Batı medyasında ağız birliği: Koalisyon çok güzel, gelsene

07.06.2015 07:10

Merve Şebnem Oruç

Libya'da dördüncü gün…. Trablus'ta otel lobisinde aracımın gelmesini bekliyorum. Planda devrimin önemli noktalarından Misrata'ya yolculuk var. France24, Al Jazeera ve açık diğer TV kanallarında Türkiye'den en sıcak seçim haberleri dönüyor. Yanımdaki arkadaşla sohbetteyiz. Her ekranda Recep Tayyip Erdoğan'ın, Ahmet Davutoğlu'nun ve Selahattin Demirtaş'ın miting haberleri olunca konu da Libya'dan çıkıyor, Türkiye'ye dönüyor.

“Neler oluyor? Nedir bu koalisyon meselesi?” diye soruyor Akil. Anlatıyorum. Türkiye'de bir koalisyon ihtimalinin olduğunu, CHP-MHP-HDP iktidarının konuşulduğunu söylüyorum. İnanmıyor, karşı geliyor, “Hayır Merve, böyle bir şey olamaz. Sen abartıyorsun” diyor: “40 yıllık düşmanlar şimdi koalisyon mu kuracak?”

“40 değil 100 yıllık düşman...” diyorum ve ekliyorum: “Evet düşmandılar ama şimdi ortak bir amaçları var: Ak Parti'yi iktidar, Erdoğan'ı başkan yaptırmamak.”

Akil inanmamakta ısrarcı: “Peki bu ahlaki, ilkesel bir sorun değil mi? Bunu seçmenlerine nasıl açıklayacaklar? Nasıl HDP Kürt seçmenine 'Biz MHP ile koalisyon yapıyoruz' diyecek? Nasıl MHP, CHP oy verenine 'Biz HDP ile ortak hükümet kuruyoruz?' diyecek?”

Susup kalıyorum. “Acaba gerçekten ben mi abartıyorum,” diye düşünürken sosyal medyada Sırrı Süreyya Önder'in bir kanalda “CHP ile süreci yürütür müsünüz?” şeklinde sorulan bir soruya verdiği “MHP ile bile yürütürüz” cevabı ilişiyor. Akil'e haberi gösteriyorum ve çeviri programı yardımıyla okumasını istiyorum. Okuyor. Bu kez susup kalma sırası ona geliyor.

Sessizliğin ortasında durup düşünüyorum, Türkiye sevdalısı bir yabancıyı şok eden, ona ilkesiz gelen şey, koca koca analistlerin, politikacıların ağzında sakız olmuş durumda. Hayret edilecek bir durumun normalleşmesi karşısında ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Yoğun bir takvim nedeniyle pek fırsat bulup uzun uzun bakamadığım haberlere göz gezdirmeye başlıyorum.

En son New York Times'ın (NYT) bir başyazıda ABD ve diğer NATO müttefiklerini Türkiye Cumhurbaşkanı'nı çıktığı 'yıkıcı yol'dan vazgeçme çağrısına teşvik eden haberinde ve haberin yansımalarında kalmışım. Ama NYT ve müttefikleri arayı hiç boş bırakmamış. “Hangi liderin 1.150 odalı, Beyaz Saray'ın 30 katı büyüklüğünde bir sarayı var?” diye bir tweet'le paylaştığı haberde New York Times, 7 Haziran genel seçimlerinin Erdoğan için bir referandum niteliğinde olduğunu iddia ediyor. Yine... 

Beyaz Saray 1800'lerin başında inşa edildiğinde nasıl bir gösterişe sahipti acaba, hayal etmeye çalışıyorum ve yeni yapılan bir cumhurbaşkanlığı sarayını nasıl da kolaylıkla 200 yıl önce inşa edilen ve şatafatı dilden dile dolanan bir yapıyla kıyasladıklarını anlayamıyorum. Ya da Çankaya Köşkü'nün ilk sahiplerinin Ermeni Kasapyan ailesi olmasının, ailenin tehcir sırasında Ankara'dan güvenlik gerekçesiyle kaçmasının ardından eve el koyan Bulgurluzade ailesinden satın alınmasının nasıl bir bedel olduğundan kimsenin bahsetmemesini kavrayamıyorum. 

