Batı, Mısır ve Tunus devrimlerine müdahale ediyor

12.02.2013 00:59

Osman Atalay

Mısır ve Tunus'ta yaşanan devrimler üzerinden tam 2 yıl geçti. Bölgede meydana gelen köklü değişimin adı bile derin bir tartışma konusu oldu. 40 yıllık diktatörlerin koltuklarını kaybetmesi kimine göre Arap Baharı, kimine göre devrim, kimine göre ise bu Arap halklarının uyanışı, isyanıydı.

Batı ilk zamanlar yaşananları şaşkınlıkla anlamaya çalışırken, Türkiye medyası çok hızlı bir şekilde bu değişimin Batı komplosu olabileceğinde karar kıldı. Oysaki çok bariz olan bir gerçek vardı ve o da halkın sokaklarda diktatörlere karşı birlik içerisinde karşı koyması ve totaliter liderleri alaşağı etmesiydi. Ardından hızla kurulan yüzlerce parti, ilk kez demokratik bir seçim yaşadı. Sandıktan çıkan partiler ilk sınavlarını vermeye başladılar.

Mısır'da gerçekleşen değişim özellikle ABD ve İsrail'i çok tedirgin ediyordu. 40 yıldır Hüsnü Mübarek rejiminin bölgede İsrail'in güvenliği ve ABD'nin Ortadoğu politikasında asla zafiyet göstermemiş ve Batı'nın bölgesel politikalarına aykırı hiçbir politik yapılanmaya müsaade etmemişti.

İsrail'in Gazze katliamları karşısında ise çok önemli rol üstlenmişti. Mübarek'in aniden yıkılışı karşısında Mısır'da sandıktan çıkacak olan siyasi yapı herkesi düşündürüyordu.

Mısır'da seçim sandığından Müslüman Kardeşler ve selefi grupların Nur partisinin galip çıkması çok kısa sürede Hıristiyanların yaşadığı mahalleler ve kiliselerde yapılan provokasyonların bastırılmasına rağmen, ülkede sancılı bir sürecin habercisiydi.

Bir süre sonra futbol maçında gerçekleşen kanlı olaylar, ABD ve İsrail elçiliklerinin basılması  ve seçimde Batı'nın desteğini alan liberal, sol ve Mübarek bürokrasisi bütün güçleri ile Ulusal Kurtuluş Cephesi adı altında örgütlenerek adeta ülkeyi karanlık bir kaos ortamına sürüklemeye çalıştı.

Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'ye muhalefet edenler, iktidara özgür seçim sandıkları ile gelen Mursi'yi kovmaya çalışıyor.

Tunus'ta da aynı senaryo işlemeye başladı. Seçim sandığından galip çıkan en-Nahda Hareketi, ülkenin sol partisi ile hükümet kurmasına rağmen bir yıl aradan sonra Tunus'ta hükümete  karşı protestolar ve bütün muhalefetin örgütlenmesine şahit oluyoruz.

Sol muhalefetin liderlerinden Şükrü Beleyid suikaste kurban gidiyor ve hemen akabinde  muhalif yapılar, “devrimi sahiplen ülkeyi şeriattan kurtar” çağrısı ile halkı sokaklara çağırıyor.

Tunus devriminin liderlerinden Raşit Gannuşi ise yandaşlarına çağrı yaparak büyük bir gösteri yapmalarını istedi ve en-Nahda hareketinin çağrısına kulak veren on binlerce halk Tunus sokaklarında; “Fransa yeter”, “Tunus bir daha asla Fransa sömürgesi olmayacak”, “Halk meşruiyetini korumak istiyor” sloganları attı. Tunus ve Mısır halkı sandıktan kendi seçtiği iktidarına sahip çıkıyor olması çok güzel bir olaydır.

Arap isyanlarının ardından İslamcıların sandıktan galip gelmesinin üzerinden tam 2 yıl geçti. Gelen iktidarlar geçmiş, Batı yanlısı diktatörlerin siyasi geleneğini devam ettirmediler. Bu durum ABD, İngiltere ve İsrail'i çok tedirgin etti. Mısır ve Tunus'ta yıllardır varlığını koruyan Batılı istihbarat örgütlerinin solcu ve milliyetçi sendika ile partileri örgütlemeyi başardıklarına şahit oluyoruz.

Mısır ve Tunus'ta yaşanan olayların arkasına baktığımızda halkın uyanışına ve devrim sürecine Batı'nın kirli bir müdahale planını görüyoruz. Gerek Mısır gerekse Tunus halkı sandıktan elde ettikleri haklarına sahip çıkacak gibi görünüyor. Demek ki, “Arap uyanışı devrimlerinin arkasında Batı tezgahı” var diyenlerin kehaneti tutmamış. Bu yüzden Arap devrimlerine bir kez daha akıl ve yürekle bakma zamanıdır.

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim