1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. “Batı'da İslami Varlık Tehdit Olarak Görülüyor!”
“Batıda İslami Varlık Tehdit Olarak Görülüyor!”

“Batı'da İslami Varlık Tehdit Olarak Görülüyor!”

Almanya'da bulunan İrşad Kitabevi'nde “Batı’da İslam İmajı” konulu bir konferans veren Murat Kurt, Batı'daki İslamofobi ve anti-İslamizmin boyutlarına dikkat çekti.

A+A-

Almanya'da 1991'den faaliyetlerine devam eden İrşad Kitabevi'nin bu haftadaki konuğu Murat Kurt, "Batı'da İslam İmajı" konulu bir konferans verdi.

Murat Kurt, sözlerine Yeni Almanya İçişleri Bakanı'nın ilk göreve geldiği gün yaptığı açıklama ile başladı. "İslam Almanya'nın bir parçası değildir" diyen bakanın histerik bir hal alan tartışmalara damgasını vurduğunu ve Müslümanlara nasıl baktığını aktarmış olduğunu aktaran konuşmacı daha sonra Batı toplumunun büyük kısmının Müslümanlara karşı düşmanca tutumlarında görüş birliğine vardığını söyledi.

Almanya'nın en önemli yazarlarından, bir asır önce yaşayan, Karl May'ın romanlarında Müslüman tiplemeleri ile günümüz Müslümanlarının Batı'da aynı imaja sahip olduklarını aktaran Murat Kurt, May'ın romanlarındaki tiplemeleri şöyle sıraladı:

"Araplara hiç bir zaman güvenilmeyeceği, Müslümanların kötü koktukları, sahtekar oldukları, Müslüman kadınlarının ruhunun olmadıkları, Muhammed'in hasta fantezisi olduğu ve Kuran surelerini esrar aldıktan sonra rüya görerek yazdığını, vahşi, geri kalmış, hep mağlup olan düşük tahsilli oldukları."

Soğuk Savaş'tan sonra ilk olarak Batı'daki NATO gibi resmi çevrelerin İslam'ı bir tehdit olarak gösterdiklerini, sonra entelektüel çevrelerin televizyon ve basında yayın yaparak, kitaplar yazarak sanal bir düşman İslam imgesi ile bir paranoya oluşturduklarını aktaran Murat Kurt, "Batı'da Müslümanlara ait her unsur ve her çaba tehdit olarak görülüyor. Müslümanlar hiçbir şey yapmasalar bile varlıkları tehdit olarak görülüyor. İslam karşıtlığı küresel bir doktrin haline geldi." dedi.

Şu anki İslam düşmanlığı ile tarihte Avrupa'da başlayan Yahudi düşmanlığı ile paralellik kuran konuşmacı, 1940'da Nazi döneminde Yahudiler hakkında çekilen propaganda filmi olan "Der ewige Jude"den kısa bölümler gösterdi.

Murat Kurt, anti-semitizm ve anti-İslam karşılaştırmasında ise en büyük farkın anti-semitizme karşı tüm dünyada kanunların var olduğu ama anti-İslamizme karşı kanunların olmadığını ve Müslümanlara yapılan hakaret ve aşağılanmaların özgürlükler kapsamında değerlendirildiğini ve Batı'nın burada iki yüzlü davrandığını aktardı.

Almanya'da 2006'da Allensbach Enstitüsü tarafından yapılan araştırmayı paylaşan M. Kurt rakamların düşündürücü ve aynı zamanda korkutucu olduğunu söyledi:

"Şu an medeniyetler savaşı yaşanıyor (%56), İslam fanatik bir dindir (%83), İslam'da hoşgörü yoktur (%71), İslam gerici bir dindir (% 62), İslam demokrasi ile bağdaşmaz (% 60), İslam kadınları aşağılıyor (% 91)"

Anti-İslamizm ve İslamofobik kavramını işledikten sonra Kurt, İslamofobik söylemindeki temel iddiaları aktardı:

  • İslam kültürleri yeknesak, tek tip ve dolayısıyla değişime kapalıdır
  • İslam kültürü diğer kültürlerden tamamen farklıdır
  • İslam, Batı kültüründen aşağıdır, barbar, irrasyonel, ilkel ve cinsiyetçi tutumlara sahiptir
  • İslam acımasızca tehlikeli ve tehditkârdır
  • Müslümanlar dini inançlarını siyasal ve askeri çıkarları için kullanırlar
  • Müslümanların Batı kültürü eleştirisinin hiçbir değeri yoktur
  • İslam'a karşı düşmanlık, Müslümanlara yönelik ayrımcı pratikleri ve Müslümanların geniş toplumdan dışlanmasını meşrulaştırmak için kullanmaktadırlar
  • İslamofobi sanki doğal ve sorun teşkil etmeyen bir fenomen olarak görülmektedir.

İslamofobinin 11 Eylül'ün ürünü olmadığı, bu tarihten önce de var olduğu yapılan araştırmaların gösterdiğini belirten Murat Kurt, İslam hakkında toplumda bulunan önyargıların kendi başına ve soyut şeyler olmayıp ayrımcılık ve dışlama gibi davranış biçimlerinde ortaya çıktığını belirtti. Kurt'a göre 11 Eylül'den sonra ise başka bir boyut söz konusu oldu: "Artık Müslümanlar sadece sözlü değil aynı zamanda fiziki şiddete uğruyorlar."

Literatürde İslamofobi ve anti-İslamizm kavramları eş anlamlı ve geçirgen olarak kullanılıyorsa da iki kavramın tekabül ettiği olgular alanının birbirinden ayrılması ve dolayısıyla farklı anlamlarda kullanılması gerektiğini belirten Kurt, İslamofobi ve anti-İslamizm kavramını şöyle işledi:

İslamofobi:

"Daha sosyolojik bir kavram olarak batılı toplumların İslam karşısındaki korku, nefret, kınama, küçümseme gibi tutumlarını dile getirmektedir. Bu duyguların temelinde aile, sosyal çevre, eğitim ve medya gibi kurumlar aracılığıyla aktarılan ve yeniden üretilen tarihsel ve kültürel önyargılar yatmaktadır."

Anti-İslamizm:

"Batı dünyasında bazı ideolojik ve siyasal gruplar özellikle İslam düşmanlığını körüklemektedirler. Bu kesimler bir yandan tarihsel ve kültürel önyargılara başvururken diğer yandan da güncel dünyada yeni önyargıların yaratılmasına kaynaklık etmektedirler. İşte bu bilinçli ve maksatlı çalışmaları anti-İslamizm olarak tanımlayabiliriz."

İslamofobi kavramının, sosyolojik bir mahiyet arz ettiğini; anti-İslamizm kavramının ise daha ideolojik ve politik bir tutum olduğunu söyleyen konuşmacı, 11 Eylülden sonra Avrupa'da yeni bir değer üretildiğini ve bu değerin "güvenlik" olduğunu söyledi.

Alman toplumunun basına güveninin yüksek olduğunu yapılan araştırmalardan örneklerle sunan Murat Kurt, "Medya ve İslam" başlığı altında televizyonlarda çıkan programların önyargıyı ve toplumda İslamofobiyi daha çok beslediğini söyledi.

Spiegel dergisi ve diğer basın yayın organlarının nasıl İslam düşmanlığı yaptıklarını dergi kapaklarından örneklendiren Kurt, sürekli basının aynı şeyleri tekrarlayarak toplumu bu konuda ikna ettiğini aktardıktan sonra program sona erdi.

HAKSÖZ-HABER / ALMANYA

HABERE YORUM KAT