Ve bu genel seçimin bir kez daha Batı medyası tarafından 'Erdoğan hakkında bir referandum' olarak lanse edilmesine inanamıyorum. 30 Mart Yerel Seçimlerine biçtikleri kumaş buydu, 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin mantığı zaten buydu. Erdoğan 30 Mart'ta Başbakan iken 'referandumlaştırılan' seçimden zaferle çıktı; 10 Ağustos'taysa halkın %52'sinin oyunu alarak bu referandumu daha ilk ayakta geçti. Şimdi, tekrar, sıkılmadan, bu neyin referandumu, onlar sıkılmıyor ama ben artık sormaktan bile yoruluyorum.

Derken BBC'nin Selin Girit imzalı haberi çarpıyor gözüme. Başlık: “Bu Türkiye'deki son demokratik seçim olabilir mi?” “Vay canına,” demekten kendimi alamıyorum, “yıllarca 'Şeriat geliyor', diye çığlık atan Kemalistlerin hastalıkları kendi paranoyaklıklarından kaynaklanmıyormuş.” Malum başlık saatler sonra değiştiriliyor, okuyucunun zihnine istenen mesaj kazındıktan sonra: “10 yılı aşkın süreden beri en az tahmin edilebilir seçim.” Yeniden bir “vay canına,” istemsizce dökülüyor ağzımdan; demek Türkiye'de demokrasinin sonu getirecek olan, kazanacak olanın en belirsiz olduğu seçimmiş. Öyle ya, diktatörlüklerde kazananın kim olacağı hep zor tahmin edilir.”

Erdoğan'ın 'otoriterlik eğilimleri' konusunda fikir ortaklığı ile 'karizmatik' sıfatını Fethullah Gülen'e mi yoksa Selahattin Demirtaş'a mı takacağı konusunda fikir ayrılığı yaşayan BBC ve NYT haberleri bırakıp Wall Street Journal'a bakıyorum. HDP'nin %10 barajını aşarsa Erdoğan'ı durdurabilecek güç olduğunu, %10 barajını aşamazsa Kürtlerin Meclis'te temsil hakkını kaybedeceğini söyleyen absürt bir denkleme oturtulmuş video habere bakıp Guardian'a geçiyorum. Gazeteden beklenmeyecek kadar küstah bir dille kaleme alınmış haberde konu Kemal Kılıçdaroğlu'nun başlattığı 'altın tuvalet', hedef yine Erdoğan.

Bitmiyor, Bloomberg'den Washington Times'a, Haaretz gibi İsrail gazetelerine ve hatta editörlerinin çoğu BBC'den gelme El Cezire İngilizce'ye hemen hepsinde aynı anti-Erdoğan kampanyasını ve 'koalisyon çok güzel Türkiye, gelsene' içerikli haberleri gördükçe yalan yok, şişiyorum. Bu yıl seçimlerde ilk kez oy kullanacak geniş bir kitlenin, Türkiye'nin koalisyonlu günlerini hiç yaşamadığını, koalisyonların Türkiye halkına ekonomik maliyetinin ne olduğunu hiç bilmediği hatırlıyorum. NATO'nun bir parçası değil, emir eri gibi muamele edilen, faiz yiyicilerin içeride at koşturduğu ama pek çok kez 'Hıristiyan topluluğu' olduğu vurgulanan AB kapısında yıllarca bekletilen Türkiye'de bir koalisyon elbette Batı için 'çok güzel', anlıyorum.

Batılı gazetelerde parlatılan 'Pensilvanyalı vaiz'i, HDP'ye bağlanan umudu, Gülen Örgütü'nün kırk yıllık düşmanı HDP'ye verdiği desteği düşünürken HDP'nin Diyarbakır mitinginde patlama olduğu haberi geliyor. Kafam karmakarışık. Akil'in sesini duyuyorum: “Merve, araç geldi.”

“Akil,” diyorum, “Misrata'ya başka zaman gidelim. Bana Türkiye'ye bilet bulabilir misin? Eve dönüp oy kullanmam lazım.”

* Bu yazı 5 Haziran Cuma günü kaleme alınmıştır.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim