Başörtüye ‘kınamadan’ öte yaptırım yok

20.01.2013 00:31

Elif Çakır

Geçen hafta kaleme aldığım “Öğretmenler başörtülü olarak okullara girebilir” ve “Kod adı: 657” başlıklı yazılara gelentepkiler beni dahi şaşırtacak nitelikte.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in ağzından yazdığım “kılık kıyafet yönetmeliğinde ki başı açık ibaresi, öğretmenleri, personeli, idari görevlileri ve hizmetlileri kapsamıyor” açıklamasına hala tepkiler gelmeye devam ediyor.

Kamu personelinin kılık kıyafetine ilişkin yönetmeliğin bu kadar abartılmaması gerektiğine dair yazdığım yazıya “Kanun koyuculardan daha mı iyi biliyorsun, sallama!” minvalli tepkilerden sonra anladım ki... Burası Türkiye ve bu tuhaflıklar ülkesi bizleri de ilginçleştirmiş.

Demem odur ki, vatandaşlar olarak ülkemizi bulmuşuz!

Ancak benim yine de Anayasada yeri olmamasına rağmen birkaç hasta ruhlu adamın 1982 darbesinden sonra kamu personelinin kılık kıyafetini düzenleyen yönetmeliğe koyduğu saçmalıkların peşini bırakmaya hiç de niyetim yok.

Aleme ibretlik kılık kıyafet yönetmeliğini ve bu yönetmeliğe uyulmadığı takdirde “ceza”sının ne olduğunu bilen var mı aranızda?

Eminim ne yönetmeliği baştan sona okuyan ne de hiçbir hukuki gerekçeye dayanmayan cezasının ne olduğunu bilen vardır aranızda...

Erkek memurların bıyıkların tabii bırakılıp üstten ne kadar kesileceğinden, uzunluğunun üst dudağı geçmemesine, kadınlar için ise saçların nasıl topuz yapılacağından nasıl taranacağına kadar ve kadın-erkek tüm memurların “başları daima açık olacak” saçmalığından, tırnakların her daim temiz olması gerektiğine kadar düzenleyen bir yönetmelikten bahsediyorum.

Kamu personelini dünyanın sonuymuş gibi korkutan “saç, sakal, tırnak, ayakkabı” yönetmeliğine uyulmadığı zaman ne oluyor peki:

Birinci de UYARI alıyorsun... İkinci de KINAMA alıyorsun... Üçüncü de yine KINAMA ve böylece devam ediyor... Başka da bir yaptırımı disiplini yok...

Yok aslında diyorum, biz hakkımızı arayıp sormadığımızdan olsa gerek, 28 Şubat darbecileri de kafalarına göre “kamu personelinin kılık kıyafetini düzenleyen yönetmelik” için el yükseltip “işten atılsın” buyurmuşlar.

Hiçbir hukuki gerekçeye dayanmadan, nasıl olsa bu ülkede birisi çıkıp da “yassak” dedi mi akan sular duruyor “neyin neden ve niçin” yasak olduğunu araştırma gereği bile duyulmuyor. Çıkıp “x bakanın açıklamasına göre” o yassak bildiğiniz yasak değil diyorsunuz... Başörtüsüyle işyerine giden bir devlet memuru “uyarı-kınama-kınama” bu şekilde devam eder ancak ne işten atılma ne de başka haklarını kaybetme sebebi değil... Nokta.

Gelelim madalyonun öteki yüzüne.

***

Hukukçu değilim ancak bana asıl tuhaf gelen ise Anayasanın bilmem kaçıncı maddesi, bilmem hangi kanunun kaçıncı maddesine göre Yüksek Mahkeme’nin başörtüsüne özgürlük yolu açacak kararı verebilmesi için “iç hukukun tüketilmesi, zaman aşımı süresinin geçmemiş olması” gibi bir sürü gerekçelerin gösterilmesi...

Tuhaflığa bakar mısınız, Anayasa Mahkemesinin bir temel hakkı güvence altına almak, bir temel hak ve hürriyet gaspı olarak gördüğü yasal düzenlemeyi ortadan kaldırmak için “yeniden” bir hak ihlalinin olmasını bekliyoruz.

Sizce de komedi değil mi?

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim