1. HABERLER

  2. HABER

  3. Başörtüsü Kararına Büyük Destek
Başörtüsü Kararına Büyük Destek

Başörtüsü Kararına Büyük Destek

YÖK'ün öğrencilerin herhangi bir sebepten dolayı dersten çıkartılmasına karşı olduğunu açıklaması kamuoyundan büyük destek gördü.

A+A-

Başörtüsü sorununun yakın zamanda çözüleceğini belirten Özcan, 2547 sayılı kanuna göre isteyenin istediği kıyafeti giyebileceğine dikkat çekti

Üniversitelerde eğitim özgürlüğüyle ilgili umut verici gelişmeler yaşanıyor. YÖK'ün İstanbul Üniversitesi'ne gönderdiği öğrencilerin sınıftan çıkartılamıyacalarına yönelik yazı, yeni bir süreç başlattı. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, dün önemli mesajlar verdi. Özcan, kıyafetinden dolayı öğrencilerin dersten çıkartılmasına karşı olduklarını belirterek, "2547 sayılı kanunun ek 17. maddesine göre 'herkes ahlaka karşı olmadığı sürece istediği kıyafeti' giyebilir" dedi.

ŞAPKA GİYEN ÖĞRENCİYLE İLGİLİ

Özcan, Turgut Özal Üniversitesi'nin eğitim- öğretim yılı açılış törenine katıldı. Burada gazetecilerin sorularını cevaplayan Özcan, İstanbul Üniversitesi'ne gönderilen yazının, şapka giyen bir öğrenciyle ilgili olduğunu söyledi. Özcan, "Bırakın şapkayı, kıyafetinden dolayı bir öğrencinin dersten çıkartılmasına karşıyız. Sadece bunu bildirdik. Başka üniversitelerde de benzer olaylar olursa, onlara da bildiririz. Biz bu işe karşıyız" ifadelerini kullandı. 

12 YIL ÖNCE ÖZGÜRDÜ

Özcan bir gazetecinin, "Söz konusu yazı, başörtüsü sorununa çözüm bulundu, gibi anlaşıldı."şeklindeki sözleri üzerine, 'siyasetin bu konuyu tartıştığını hatırlattı.  Herkesin meseleye ılımlı yaklaştığını dile getiren Özcan  şöyle devam etti: "Ortak bir zemin bulduğumuz zaman niye hallolmasın. 12 yıl önce benim öğrencilerim başörtülü, başörtüsüz yan yana oturuyorlardı. Ne oldu da birden böyle şeyler oldu? Bunlar hepsi suni şeyler. Bu meseleyi de halkımız, sağduyusu ile halledecektir."

Sorunu siyasilerin çözeceğini belirten Özcan, umut verici gelişmelerin olduğunu belirtti.  Özcan, "İnşallah çok yakın zamanda çözüleceğini ümit ediyorum'' dedi. Özcan, "İstanbul Üniversitesi'ndeki uygulama nedir? Başörtülü öğrencilerin derslere girişi serbest mi?" şeklindeki soru üzerine ise şunları kaydetti:  "Sözkonusu öğrenci başörtüsü taktığı için dersten çıkarılmadı. Öğrencide şapka türü bir giysi vardı. Şapka türü giysi, başörtüsü yasağı dolayısıyla öğrencilerin tercih ettiği bir giysi. Yani mevzuata aykırı bir durum söz konusu değildi. Ama o halde dahi, sınıftan çıkartılması gerçekten yanlış bir uygulamadır.  Bu durumu İstanbul Üniversitesi bize yazmıştı. Böyle bir durum var, ne yapabiliriz diye. Onlara galiba başörtüsü ile şapka arasında kaldılar. Ama şapka olduğu kesindi. Biz de şapka giyen bir öğrencinin yaka paça dersten çıkartılmasının doğru olmayacağını, hiçbir öğrencinin esasında dersten alıkonmasına, (çıkartıldığı için sınavları kaçırabilir, öğrenci için çok ciddi sonuçları olabilir) karşı olduğumuzu kendilerine bildirdik."

Özcan, bir başka soru üzerine yazının şapkayla ilgili olduğunu başörtüsü konusunda bir şey söylemediklerini dile getirdi.

YASAK YOK AMA KÖKLÜ ÇÖZÜM GEREKİYOR

Anayasa Profesörü Ergun Özbudun:

Aslında Anayasa ve kanun değişikliğine gerek yok. Zaten yürürlükte olan kanun, 'Kanunlara aykırı olmamak şartı ile üniversitelerde kılık-kıyafet serbesttir' hükmünü içeriyor. Anayasa Mahkemesi bunu iptal etmedi. Yasak, mahkemenin daha önceki kararına atıf yapılarak sürdürülüyor. Dolayısıyla sadece uygulama ile bu problemin çözülebileceğini sanmıyorum. Kaldı ki değişik üniversitelerde farklı uygulamalar olabilir.  Anayasa değişikliği değil ama şu anda yürürlükteki kanuna benzer yeni bir kanuni düzenleme yapılırsa ve CHP buna katılırsa daha sağlam olur. Çözüm için sağlam hukuki yollara başvurulmalı. YÖK'ün rektörlere talimat verip veremeyeceği tartışmaları da kaotik bir problem olmaktan çıkarılmalıdır. Farklı üniversitelerde farklı uygulamalar başlığı altında bireysel özgürlükleri kısıtlayıcı uygulamalara son verecek bir çalışma olmalıdır.

HUKUKEN HİÇBİR DAYANAĞI YOK

Anayasa Hukukçusu Doç. Dr. Mustafa Şentop:

YÖK'ün İstanbul Üniversitesine gönderdiği yazı dava edilerek Danıştay'a gönderilebilir. Danıştay bunu iptal edebilir. Yine ortaya yasak varmış gibi bir sonuç çıkabilir. Mahkeme kararlarıyla temel hakları kısıtlayacak yasak koymak mümkün değil. Kanunla bir yasak getirilmedikçe başörtüsü yasak olamaz. Hukuken hiçbir dayanağı olmayan mahkeme kararları ve yorumlarla  fiili bir yasak oluşturuldu. Keyfi bir uygulamayla rektör, güvenlik görevlilerine 'almayacaksın' diyor. Bu suç teşkil eder. Resmi olarak öğrenci olan bir kişinin üniversiteye girmesi haktır. Fiili durum benzeri bir fiili durumla çözülebilir. Rektörlüklere valilikler tarafından talimat verilerek, 'sadece kimlik şartı aranacak. Anayasal özgürlükler sizlerin keyfi uygulaması tarafından sabote edilemez' denebilir.  Hukuki düzenleme ise Anayasa'da yapılmalı. Ama daha önceki gibi Anayasanın 10. ve 42. maddesinde değil. 130. maddeye 'üniversitelerde kılık-kıyafet serbesttir' hükmü konularak Anayasa Mahkemesi'nin iptali engellenmelidir. Kalıcı bir şey yapılacaksa anayasal düzenleme yapılmalı.

YASALAR TAMAM; ÇÖZÜM UYGULAMADA

Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu

Sorun kronik hale geldiği için ekstra yasalarla çözüme kavuşturulmak isteniyor. Gerekli yasal hükümlerin tamamı yürürlükte. Bu süreçten sonra çözüm uygulamada yatıyor. YÖK yasasının ek 17. maddesi çok açık. 'Yasalara aykırı olmadığı sürece kılık-kıyafet serbesttir' diyor. Bu hüküm orada duruyor. Anayasa Mahkemesi'ne bu hükmü götürdüler. Mahkeme reddetti. Demek ki kanuni düzenlemeye ihtiyaç olacak ekstra bir düzenleme yok.

Bu kanun hükmüne rağmen YÖK çözmediği için sorunun anayasal çerçevede çözülmesi gündeme geldi. 'Amir hüküm getirilerek bu işten kurtulur muyuz?' diye düşünüldü.  Problem YÖK'ün uygulamadaki adımları ile zamanla son bulacaktır.

MECLİS'E GÖREV DÜŞÜYOR

Konya Sivil Toplum Kuruluşları Platformu Başkanı Latif Selvi

Dersten öğrenciyi kılık kıyafetinden dolayı dışarı çıkaran çağdışı, ilkel baskıları uygulayan hocaları kınıyoruz. Bu konuda artık fiili adımların atılması gerekir. YÖK'ün yazısı  bütün üniversitelerde uygulanmalı.

Bazı öğretim görevlileri, üniversitelerde polemik meydana getirmek için alışkanlıklarını devam ettiriyor. Herkes bu konuda üzerine düşen görevi yerine getirmelidir. Siyasetçiler de uygun zemini oluşturmalıdır. Yani esas görevin TBMM'ye düştüğünü söyleyebiliriz. Bu konu hukuki açıdan çözüme kavuşturulmalıdır.

Gökhan ÖZDAĞ / BUGÜN

HABERE YORUM KAT