1. HABERLER

  2. HABER

  3. Başörtülü Rektörü Suçlayan Vekile Hükümetten Tepki
Başörtülü Rektörü Suçlayan Vekile Hükümetten Tepki

Başörtülü Rektörü Suçlayan Vekile Hükümetten Tepki

Başbakan Yardımcısı Arınç, Dicle Üniversitesi Rektörü Saraç hakkında bazı iddialar ortaya atan Ak Partili vekile tepki göstererek, "Elinde delil varsa niye şimdiye kadar bekledin" diye sordu.

A+A-

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu’nun ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. Arınç, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Ayşegül Jale Saraç hakkındaki yolsuzluk iddialarıyla ilgili "Bu hanımefendi hem işini çok iyi yapıyor hem de özel hayatında dindar bir Müslüman olarak görevlerini aksatmamaya çalışıyor. Fakat maalesef bir milletvekili arkadaşımız, Diyarbakır Milletvekili Sayın İçten, bu baş örtmesinin hemen arkasından yıllar öncesine dayanan bazı yolsuzluk iddialarını yüksek sesle konuşmaya başladı. Elinde bazı deliller varsa niçin bugünü beklemiştir açıklamalıdır" dedi.

Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Ayşegül Jale Saraç hakkındaki yolsuzluk iddialarıyla ilgili soru üzerine Arınç, konunun Bakanlar Kurulu gündeminde olmadığını ancak şahsen özel düşüncelerini ifade etmek istediğini kaydetti. Saraç'ın ikinci defa görev yaptığını bildiren Arınç, "Kendisi iyi bir bilim kadını, Diyarbakır'ın evladı, oradan yüksek oylarla da rektörlüğe seçilmiş" ifadesini kullandı. Arınç, 30 Eylül demokratikleşme paketinden sonra bazı idari kararlar ile kamuda da başörtüsünün serbest bırakıldığını, bu sebeple pek çok öğretmenin, resmi dairelerdeki çok sayıda kişinin kendi iradeleriyle başlarını örterek görevlerine devam ettiklerine dikkati çekti. Bülent Arınç, şunları belirtti:

"Şüphesiz bir ilk olması bakımından bir Sayın Rektörün de başını örterek göreve başlaması doğrusu beni şahsen çok sevindirdi. Kendisini çok takdir ettim. Neden? Çünkü her şeyin bir ilki vardır. O kendisi ifade ediyor ki bir eksikliğim vardı. Ben bunu bir manevi huzur elde edebilmek için böyle bir günü beklemiştim. Keşke bir başkası başlasaydı ben arkadan gelseydim ama bir ilk olmak da beni çok mutlu etti dedi. Bu bence takdir edilecek bir davranış."

"Bu hanımefendi hem işini çok iyi yapıyor hem de özel hayatında dindar bir Müslüman olarak görevlerini aksatmamaya çalışıyor" diyen Arınç, "bu bakımdan bir suistimal veya başka bir amacı gizlemek için başını örtmek gibi bir yakıştırmayı söylemek ve konuşmanın çok çirkin olacağını" vurguladı.

Arınç sözlerini şöyle sürdürdü: "Fakat maalesef bir milletvekili arkadaşımız, Diyarbakır Milletvekili Sayın İçten, bu baş örtmesinin hemen arkasından yıllar öncesine dayanan bazı yolsuzluk iddialarını yüksek sesle konuşmaya başladı. Bir defa şuna dikkat etmemiz lazım: Yolsuzluk kim tarafından ne zaman yapılırsa yapılsın büyük bir suçtur. Bunun üzerine mutlaka gidilmesi gerekir. Bunun için bir bayan rektörün başını örtmesini beklemek de doğru değil."

Geçmişe dönük deliller olması durumunda neden bugüne dek beklendiğini soran Arınç, şöyle devam etti:

"Elinde bazı deliller varsa niçin bugünü beklemiştir açıklamalıdır. Bir samimiyetsizliği teşhir etmek istiyorsa, yani sırf bu yolsuzluk iddialarından kurtulmak için başını o sebeple örttü deniyorsa, bu çok çirkin çok kötü bir yakıştırma olur. Ben hanımefendinin böyle bir şeyi düşündüğünü ve yaptığını kesinlikle kabul etmem, bildiğim tanıyabildiğim kadarıyla" dedi. Yolsuzluk iddiasına sahip olan herkesin elindeki bilgi ve belgeleri süratle yargı ile paylaşması gerektiğinin altını çizen Arınç, bu iddiaların ilk inceleme noktasının da YÖK olabileceğini kaydetti. Arınç, YÖK'e bunlar iletilmeden bu iddiaların gündeme getirilmesini "samimiyetsizlik olarak gördüğünü." belitti.

Başbakan Yardımcısı Arınç, "Bir insanın başını örtmesinden gözyaşlarıyla sevinç duymasını hemen takiben, birisinin onu yolsuzlukla suçlamasını o hanımefendinin doya doya sevinememesi olarak ve onun bu hareketinden dolayı da pek çok hanımefendinin sevinç duymasına mani olacak bir hareket olarak görüyorum" dedi.

ADALETTEN AYRILMAMAK ZORUNDAYIZ"

Arınç, Saraç'ın ayrıca "paralelci" olmakla suçlandığını da hatırlatarak şunları söyledi:

"Dicle Üniversitesine kendi yandaşlarını doldurmasından bahsediyor. Bu da incelenmesi gereken bir konudur. Unutmayalım üniversitelerimizin pek çoğunda geçmişte bu toplulukla ilişki kurmuş, onların çalışmalarına katılmış, onların faaliyetlerini beğenmiş kadınlar erkekler olabilir. Bundan dolayı bir rektörü sadece bu açıdan suçlamak vicdani değildir. Önemli olan eğer böyle bir yakınlığı varsa rektörlük faaliyetleri içerisinde bu yandaşlığını nasıl götürmüştür? Kanunlara aykırı mı gelmiştir, hükümetimizi dize getirmek, Sayın Başbakanımızı itibarsızlaştırmak, birtakım dinleme faaliyetlerine katılmak, devletin gizli kalması gereken bilgi ve belgelerini yasaya aykırı olarak toplamış, düşünmüş, yaymış bir insan olarak elinizde bilgi var, delil var mı? Bunları konuşmamız gerekir. Yoksa dindar insanların bir kısmı belli bir zamanda yollarını toplulukla kesiştirmiş olabilir."

Bülent Arınç, "Biz değdi, değmedi diyerek sağa sola selam veren herkesi bir potaya koyacak ve onu suçlayacak noktada değiliz. Bizim partimizin adı Adalet. Adaletten ayrılmamak mecburiyetindeyiz, adaletli olmak zorundayız. Önemli olan bu grubun içerisinde birine veya başkasına sevgi duymak sempati duymak değil, görevini ifa ederken bir kamu görevlisinin, bu görevi kötüye kullanıp kullanmamasıdır. Yasalara aykırı olup olmamasıdır, talimatları bir başkasından alıp almamasıdır. Ben Sayın Rektörün bu haksız suçlamalar karşısındaki vakur duruşuna katılıyorum. Ama bütün bu iddiaların da önce YÖK'te, gerekiyorsa savcılıklarda süratle araştırılmasını ve yasaya aykırı işlemler yapılmışsa Sayın Rektör ya da mahiyetindeki rektör yardımcıları veya bir başkası, bu yapıyla ilgili kanunlarımıza aykırı bir fiil işlemişse mutlaka en ağır cezalara da çarptırılmalıdır."

(Dünya Bülteni)

HABERE YORUM KAT