1. YAZARLAR

  2. Etyen Mahçupyan

  3. Başörtüsü yasağının işlevi
Etyen Mahçupyan

Etyen Mahçupyan

Yazarın Tüm Yazıları >

Başörtüsü yasağının işlevi

A+A-

Muhafazakârların iktidarı kalıcı olarak ele geçirdiği tespitini yaparak acil tedbir almaya çalışan laik merkezin tek çaresi CHP'nin yeniden adam edilmesi...

Ne var ki bu parti uzunca bir süredir Kemalist ilkeler etrafında donuklaşmış ve tıkanmış olmakla kalmıyor, bu arkaik pozisyonla kabaca yüzde 20'lik bir seçmen kitlesini elinde tutuyor. Kısacası CHP elindeki seçmen kitlesini kaybetmeden 'yenileşmek' zorunda. Bunun anlamı yüzeysel bir demokrasi ve özgürlük söyleminin Kemalist ilkelere 'giydirilmesi' olacak ve en keskin sınav da başörtüsü konusunda verilecek.

Başörtüsü yasağı bugüne dek esas olarak üniversiteler bağlamında tartışıldı. Çünkü üniversitelere kıyafet kuralı getirmek başlı başına bir skandaldı ve kamuoyu başörtüsünün basit insan hakları açısından özgür olması gerektiğini tartışma noktasına gelemedi. Otuz yılı geçen bu süre zarfında CHP ise başörtüsünü üniversitelerde yasak kılmak üzere siyasi ve ideolojik mücadele vererek, 'çağdaşlığın' ne menem bir arkaiklik olduğunu kanıtladı. Bugün bu partinin önünde farklı bir misyon var ve bir anda parti Kılıçdaroğlu'nun deyimiyle 'gerçek' özgürlüğü savunur oldu. 'Gerçek' özgürlük ise başörtüsünün sadece üniversitede serbestçe kullanılması ama başka alanlarda yasaklanması imiş... Faşizanlığı yumuşatmanın özgürleşme olduğunu sanan bu anlayış CHP'yi kritik bir eşikte bırakmaya çok müsait. Parti bir yandan yeni seçmen edinmeyi zorlaştıran, öte yandan da eski seçmeni ikna etmede zorlanan bir pozisyona mahkûm gibi gözüküyor.

Böyle bakıldığında başörtüsü tartışmasının iktidarı değil, muhalefeti zorlayacağı açık. Çünkü artık işin 'gerçeğini' konuşma zamanı geldi... Akla, vicdana, kısaca insanlığa karşı olan böylesi bir yasağın bunca zaman sürdürülmesinin kime yarar sağladığını sorgulama durumundayız. Toplumun modernleşmesini isteyenlerin yararına olmadığı açık... Çünkü modernlik kamusal alana katılmakla, vatandaş olmakla ilintili ve bunu sağlayan en önemli araç da eğitim. Diğer bir deyişle modernlik ancak modern olmayanların modern eğitime tabi olmalarıyla sağlanabilir. Bu eğitimin tümü okullarda yaşanmasa da, okul temeli olmayan birinin diğer alanlardaki modernlik fırsatlarını da kullanamayacağını öngörmek zor değil. Ayrıca modernlik geleneksel aile yapısının ve zihniyetinin kırılmasını ve 'dışa açılmasını' da talep ettiği ölçüde, bireyselleşmeyi ima eden eğitim süreçlerini teşvik eder. Bu açıdan bakıldığında seküler dünyanın başörtüsünü hele üniversitelerde yasaklaması akla ziyan bir durum.

Ama Türkiye'de durum tam da bu... Buradan çıkacak sonuç bizdeki laiklerin ve CHP'nin Batılı anlamda modern olmadıklarıdır ama bu artık epeyce sıradan bir tespit. Daha önemlisi başörtüsü yasağının doğrudan siyasi bir işlevi olduğudur. Bu yasak sayesinde toplumu kutuplaştırmak ve CHP'nin yüzde yirmilik seçmeni konsolide etmesi mümkün olmuştur. Diğer bir deyişle başörtüsü nasıl muhafazakâr kadın için kimliksel bir anlam taşıyorsa, başörtüsü yasağı da Kemalist laikler için kimliksel bir anlam taşımakta. Ancak bu garip bir simetri, çünkü başkasının hayatını sınırlamayı kendi varoluşunun temeli yapmak doğrudan hastalanmaya işaret eder. Nitekim bu hastalanmanın parçası olan paranoid 'korku ve endişe' söylemi de kimliksel direnç yaratmak için tedavülde tutulmakta...

Sonuçta CHP'nin kendi seçmeniyle olan temsiliyet bağının ana unsurlarından biri, söz konusu yasak olmuştur. Bu yasak bunca zaman CHP'nin 'ayakta' kalmasını sağlamış, AKP'nin kalıcı bir iktidar olma yolunda ilerlemesi ise bu bağımlılığı daha da pekiştirmiştir. Kılıçdaroğlu'nun başörtüsü meselesini iktidara gelince çözecekleri sözü, aslında AKP başta olduğu sürece bu meseleyi niçin çözmek istemeyeceklerini de söylüyor.

Milyonlarca kadını mağdur eden, onları doğal haklarından mahrum eden bu zulmü sadece CHP'ye yüklemek de doğru olmaz. Çünkü laik kesim bir bütün olarak buna pek de itiraz etmedi... Aksine başörtülülerin giremediği üniversitelere daha rahat girebilmenin lüksünü yaşadı ve devlet odaklı yumuşak faşizmin destekçisi oldu. Laik kesim bir bütün olarak ele alındığında bu süreçte ahlaki zaaf gösterdi... Şimdi bunlar yaşanmamış gibi CHP üzerinden laiklerin bir bölümü de 'yenilenmiş' gibi sunuluyorlar. Ne var ki bu sadece sahte bir yenilenme değil... Sahtekârlığın ta kendisi.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT