Başörtüsü yasağı ve "yaşam tarzı" dayatması

06.10.2010 00:59

Erhan Başyurt

Başörtüsü tartışması, YÖK'ün İstanbul Üniversitesi'ne gönderdiği bir talimatla yeniden alevlendi.

Söz konusu talimatta, hiçbir öğrencinin kılık kıyafetinden dolayı öğretim üyeleri tarafından sınıftan atılamayacağı belirtildi.

Başörtüsü yasağı bugünkü haliyle 28 Şubat darbesinin geriye bıraktığı kötü bir miras.

Maalesef, bürokratik ve akademik seçkinlerin desteğiyle yürürlüğe konuldu.

Anayasal hiçbir dayanağı yok.

Aksine Anayasa Mahkemesi'nin bir gerekçesinde yer alan bir ifade uygulama için dayanak gösterildiğinden bizzat Anayasa'yı ihlal söz konusu.

Çünkü Yüksek Mahkeme'nin yasa koyucu gibi davranamayacağı, Anayasa hükmüyle sabit.

Uygulama genç kızların eğitim ve öğrenim özgürlüğünü engellediği için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile de ters.

Üniversitelerde başörtüsü yasağının ne kadar büyük bir saçmalık ve ayıp olduğunu görmek istiyorsanız şu gerçek tek başına yeter:

"İster Hıristiyan ister Musevi olsun, ister Budist ister puta tapan olsun hiçbir toplumda ya da devlette böyle bir uygulama yok. Dünyada bu ayıbı sürdürme ısrarını gösteren tek ülke Türkiye..."

Türkiye bazı dönemlerde bu uygulamayı o kadar ileri götürdü ki, başörtülü bir bayanın belediye otobüsü ile kampus içerisinden geçmesini engelledi.

Yaşlı bir teyzenin başörtüsü ile üniversite hastanesine acil hasta olarak girişine izin vermedi.

Üniversite kapısında "ikna odaları" kurarak genç kızlar başlarını açmaya zorlandı.

Yetmedi. Kampus kapısından girmek isteyen genç kızın başörtüsü güvenlik görevlileri tarafından zorla açıldı.

Bazı "seçkinler" bu yasağı o kadar takıntı haline getirdi ki, peruk kontrolü yapılmasına bile yeltenenler oldu.

Türkiye'de, üniversite kapılarından çevrilen binlerce genç kızın, dünyanın dört yanına eğitim almak için dağılmaları bile aklımızı başımıza getirmedi.

"Siyasi simge" bahanesiyle yasağa kapı aralanan başörtüsü konusunda umarım artık siyasi uzlaşma da sağlanabilir.

Umarım birileri "durumdan vazife" çıkarıp yeniden dramatik uygulamalara dönülmesi için gayret göstermez.

Sorunun uygulama ile çözülebileceğini CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu da Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç da ifade ediyor.

Öyleyse YÖK'ün talimatı meselenin suhuletle halli yolunda önemli bir fırsat sağlıyor.

Seçim meydanlarında başörtüsü sorununu çözme sözü veren siyasiler umarım "seçkin" baskısıyla kamuoyunun rağmına adımlar atmaya yeltenmezler.

Başörtüsü bugünden itibaren çözülme sürecine girerse, AK Parti kadar sorunun halli konusunda uzlaşı gösteren CHP ve MHP'nin de eseri olacak. (Tabii yeni bir yol kazası yaşanmazsa...)

Kazanansa, "yaşam tarzı" dayatmasına maruz kalmaktan kurtulan toplum ve demokrasimiz olacak.

BUGÜN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim