1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. AMASYA

  4. Başörtüsü Yasağı Her Yerde Son Bulmalıdır
Başörtüsü Yasağı Her Yerde Son Bulmalıdır

Başörtüsü Yasağı Her Yerde Son Bulmalıdır

Amasya'da çeşitli kuruluşlar başörtüsüne özgürlük için birlikte eylem yaptılar.

A+A-

Hızır-Der, Özgür-Der, Nehir-Der, Altınoluk, İlim Yayma Cemiyeti, İ.H.H, Diyanet-Sen, Toçbir-Sen, Büromemur-Sen, Ulaştırma-Memur-Sen, Benbir-Sen, Türk Diyanet Vakfı, Sağlık-Sen’den oluşan 13 kurumun temsilcileri, Amasya Yavuz Selim Meydanı'nda ‘kamu ve her kademede başörtüsüne özgürlük’ için ortak basın açıklaması yaptılar.

Basın açıklamasında Milli Eğitim Bakanlığı’nın yasağı sürdüren yeni yönetmeliği protesto edildi.

Serdal BENLİ' nin açılış konuşmasıyla başlayan basın açıklaması esnasında, “Yasakçı Kıyafet Yönetmeliği Geri Çekilsin! Başörtüsüne Şartsız Her Yerde Özgürlük! Ve Tüm Okularda ve her Kademede Başörtütüsü yasağına son”pankartları açılırken, “Başörtüsünü Sorun Gören Zihniyet Sorunludur”; “Kamu çalışanlarına, başörtüsü yasağına son”; “Memur köle, devlet efendi değildir”; “Yeni Yönetmelik: Köhnemiş Yasak!”; “12 Eylül’ün Yasakçı Ruhu Yeni Yönetmelikte Yaşatılıyor”; “Yasaklı Açılıma Hayır!”; “Dün Ezan Bugün Başörtüsü Yasak!”; “Niçin okula başörtümle gidemiyorum”; “Başörtü Onurumuzdur Koruyacağız!”; yazılı dövizler taşındı. Basın açıklamasını dernekler ve kuruluşlar adına Fehmi GİDER okudu.

 

Serdal BENLİ  açılış konuşmasında; Rabbimizin Başörtüsü emrinin gereği olarak,  Milli Eğitim Bakanlığının yeni yönetmeliğinde yer alan orta dereceli okullarda okuyan kızlar için başörtüsü yasağına karşın, sadece okullarda değil kamu ve tüm kademelerde başörtüsüne  özgürlük istediklerini belirtti.  Yakın zamanda Eğitim Bir-Sen ve Aktif Eğitim-Sen in başlattıkları ‘Özgürlük için  10 milyon imza’ kampanyasını desteklediklerini belirten Serdal Benli, Yavuz Selim Meydanın da 3 gün sürecek imza kampanyasına tüm Amasyalılardan destek beklediklerini belirtti. Daha sonra basın metnini okumak üzere Sözü Fehmi  GİDER' e verdi. 

 

amasya_basortu_eylemi.jpg

 

amasya_basortu_eylemi-(2).jpg

 

amasya_basortu_eylemi-(3).jpg

 

amasya_basortu_eylemi-(4).jpg

 

amasya_basortu_eylemi-(5).jpg

amasya_basortu_eylemi-(6).jpg

 

amasya_basortu_eylemi-(7).jpg

amasya_basortu_eylemi-(8).jpg

 

amasya_basortu_eylemi-(9).jpg

 

amasya_basortu_eylemi-(10).jpg

 

amasya_basortu_eylemi-(11).jpg

 

amasya_basortu_eylemi-(12).jpg

 

Fehmi GİDER tarafından 13 STK adına okunan BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ ŞÖYLE:

 

                    BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI BÜTÜN KAMU ÇALIŞANLARI İÇİN VE TÜM OKULLARDA DERHAL KALDIRILMALIDIR!

01 Şubat 2013

Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanıp kabinenin imzasından geçtikten sonra 27 Kasım 2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmeliği medya “Okullarda tek tip kıyafet kaldırıldı!” manşetiyle halka duyurdu. “Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik” başlığını taşıyan ve 2013-2014 eğitim–öğretim döneminden itibaren yürürlüğe gireceği açıklanan yönetmeliğin bir şeyleri kaldırdığı, değiştirdiği açık ama aynen muhafaza ettikleri de var. Ve yönetmelik incelendiğinde yıllardır okullarda kanayan yaramıza dönüşmüş bulunan başörtüsü yasağının kısmi birtakım esnemeler haricinde aynen korunduğu görülmekte.

Okullarda öğrencilerin belli tipte ve üniforma türünden kıyafetlere zorlanmamasını, isteyen herkesin belli sınırlamalara uymak kaydıyla istedikleri kıyafetleri giyebilmelerinin önünü açan yönetmeliğin hangi ihtiyaca tekabül ettiği tartışmalı bir konu. Ailelerin çoğunun okullarda marka ve gösteriş yarışına yol açabileceği endişesiyle kıyafet serbestîsinden yana olmadığı biliniyor. Buna rağmen hükümet “özgürlükçü” bir tutumla somut bir talep olmadığı halde bu uygulamaya girişmiştir. Ne enteresandır ki, talep olmadığı halde özgürlükçülük adına, aileleri de tedirgin edebilecek bir düzenlemeye imza atan hükümet somut talebin olduğu noktada adım atmaktan imtina ediyor ve başörtüsü yasağının sürmesinden yana tavır alıyor.

Türkiye’de bir yandan darbecilikle hesaplaşma ve darbeci azgınlığın yol açtığı kirliliklerden arınma çabaları sürüyor. 12 Eylül’den, 28 Şubat’a, Ergenekon’dan Balyoz’a süregelen yargılamalarla darbe karanlığı aşılmaya çalışılıyor. Ne var ki, darbeci zihniyetin ortaya çıkardığı hukuksuzlukların ve on yıllardır halka acımasızca dayatılan zulümlerin topyekün tasfiyesi konusunda gereken kararlılık ve samimiyet bir türlü sergilenemiyor.Bu olgunun en acı verici göstergelerinden biri olarak Türkiye’nin başörtüsüyle imtihanı hala sürüyor. İslam düşmanlığının açık bir göstergesi ve Müslüman kadınlara, kızlara hayatı dar etme anlayışının bir yansıması olan başörtüsü yasağı toplumsal yaşamın farklı alanlarında her gün bir başka görüntüyle arz-ı endam ediyor. Mümin hanımların Rablerinin emrine icabet kaygısıyla başlarına taktıkları başörtüsü gerek devlete egemen zihniyet açısından, gerekse de halkın inancını, kimliğini tasfiye edilmesi gereken bir gerilik kategorisinde gören Kemalist-laik kadrolar açısından bir düşmanlık nesnesi olarak algılanmakta.

 

Bu çirkin ve sapkın tutumun örnekleriyle her gün karşılaşmak mümkün. Yasakçı zihniyeti bir gün okula başörtüsüyle gelen öğrenciyi derse sokmayan öğretmen kılığında; bir başka gün başörtülü bir hanım öğretmeni kolundan tutup okul binasından çıkartan okul müdürü şeklinde görebiliyorsunuz. İşgüzarlık sınır tanımıyor ve bu despotik anlayış bir bakıyorsunuz, özel sektörde çalışan başörtülü bir hanımın işini yapabilmek için ihtiyaç duyduğu meslek odası belgesinden mahrum bırakılması formunda zulmünü dayatabiliyor.

 

Bir tür saçmalıklar, hukuksuzluklar, ahlaksızlıklar dizisi şeklinde sürüp giden bu olayların failleri hükümetin edilgen, çelişik, pısırık tutumuyla daha da pervasızlaşıyor ve şirretliklerini daha azgın bir tarzda sergileme zemini buluyorlar. Kendilerinde vehmettikleri yetki ve makamların ardına sığınarak içlerindeki zalimliği kusmaktan geri durmuyorlar.

 

Yapılması gereken bellidir, atılması lüzumlu olan adım açıktır. Hiçbir insani, ahlaki, hukuki dayanağı olmayan bu dayatmanın mevzuattan, uygulamadan, zihinlerden bütünüyle kazınması gerekiyor. Bunun için zaman vermeye, süre uzatmaya, ertelemeye ya da geçiştirmeye gerek yoktur. Zulüm ve haksızlık olduğu aşikâr bir uygulamanın sonlandırılması için atılacak adımların belirsiz tarihlere ertelenmesi anlamsızdır, ayıptır.

 

İşte bu yüzden artık yeter diyoruz! Bu çirkinlik, bu zorbalık, bu hukuksuzluk derhal son bulsun diyoruz! Şerefle, gururla taşıdığımız inancımızdan, kimliğimizden ötürü birilerinin önümüze yasak duvarları örmeye kalkması saçmalığını hiçbir şekilde kabul etmediğimizi, Rabbimizden başka kimsenin önünde eğilmeyeceğimizi haykırıyoruz.

Meclisi ve Hükümeti bu sorunu acilen, her yerde ve kesin biçimde kaldırmak üzere harekete geçmeye davet ediyoruz. Zulmün kılıfı olan mevzuat gerekçesini artık hiçbir vesileyle, hiç kimseden duymak istemiyor, sorun nereden kaynaklanıyorsa yetkililerin oraya el atmalarını istiyoruz. Başörtüsü yasağı denilen zalimane dayatmanın muhatabı, mağdurları olan hanımları ve genç kızları ise hiçbir biçimde bu zorbalığa boyun eğmemeye ve dayatmaya fiilen karşı koymaya çağırıyoruz. Hiçbir yasa, yönetmelik ya da teamül insanları inançlarından ötürü mağdur etmenin gerekçesi olamaz. Yasağa kılıf olarak öne sürülen bu tür gerekçeleri tanımadık, tanımayacağız.

 

 HIZIR-DER  /   ÖZGÜR-DER  /  NEHİR-DER  /  ALTINOLUK-DER  /  İLİM YAYMA CEMİYETİ  /  İ.H.H. /   DİYANET-SEN  /  TOÇBİR-SEN  /   BÜROMEMUR-SEN  /  ULAŞTIMA MEMUR-SEN  /  BENBİR-SEN  / TÜRK DİYANET VAKFI  /SAĞLIK-SEN

HABERE YORUM KAT

4 Yorum