1. YAZARLAR

  2. Hilal Kaplan

  3. Başörtüsü ve mezuniyet
Hilal Kaplan

Hilal Kaplan

Yazarın Tüm Yazıları >

Başörtüsü ve mezuniyet

A+A-

"Üniversitelerdeki başörtüsü yasağı bitti" dense de yasağın devam ettiği üniversiteler hâlâ var. Sayıları az ama bu zulme maruz kalan bir insan bile "çok"tur aslında.

Aldığım bilgilere göre yasağın katı bir şekilde sürdüğü okullar Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Mersin Üniversitesi. Yasağın bazı fakülte veya bölümlerde uygulandığı okullarsa Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Trakya Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi ve geçenlerde "Yasak kalktı" haberine malzeme olarak başörtülü öğrencileriyle fotoğraf çektiren dekanın da olduğu Ege Üniversitesi.

Yasakçı okulların listesini verdikten sonra pek çok köşe yazarını ilgilendirmeyecek kadar önemsiz olduğu düşünülen konumuza gelelim:

Lisansımın bitmesine yakın okul yıllığı için çalışmalar hızlanmıştı. Mezuniyetim, benden çok, öğrenimine ailesi tarafından engellendiğinden devam edemeyen annemi heyecanlandırıyordu. Bu yüzden okul yıllığına da annemin isteği üzerine katıldım, mezuniyet törenine de. Ancak kantinden, bahçeden, kütüphaneden, yani okulda "görünebilir" olacağımız her yerden uzak durarak, güvenlik görevlilerinden köşe bucak kaçarak okuduğumuz yetmiyormuş gibi okul yıllığında da başörtülü fotoğrafımızın yer almayacağı söylenmişti. Bundan dolayı üniversite yıllığındaki sayfamda kocaman beyaz bir boşluk var... Mezuniyet törenine de boğazlı bir penye ve başörtüsünün kapattığı şekilde kulaklarımı ve yüzümün yan tarafını örten bir bone üzerindeki kepimle katılmıştım. Bu uygulamanın kendimi ne kadar buruk hissettirdiğini gerçekten anlatamam. Yaşayan bilir ve ne yazık ki hâlâ yaşanıyor... Mezuniyet tarihi yaklaşıyor ve yine başörtülüler okul yıllıklarından ve mezuniyet törenlerinden dışlanıyor.

Özgürlükçü tutumuyla bilinen Boğaziçi Üniversitesi'nde bile durum farklı değil. Okulun içinde herhangi bir yasak uygulanmamasına rağmen rektörlük, öğrenci yıllığına başörtülü fotoğraflarının konmayacağını ve mezuniyet törenine başörtülü katılamayacaklarını yıllık komitesi üzerinden kendilerine bildirmiş.

Anlayacağınız özgürlükçü diye bilinen Boğaziçi Üniversitesi'nde bile rektörlüğün başörtülü öğrencilerini "görünmez" kılma taktiği sürüyor. Bu uygulama nerdeyse Türkiye'deki tüm üniversitelerde mevcut. Okulda yasak olmasa bile, başörtülü öğrencilerin, okulu temsil edecek olan yıllıklarda ve mezuniyet törenlerinde yer almasına izin verilmiyor. Elinizde bir sihirli değnek olsaydı da dokundurunca birden kayboluverseydik, ne kadar güzel olurdu değil mi?

Boğaziçili başörtülü öğrencilerin bu ayrımcılığa karşı başlattığı kampanya "Yok öyle yağma!" diyor:

"Boğaziçi Üniversitesi 2011 mezunları olarak, mezuniyet törenimize ve öğrenci yıllığımıza olduğumuz gibi katılmamızı engellemeye, keyfî ve dayanaksız bir kılık kıyafet zorunluluğu uygulamaya çalışan üniversite yönetimini ve uyguladıkları sinsi ayrımcılığı "takmıyor"; bu üniversitenin her öğrencisinin hakkı olduğu gibi nasıl derslere girdiysek, kampüste nasıl vakit geçirdiysek, konserlere, gösterilere nasıl katıldıysak, seminerleri, söyleşileri nasıl dinlediysek, çimlerde nasıl eğlendiysek, mezuniyet törenimize de öğrenci yıllığına da nasılsak öyle katılıyoruz!"

Aynı okuldan mezun olmaktan dolayı gurur duyduğum bu kızların eylemi diğer başörtülü öğrencilere de ilham verir diye umuyor ve gözlerinden öpüyorum.

Son olarak, yasakçı hocaların not tehditleri altında okulunu bitirmeye çalıştığı için isimlerini saklamamı isteyerek bana yazan kardeşlerim, bundan dolayı siz değil, yasakçılar utansın!

Demokratik özerkliğe itiraz

"Kürt hareketi Öcalan'ı muhatap alıyor mu?" yazım üzerine Kürt Devrimci Demokratlar Hareketi Başkanı Halim İpek'ten bir e-mail aldım. Paylaşıyorum:

Merhaba Hilal Hanım,

Kürt Devrimci Demokratlar Hareketi adına ben de adı geçen toplantıdaydım. Ancak 'Demokratik Özerklik' konusunu BDP ile paylaşmıyoruz. Sizin de tanımladığınız gibi başka bir deyişle demokratik özerklik anlayışları Kemalizm'in Kürt versiyonudur.

Bizler, 12 Haziran'da parlamentoda şekillendirilecek anayasa değişikliğini önemsemekteyiz. Demokratik bir anayasa değişikliğinin hem Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından hem de Kürt demokratik mücadelesine bir ivme ve katkı kazandıracağı görüşünden hareketle TDŞK (Kürt Devrimci Demokratlar Hareketi) bu seçimle iş başına gelen yeni Meclis'in çalışmalarını yapacağı Anayasa değişikliğini önemsemektedir. Anayasa çalışmalarını da yürütecek ve seçimle oluşturulacak bu Meclis'te Kürt tarafının ve Kürt milletvekillerinin elinin güçlenmesi bakımından bu Meclis'e güçlü bir şekilde girilmesi gerekliliğine olan inancından dolayı BDP'nin bağımsız adaylarını destekleme kararını almıştır. Oysa ki bizler 12 Eylül referandumunda "yetmez ama evet" kampanyasına aktif bir destek sunduk.

Selam ve saygılarımla

Allah'a emanet olunuz...

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT