Başörtüsü İslam’ın şartı değilmiş

18.05.2009 03:16

Nusret Çiçek

Ya neyin şartı? İmanın da şartı olmadığına göre, geriye kalıyor füruat. Ne demek bu?

Öncelikli olamayan, ikinci derecede...
Al bu yorumu, istediğin gibi istediğin taraflara çek, istersen keyfilik noktasına kadar indirebilirsin, istersen kaldırabilirsin, istersen hiç uygulamayabilirsin.
Değil mi efendim?!
İslam’ın şartı beş, imanın da altı.
Bunların içerisinde başörtüsü olmadığına göre, demektir ki örtünme öncelikli değilmiş!
Allah(c.c) bir işin yapılmasını emir olarak buyurmuşsa, bunun adı örtünme olmuş, namaz olmuş, hac olmuş ne farkeder? Hepsi de emir değil mi?
Emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i anil münker...
Bu da beş farz arasında geçmez, cihat da geçmez. Bunlara da füruat mı diyeceğiz?
Nazlı Ilıcak, kendisini İslam dairesinde elbetteki görebilir, ama Kur’an’ın kendisinden istenilen görevleri yapmadığı için de sorumluluğunu bilmiş olmalıdır.
Kaldı ki insanın hürriyeti elinde; sonucuna katlandıktan sonra cinayet de işleyebilir.
Uzlaşma zihniyeti...
Bir milletin asimile edilmesi işte bu kapıdan itibaren başlatılır. Önce bir tarafını alırlar, diğer tarafları da bakmışsın kendiliğinden gelivermiş.
Allah(c.c) Kur’an’ında bu birinci farzdır, bu da ikinci farzdır diye bir ayırım yapıyor mu?
Yoksa düzenlemede her emir vazgeçilmez birer kural mı?
Yaratan kurallarla bizi intizama sokuyor ki insan olduğumuzu anlayalım.
Her bir “ayet” duvarın geometriğine uygun yontulmuş taşlar gibidir; sırasına ve de yerine konulmadığında o koskocaman duvar üzerimize çöker.
Çökmüyor mu?
Günümüzde yaşadığı hayatı Müslüman halkımıza İslam diye dayatmak için kendilerini görevli kabul eden birtakım ilahiyatçıların çarpık fetvalarına ekranlarda sık sık rastlıyoruz.
Nasıl da sallıyorlar...
Beyefendi ta küçükten hem hafızmış, hem imammış.
Ebu Cehil denilen adam da öyle imiş...
Abdullah İbn-i Sebe’nin namaz kılmaktan dizleri ve de alnı nasır olurmuş. Ama en büyük fitne ve de fücur ondan peyda ederdi. İslam toplumu en çok ondan zarar görürdü.
Bakın şu rezalete...
Günümüzde günah yeniden ele alınıp sorgulanmalıymış.
Eski günah anlayışı gidecek, yerine laikçi ve de çağdaş olanı gelecek!
Nasıl olacak?
Şöyle olacak:
Adam evinde bir başka kadınla yakalandığında bunun adı günah değil, çağdaş yaşam olacağından, günah kapsamından çıkarılacak.
E başka?
Şu teşhir edilme meselesi...
Çağdaşlık, başka türlü olamayacağına göre listeden çıkarılmalı.
Eh, toplantılarda ara sıra kadeh kaldırmayı da kaldıralım...
Geldik yetim malına...
Onu da çıkarın...
Geriye çağdaş, laikçi, cumhuriyetçi bir kafa kalıyor.
İşte o kafa...
Allah’ı aldatan ve de Kur’an ayetlerini sırf şahsî istikbali için kullanan alçakları deşifre ettiğinizde size yakıştıracaklarına bir bakın:
“Bunlar değil mi ki peygamber eşine bile iftira attılar, bana dünden atarlar...”
Vay ikiyüzlü vay....
İşte bu arsız ve de utanmaz din baronları yüzünden toplum ne hale geldi.
Artık eller, ayaklar fren tutmuyor...
Cahiliye devrinde babalar kız çocuklarını canlı canlı toprağa gömüyordu, şimdi de diplomalılar anne ve babalarının gözünün yaşına bakmadan bıçakla doğrayıp öteye beriye atıyorlar...
Son örnek Mardin’den... Katiller aynı köyden, aynı aileden...
Manevi boşluk...
İnsanlığın her dönem yuvarlandığı uçurumlar.
Gözümüze sokulan parmakları ah bir görebilsek, bir anlayabilsek.
Bir yandan domuz gribi, bir yandan kuş gribi, diğer taraftan kanamalı kene sıtmasını Allah sebepsiz yere başımıza musallat etmiyor. Şüphesiz o hastalıkların mikroplarını yaratan Allah’tır...
Şifasını da o yaratır...
Ve ayet şöyle sonlandırıyor sözlerimizi:
“İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak eder misin Allah’ım.”

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim