1. YAZARLAR

  2. Hasan Karakaya

  3. Başörtüsü... CHP-MHP ortak yapımı bir tuzak!
Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Yazarın Tüm Yazıları >

Başörtüsü... CHP-MHP ortak yapımı bir tuzak!

A+A-

Hani; “yavuz hırsız, ev sahibini bastırırmış” diye bir söz vardır ya; “Anayasa değişikliği”nin görüşüldüğü TBMM Anayasa Komisyonu’nda dün yapılan görüşmeler, bu sözün ne kadar doğru olduğunu bir defa daha gösterdi...

Anayasa değişikliği konusunda; “daha değişiklik maddeleri bile belli olmadan” açıklamalar yapıp; “Kapalıyız!.. Gelir, çay içer gidersiniz” diyen CHP ve MHP’liler, dünkü Komisyon görüşmelerinde “ilginç tekliflerde” bulunmuşlar... Öyle teklifler ki; hem “AK Parti’yi zora sokmayı” amaçlayan, hem de “suç bastırmayı” hedefleyen teklifler... Daha da açıkçası; “Suret-i Hak’tan görünerek” AK Parti’ye “tuzak” hazırlamışlar... Tabiî, bunu yapmakla; bir yandan da “kendi tabanlarından ve kamuoyundan gelen tepkileri” önlemek istedikleri çok açık... Çünkü; CHP ve MHP tabanı; “Demokratik Anayasa” çabasına “katkı” vermedikleri için, parti üst yönetimlerini fena halde sıkıştırıyor... Hele MHP tabanı... “12 Eylül Darbesi’ne hesap sormayı amaçlayan” bir değişikliğe MHP’nin “kapılarını kapatması” tabandan büyük tepki alıyor... MHP, “CHP’nin kuyruğuna takılmakla” suçlanıyor... İşte bu “tepki”lerden bunalan MHP kurmayları, dünkü görüşmeler esnasında, ne demişler biliyor musunuz; “Teklif eksikliklerle dolu... Niye daha fazla özgürlük yok?”
FİLLERİ BÖYLE AVLIYORLAR!
CHP ve MHP’nin bu tekliflerinde “samimi” olup-olmadıklarını, ya da bir “tuzak” peşinde koşup koşmadıklarını anlayabilmek için, “fil hikâyesi”ni bilmek lâzım.
Efendim, malûm olduğu üzre;
“Fil”ler, çok geniş vadilerde yaşarlar ve “yol” olarak da her gün gidip-geldikleri güzergâhı kullanırlar...
Kâh “rüzgâr”la tayin ederler yönlerini, kâh “en yaşlı fil”in yol göstermesi ile...
Ama, asla yoldan çıkmazlar...
“Fil avcıları” da, gayet iyi bilir bu durumu... Bildikleri için de, “fillerin geçeceği yolu” derince kazarlar!..
Üzerini ince bir tabakayla örterler ve en önde yürüyen filin, kazılan o çukura düşmesini sağlarlar!..
Ya sonra?!?
Fil avcıları, “siyah elbiseler” içerisinde ve yüzleri kapalı olarak gelir, çukurda çırpınan fili “kırbaçla dövmeye” başlarlar!..
Birkaç gün hiç yiyecek vermezler, fili aç ve susuz bırakırlar!..
Birkaç gün sonra; aynı avcılar bu defa “beyaz elbiseler” içerisinde ve “son derece sevecen” bir yaklaşım içinde, filin sevdiği yiyeceklerle gelirler ve filin karnını doyururlar...
Tabiî; filin sempatisini ve güvenini kazanmak için, hortumunu, yüzünü ve gözünü okşamayı da ihmal etmezler!..
Avcılar, fili kendilerine alıştırdıktan sonra çukurun önünü kazarak, fili oradan çıkarırlar ve hortumundan tutarak, kendi “fil damları”na götürürler...
Ölünceye kadar da, “ehlileştirdikleri” fili, kendi işlerinde kullanmaya başlarlar!..
Kâh “yük” taşıtırlar, kâh “sirk”lerde oynatırlar!..
Fil; evet “canını” kurtarmıştır, ama “fil olmaktan” da çıkmıştır!..
Üstelik, artık “özgür” de değildir!..
Bilmem farkında mısınız;
Şu anda AK Parti üzerinde de, “fil”lere oynanan “aynı oyun” oynanıyor!..
Bir yanda, “elleri kırbaçlı kara elbiseli”ler!.. Öte yanda, “elleri bakraçlı beyaz elbiseli”ler!..
“Eli kırbaçlı”lar habire dövüyor!..
“Eli bakraçlı”lar ise su veriyor!..
Herhalde söylemeye gerek yok;
“Elbise”leri farklı renkte olsa da, içindekiler “aynı” insanlar!..
Yani, “fil avcıları!”
Kara elbiselilere verilen görev; AK Parti’yi “düşman” göstermek ve mümkün olduğunca “hırpalamak!”
Beyaz elbiselilere biçilen rol ise; aynı AK Parti’ye “sevecen” bir üslûpla yaklaşıp, uzattığı “elma şekerleri” ile “kendine doğru” çekmek!..
Siz, buna “kendilerine benzetmek” de diyebilirsiniz!..
Sonuçta, “asıl amaç”ları; AK Parti’yi ya “hırpalayarak” eritmek, ya da “kendilerine benzeterek” AK Parti olmaktan çıkarmak!..
İşte şimdi, böyle bir “terbiye seansı” uygulanıyor AK Parti üzerinde!..
Ya “istedikleri kıvam”a sokacaklar, ya da “yıpratmaya” devam edecekler!..
YALÇINKAYA’DAN CHP AĞZI
Gerisi neyse de, sadece “Anayasa değişikliği”nde yaşanan süreci, lütfen “fil hikâyesi”ni göz önünde bulundurarak anlamaya çalışın...
Yazımızın başında da dediğimiz gibi;
Gerek CHP, gerek MHP; daha ilk günden açıklamışlardı tavırlarını: “Kapalıyız!”
Niye kapalıydılar?..
Çünkü AK Parti’nin; “Yargıyı kuşatmayı ve ele geçirmeyi plânladığı” gibi bir “vehim”, bir “paranoya” içindeydiler!..
Onların bu “vehim”leri, “bulaşıcı bir salgın” gibi, “yüksek yargı”ya da bulaştı... Onlar da başladılar “CHP ağzıyla” konuşmaya!..
Ki, bu “koro”ya, dün de Yargıtay Başsavcısı A. Yalçınkaya katıldı... O da, “Bremen Mızıkacıları”nın bir enstrümanı gibi; aynı “tel”den çaldı... Bir sürü “siyasi mesaj” verdi ancak özetle dediği şu:
“Partiler hakkında kapatma dâvâsı açma yetkimi elimden almayın!”
Tabiî “soru sorma” imkânı verilmediği ve hatta Ankara Temsilcimiz Serdar Arseven’in “CHP’yi sorma girişimi” akim kaldığı için, şu sorular sorulamadı Yalçınkaya’ya;
“Bir polis yargılanmak istendiğinde Emniyet’ten!.. Bir hakim ve savcı yargılanmak istendiğinde Yargıtay’dan!.. Bir öğretmen yargılanmak istendiğinde Milli Eğitim’den!.. Bir profesör yargılanmak istendiğinde YÖK’ten izin almak gerekiyor da; bir milletvekili veya siyasi parti yargılanmak istendiğinde niye Meclis’ten izin alınmasın ki?..
Ne yani;
Bütün kişi ve kuruluşlar için en üst makamlardan izin alınırken, milletvekilleri ve partilerin istikballeri niye Yargıtay Başsavcısı’nın iki dudağının arasında olsun?..”
Evet, bu soru sorulamadı Yalçınkaya’ya!..
Bu soru sorulabilseydi; “Partilerin kapatılması için açılacak dâvâda Meclis iznini şart gören” değişiklik konusunda ne düşündüğünü de öğrenme imkânımız olurdu!..
Maalesef öğrenemedik!.. Sayın Başsavcı, “ezber”ini okudu ve indi kürsüden!..
Tabiî, “en büyük alkışı” da CHP’den aldı...
Niye almasın ki;
Başsavcı’nın yakasında bir tek “CHP rozeti” eksik... “Altı Oklu rozet” olmasa da; ağız, “CHP ağzı!”
BAŞÖRTÜSÜ PAKETTE NİYE YOK?
Her neyse... Olayın bu boyutunu da aktardım ki; “siyah elbiseliler”in yaklaşımı daha iyi anlaşılsın!..
Herhalde anlaşılmıştır, “siyah elbiseli fil avcıları”nın yöntemleri!..
O halde; “siyah elbise”lerini çıkarıp, dün “beyaz elbise”ler giyerek Komisyon’a gelenlerin yaklaşımlarının nasıl olduğunu görebiliriz!..
Malûm; bu yöntemde “dayak” yok!..
Tam aksine “sevecenlik” var!..
İşte, CHP’liler ve MHP’liler, dün “beyaz elbise”lerini giyip gelmişler Komisyon’a ve “Suret-i Haktan” görünmeye çalışmışlar!..
Mesela,
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, demiş ki;
“Dört çarpı dört jiplere binen türbanlıların elbette bir sorunu yok, ama ya diğerleri?.. Onlar bu pakette var mı?”
Mesela;
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal da, demiş ki;
“Bu teklifte o kadar çok eksik var ki; örneğin eğitimlerine devam edemeyen başörtülü kızların sorunlarının çözümü yok bu teklifte. Yine İmam Hatip Lisesi mezunlarına yönelik yapılan ayrımcılıkların çözümü bu pakete girmiş değil.”
İPTAL ETTİREN CHP DEĞİL MİYDİ?
Bunların “beyaz elbise”lerine ve “ağızlarından akan bal”a bakanlar da sanacak ki; “başörtülülerin” ve “İHL’lilerin” haklarını savunuyorlar!..
İnsan, pekala şöyle diyebilir:
“Aaa, CHP ve MHP de hidayete ermiş!.. Baksanıza başörtülülerin ve İHL’lilerin haklarını savunuyorlar!”
Tabiî, bunun bir “tuzak” olduğunu hiç kimse düşünmez!.. Herkes, “görüntü”ye aldanabilir!..
Ama, bilenler bilir:
AK Parti, “MHP ile ittifak” yapıp, “başörtüsüne özgürlük” getiren bir Anayasa değişikliği yapmıştı...
Ne enteresandır ki;
Bugün, “teklifte niye başörtüsü yok?” diyerek “suret-i haktan” görünen CHP, o değişikliği Anayasa Mahkemesi’ne götürüp, iptal ettirmişti!..
Ya MHP?.. Onlar da; yaptıkları “ittifak”la, amaçlarının “AK Parti’yi zor duruma düşürmek” olduğunu açıklamışlardı!..
Hatırlarsanız, 2008’in Mayıs ayında Balçiçek Pamir, Haberturk’teki köşesinde ‘Kapatma davasının arkasındaki isim Deniz Bölükbaşı mı?’ diye sormuştu...
Sonra Bölükbaşı’na atfen şu sözleri aktarmıştı: “MHP’nin türban çıkışı tamamen benim fikrim. Olaylar güzel gelişti. AK Parti kapanacak. Zaten amacım partinin kapatılmasıydı.”
Cümledeki “şifre”ler çözülünce görülüyor ki; MHP’nin başörtüsü özgürlüğüne verdiği destek, tamamen bir “tuzak”tır!..
Demek oluyor ki;
CHP ve MHP, dünkü Komisyon’da “Başörtüsü özgürlüğü niye pakette yok?” diyerek “yeni bir tuzak” peşindedir!.. Yine Anayasa Mahkemesi’ne gidecekler, yine “iptal” ettirecekler!..
Ama bunu “doğrudan” söylemek yerine, bu defa “beyaz elbise” giyerek söylüyorlar!..
Maksat, fili “fil damı”na götürmek!..
Maksat, fili “fil olmaktan” çıkarmak!..
“Başörtüsüne özgürlük” derlerken, aslında “AK Parti’nin özgürlüğü”nü elinden almak istiyorlar!..
Son derece çirkin ve iğrenç bir oyun!..
Bereket, AK Partililer tuzağa düşmedi!..
=================
CHP’nin çifte standartı!
Zaman zaman düşünüyorum... Acaba ben de mi CHP’li olsam?..
Öyle ya; CHP’li olunca sesimi herkes duyar!.. Başıma bir iş geldi mi, bütün CHP’liler “Bremen Mızıkacıları” gibi toplanıp, anında “cayırtı” koparırlar!..
Şu hâle bakın, Van halkı; “Van minute” deyip, Baykal’a “yumurtalı protesto” yaptı diye, neredeyse “linç” edilecek... CHP kurmayları her gün açıklama yapıyor... Dün de, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’i istifaya davet etmişler!..
Hani, “pişkinlik” olur da, bu kadar olmaz!.. Yahu, Deniz Baykal’a yumurta atıldı diye ortalığı ayağa kaldıran CHP’liler, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın uğradığı “yumurtalı saldırı”da niye “alkış” tutmuştu?..
Şubat 2006’da Mersin’de Erdoğan’a yumurta atan ve bunu bir “kamusal görev” olarak açıklayan Halkevleri değil miydi?.. 8 saldırgana “Ellerinize sağlık” diyen Halkevleri değil miydi?.. Bu Halkevleri’nin yönetim kurullarında “CHP milletvekilleri Muharrem Kılıç, Durdu Özpolat, Atilla Kart ve Muharrem İnce” yok mu?..
İşte, CHP’lilerin yönetiminde bulunduğu bir kuruluş Erdoğan’a yumurta atılınca “elinize sağlık” diyor ama Baykal’a yumurta atılınca, bütün CHP’liler ayakta!..
Karar verdim, büyüyünce ben de CHP’li olacağım!..
İyi cayırtı koparıyorlar!..

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT