlığı maskesi altında batıcı yönde değiştirilmesi söz konusu olacaktır. Çünkü hayat boşluk kabul etmez. Bizim dolduramadığımız alanları başkaları doldurur, hazır sürülmüş tarlaya başka ekinler eker ve ürünlerini toplarlar. Nitekim son asırda memleketimizde ve diğer islam beldelerinde bu tür misaller yaşanmıştır

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim