1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. “Başörtüsü Irkçı Sisteme Meydan Okur”
“Başörtüsü Irkçı Sisteme Meydan Okur”

“Başörtüsü Irkçı Sisteme Meydan Okur”

Sivas Özgür-Der’in Pazar seminerlerinde bu hafta “Türkiye İslami Hareketinin Bugünü ve Yarını” başlıklı konu işlendi. Semineri Ahmet Örs sundu.

A+A-

Sivas Özgür-Der'i çalışmalarından ötürü tebrik ederek konuşmasına başlayan Ahmet Örs, "Türkiye İslami Hareketinin Bugünü ve Yarını"nı anlattı. Örs, şu noktalara dikkat çekti:

-Türkiye'deki İslami hareketinin bugün ve yarın üzerinde önemli tartışmaları var. İslami idealler büyük oranda revize edilmiştir. İslamcıların bir kısmı İslami ideallerini, devrimci ideallerini ütopik söylem olarak algılıyorlar. Devrimciliği gerçeklikle bağdaşmayan bir alay konusu olarak algılayabiliyorlar.

-Devrimci idealler romantiklikle suçlanıyor, devrimcilik zaten romantizmdir, esasen hayatın kendisidir. İnsan olarak yaşadığımız her türlü duygu romantizmdir. Hayali olmayan, ütopyası olmayan kişilerin bir geleceği olamaz.

-28 şubat sürecine baktığımızda devrimci düşünceler geriye çekilmiştir. Devrimci İslam'ın gücü yoktu ama potansiyeli ve düşüncesi vardı. 28 Şubat işte bu umudu potansiyeli kırdı. AKP sürecide 28 Şubat terbiyesi üzerine çıkmıştır. Şunu açık olarak söylemeliyiz ki AKP süreci devrimci sürecimizi baltalamıştır.

Biz kendi bağımsız düşünce ve tasarılarımızı savunup kitleşecek miyiz yoksa zamanla AKP sürecine mi katılacağız? Kimlik ve siyasetimizi netleştirmek zorundayız. Sistem içinde açılacak bazı gedikler hatırına AKP'nin bütüncül politikalarını benimseyemeyiz.

-İktidar talebimiz olacak mı olmayacak mı yoksa AKP ye mahkum muyuz? Devrimci Müslümanlar kimseye mahkûm değildir. Kur'an kölelere özgürlüğe çağırırken AKP hükümetinin zenginleştirmeci yağmacı küresel politikasından kurtulmazsak intihar etmiş sayılırız. Müslüman olarak adil, eşitlikçi bir dünya hedeflemeliyiz.

Daha sonra ÖRS şu hususların altını çizdi:

-Devrimin her zaman yapılabileceği.

-Zalimlerin her zaman yıkılabileceği.

 -Devrimci ve romantik ideallerin olmadığı bir programın işe yaramayacağı.

-Kendi ayakları üzerinde duran bir ideolojik örgütlenme gerçekleştirmemiz lazım. Teorimizi pratiğimizle test etmeliyiz. Küresel kapitalizme karşı İslamcı bir duvar örmeliyiz.

-NATO'nun füze kalkanına karşı çıkarken ya da başka bir konuda, hükümetin doğru kararlar vermesi için mi çalışacağız yoksa kendi özgün siyasetimizi pekiştirici adımlar mı atacağız? Mesele bu.

-Liberalizm, kapitalizm gibi tartışmalar da nerde durduğumuzu bilmeliyiz. Kürt sorununda da Alevi halkının talep ve tartışmalarında da bu soruyu kendimize sormalıyız.

-Başörtüsü meselesini AK Parti üzerinde kişisel bir sorun yada haklar temelinde mi çözmeye çalışacağız yoksa ezen-ezilen çelişkisinin bir sembolü olarak mı değerlendireceğiz? Başörtüsü ile sistem arasında uzlaşılmaz bir çatışma vardır. Bugün başörtüsü ile ilgili mücadelemize iki yönden değerlendirmeliyiz.

1) Başörtüsü ırkçı, ulusalcı sisteme meydan okur.

2) Başörtüsü füze kalkanına, talancı HES'e karşı çıkar, kapitalizmi geriletir, sorgular.

- Sıkı, örgütlü, devrimci kanallara ihtiyacımız var. Türkiye'deki İslami yapıları örgütleyen bir sisteme ihtiyacımız var. Öncelikli talebimiz İslami şahsiyet mi iktidar talebi mi? Mücadelemizin sıcaklığı içerisinde İslami şahsiyetimizi test edeceğiz, onu olgunlaştıracağız. Yoksa sürekli olarak meseleyi geriden ele alma gibi bir tabloyla karşı karşıya kalırız. Hz. Peygamber, İslam'ı seçen az sayıdaki şahsiyetle Mekke egemenlerine karşı yeni bir direniş ve siyasi mücadele hattı oluşturmuştur. Abdülkadir Hamid'in ''Mekke Dönemi İslami siyaset Metodolojisi'' kitabı bunun tahlilini yapar.

- Vakit yitirmeden siyasi bir çıkış yakalama zorunluluğumuz var ve bunu ertelememeliyiz.

Burak Alıncak / Haksöz-Haber

HABERE YORUM KAT

4 Yorum