Başsavcı ne dedi?

15.07.2008 04:28

Bülent Korucu

Ergenekon Terör Örgütü soruşturmasında iddianame mahkemeye teslim edildi. Mahkeme henüz kabul etmediği için muhtevasını bilemiyoruz, ancak usul hakkında önemli tespitler var.

İstanbul Başsavcısı Aykut Cengiz Engin ve yardımcısı Turan Çolakkadı'nın birlikte açıklaması başlı başına mesaj niteliğinde. Soruşturmayı savuşturmaya çalışanların sık başvurduğu söylemler akamete uğramış oldu. Bilhassa 1 Temmuz operasyonunda başsavcının ağzından 'Haberim yok' cümlesi uyduruldu. Cihan muhabirinin Engin'e dayanarak verdiği habere kadar savunma tezlerinin temeli bu cümleydi. Başında kavak yelleri esen genç bir savcının fantezisi gibi gösterilmeye çalışılan soruşturmayı, başsavcılık dün net biçimde sahiplendiğini vurguladı. İddianamenin arkasında kurumsal duruşu kayıtlara geçiren açıklamanın yapılış şekli başlı başına anlamlı. İddianamenin yetkili başsavcı vekili tarafından incelenerek onaylandığı ifadeleri bu fotoğrafı güçlendiriyor.

Başsavcı Engin'in cümleleri de özenle seçilmiş ve doğrudan eleştirileri cevaplamaya yönelikti. Operasyonun başlangıç noktasına, Ümraniye'de ele geçen bombalara dikkat çekildi. Somut delillerden hareket edildiği ortaya konuldu. Gecikme ile ilgili eleştirilere açık ve teknik cevaplar verildi. "Soruşturmanın çok kapsamlı olması ve şüpheli sayısının fazlalığı, teknik ve fizikî takipler ve aramalarda elde edilen yüz binlerce sayfa belge ve dokümanların yeni operasyonları gerektirmesi, bunların incelenmesi ve tasnifi, elde edilen belgelerle ilgili olarak yazışma yapılan kurumlardan cevapların beklenmesi, özellikle yeni CMK hükümleri gereğince iddianamenin düzenlenmesi için soruşturmaya esas teşkil eden tüm delillerin toplanmasının gerekli olması, bu belge ve delillerin değerlendirilmesinin uzun süreleri kapsaması ve nihayet 441 klasör ekleri bulunan ve 2 bin 455 sayfadan oluşan bir iddianamenin tanzimi ve yazılması gibi zorunlu sebeplerle davanın açılması bugüne kadar uzamıştır.'' denildi.

Tutuklama kararlarının yetkili mahkeme tarafından verildiğinin altı şu cümlelerle çizildi: "Gerek tutuklu ve şüphelilerin itiraz ve talepleri, gerekse cumhuriyet savcılarının resen başvuruları sebebiyle şüphelilerin tutukluluk halleri, yetkili mahkemece en geç birer aylık periyotlarla ve defalarca incelendi." Başsavcı, tutukluluk hallerinin yetkili ve görevli mahkeme kararları ile sürdürüldüğünü hatırlattı. Böylece sanki tutuklamalar savcının ve hatta polisin keyfi uygulamasıymış gibi hava oluşturmaya çalışanların kulağı çekildi. Başsavcı Engin, Savcı Zekeriya Öz'ü eleştirmek için Ergenekon adını istismar edenleri de unutmadı. Başsavcı, "O ismi kolluk ya da savcılık değil, suç isnat edilenlerin bizzat kendisi vermiştir." sözleriyle bu konudaki eleştirilerin önünü kesti.

Başsavcı Engin, açıklamasında hem suçlamaları, hem de bunlara dayanak olan mevzuatı ayrıntılı olarak sıraladı. Bunlar arasında en dikkat çekicisi Danıştay saldırısı ile ilgili olanıydı. Danıştay saldırısına ve Cumhuriyet Gazetesi'ne bomba atmak suçlarına azmettirmekle suçlanan birileriyle karşı karşıyayız. İspat edilebilirse benzer cinayetler ve saldırıların dosyalarını da raftan indirmek mümkün olabilir. Uğur Mumcu'dan Necip Hablemitoğlu'na uzanan faili meçhul cinayetler zinciri masaya yatırılabilir. Yakın tarihimizdeki birçok karanlık noktanın aydınlanması yanında, önleyici etkisi ile demokratikleşme sürecimiz hız kazanabilir. Hukukun üstünlüğüne ve demokrasiye inananlar bu mücadeleye sahip çıkmalılar.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim