1. YAZARLAR

  2. Ahmet Taşgetiren

  3. Başörtüsü sorunu nasıl çözülmez?
Ahmet Taşgetiren

Ahmet Taşgetiren

Yazarın Tüm Yazıları >

Başörtüsü sorunu nasıl çözülmez?

A+A-

Sorunun çözülmesi, ülke insanlarından bir kısmının "Özgürlüklerim elimden alınıyor, bana ayrımcılık yapılıyor, sistem bana eşit davranmıyor" düşüncelerinden kurtulması demekse, başörtüsü sorunu nasıl çözülmez sorusuna şu cevapları verebiliriz:

-Sokağa çıkan kadın başını örtmek zorundadır şeklindeki bir devlet yaklaşımı ile sorun çözülmez. Bu, başını örtmek istemeyenler için bir özgürlük sorunu başlatır. (İran örneği)

-Kamusal alana giren kadın başını açmak zorundadır tarzındaki bir yaklaşımla da sorun çözülmez. "Kamusal alan"ın tanımını nasıl yaparsanız yapın, her durumda başını örtmek isteyenler için özgürlük sorunu ortaya çıkacaktır.

-Eğitimin bütün kademelerinde, (ilk, orta, üniversite, akademik alan) uygulanacak yasakla başörtüsü sorunu çözülmez. Bu yasak, sorunun taa kendisidir. Sorun, yasağın sadece üniversitelerde uygulanması değildir, sorun her yaştaki kız çocuğu için, inanç eksenli bir kıyafet sınırlaması getirilmesidir. Tüm başörtüsü yasakları, insanların dini inançlarına karşı, devletin özel yorumlu laikçi bir karşı inanç uygulamasıdır. Ve beklenen, insanların kendi dini inançlarını bırakıp, bu laikçi inanç yapısını, "Devlet buyruğudur" diye meşrulaştırması ve benimsemesi talebidir ki, kendine saygısı olan her insanın böyle bir devlet yaklaşımını onaylaması mümkün değildir. Devlet ilk, orta yüksek, hiçbir eğitim kademesinde, öğrencilerin, başını örtme gerekçesini sorgulama hakkına sahip olmamalıdır. (Yaşın küçük neden başını örtüyorsun sorusu devletin herhangi bir insana soracağı soru değildir. Aynı soru, yaşın küçük neden başını açıyorsun diye de sorulsa abeslik değişmez.)

-Kamu görevi yapmakta olan kadınlar için yasak uygulamakla da başörtüsü sorunu çözülmez. Kamu görevinde başörtüsü yasağı, devlet adına bir kadın kıyafeti tespit etme anlayışına dayanıyor ki, bunun hiçbir makul gerekçesi olamaz. Böyle bir anlayışın insani bir gerekçesi de olamaz. "Başı açık kadın"ın, "tarafsız devlet yönetimi"ni temsil edeceği gibi bir düşünce ne kadar tutarsızsa, "başı örtülü kadın"ın "mutlak anlamda taraflılığı" getireceği düşüncesi de tutarsızdır. Tıp, hukuk, eğitim bilimleri, pozitif bilimler, ekonomi, iletişim, şu veya bu alanda kendini yetiştirmiş ama başörtülü bir kadının aynı eğitimi almış ama başı açık bir kadının kullanabildiği haklardan mahrum kılınmasının insani izahı yapılamaz. Bunun, ülkenin insan kaynağını atıl hale getirmesinin bedeli ayrıdır. Başörtülü bir uzay mühendisinden veya kadın doğumcudan veya hemşireden veya siyasetçiden neden istifade edilmemesi gerektiğinin "insanca" bir cevabı yoktur.

-Tamamıyla taraf olmanın ifadesi olan siyaset alanında, başörtülü kadınlara Meclis kapısını kapatarak da başörtüsü sorunu çözülmez. Oradaki yasak uygulamasının üzerine de kesinlikle abes damgası vurulmalıdır.

.

Şimdi gelelim Meclis'teki çözüm arayışına...

Farz edelim ki CHP, AK Parti'yi ikna etti ve üniversite dışındaki her yerde başörtüsü yasak olmalı" gibi bir sonuçta uzlaşmaya varıldı.

Bunun adı çözüm müdür? Asla.

Bunun adı AK Parti'nin statüko adına teslim alınmasıdır. Böyle bir sonuç başörtülülerin CHP'den olduğu gibi AK Parti'den de ümitlerini kesmelerine yol açar ama mücadelelerini bitirmez.

Ben vaktiyle dedim, "Bu iş Allah'la çözülür, İlah'a yönelip Kur'an'daki o ayetleri değiştirmesini istersiniz, oradan da kabul gelir, o zaman başörtülü kadın tamam der. Değilse ayetler üzerinde değil Diyanet'in, Peygamber'in bile kendi "heva"sından değişiklik hakkı yoktur. "

Diyebilirsiniz ki, "Biz laik devletiz, laik devlette öyle Allah'ın koyduğu kurallara falan bakılmaz" o zaman da "ip inceldiği yerden kopsun, sorunsa sorun, devam ederse etsin, biz bin yıl geçse de statükoyu devam ettiririz" demiş olursunuz. O zaman, toplumu ıskalamış olursunuz. O zaman demokrasiyi ıskalamış olursunuz. O zaman jakoben olursunuz. O zaman 1930'larda yaşamayı göze almış olursunuz.

CHP, din-devlet ilişkilerinde Türkiye'yi 1930'lara kilitlemekle çağın özgürlük kriterlerini idrak etmek arasında bocalıyor.

Toplum CHP'ye, "kendini yenile" diyor.

Toplum Kılıçdaroğlu'na, böyle bir yenilenmeye öncülük edebilir mi sorusu ile bakıyor.

Toplum AK Parti'ye, "Türkiye'yi rahatlat ve çağa taşı" misyonunu yüklemiş.

Başörtüsü sorununu çözmeyebilirsiniz, başörtüsü sorununu çözmemek demek, Türkiye'nin en temel sorunu olan din-toplum-devlet ilişkilerini sağlıklı hale getirmemek anlamına geliyor. Bu, Türkiye sancılanmaya devam etsin demektir. Bu, devlet kendi çocuklarıyla boğuşsun demektir.

Bu, devlet hâlâ eli kırbaçlı bir imaj içinde bulunsun demektir.

Soruyorum:

Kim devlet atına o kırbacı şaklatmaya talip?

BUGÜN

YAZIYA YORUM KAT