'Bask'ası olma kendin ol...

14.12.2009 22:22

Ceyda Karan

Elmalarla armutları toplamak mutat alışkanlığımız. Tıpkı Kürt sorununun çözümü için yıllarca Bask sorununu baz aldığımız gibi, DTP’nin kapatılması da, çabucak İspanya’daki Bask ayrılıkçı partisi Batasuna’nın ETA örgütü ile bağlantılarından ötürü kapatılması; bu kapatmanın da AİHM tarafından ‘münasip’ bulunmasından haraketle Bask üzerinden tartışılıyor. ‘İspanya nire, Türkiye nire; Batasuna ne, DTP ne ve hatta ETA ile PKK eş mi’ diye soran yok. Neden? Zira İspanya hakkında da, Bask hakkında da bilgilerimiz klişelerden ibaret. Bir takım meselelerde başımızı kaldırıp diğer diyarlarda yaşananlara bakacağız elbette. Ancak kaba hukuki çıkarımlarla elmalarla armutları toplamanın kendi meselelerimizi çözmeye ne menem katkısı olacağını da düşünmek lazım.

Öyleyse meseleye elmalarla armutları ayırarak bakalım.

* İspanya Türkiye’nin aksine federal yapıda bir ülke. İspanya’nın Bask ülkesinin Franco diktatörlüğünün yıkılması ve 1978’de yeni anayasayla demokrasiye geçişten bu yana özerk parlamentosu, bölgesel hükümeti, bölge başkanı var. Savunma ve dış politika hariç hemen her konuda, -Bask dilinde eğitimden kendi vergilerini kendi toplayıp harcamak dahil- çok geniş çaplı özerkliği soluyor. Yani İspanya ve Bask’taki koşullar ‘üniter’ Türkiye’dekinden bir hayli farklı.

* İspanya’nın Bask ülkesi çok zengin. Hattızatında sanayinin göbeği, İspanyol çelik endüstrisinin kalbi. Bu durum taa 19. yüzyıldaki sanayi devriminden beri böyle. Dolayısıyla İspanya’daki Bask meselesinin ekonomik bir temeli yok. Hatta İspanya Bask’a muhtaç dahi denilebilir. Peki ya Türkiye?

* Bask ülkesinin ahalisi, hani nasıl desek, hakikaten nev-i şahsına münhasır. Irksal köken anlamında Avrupa’daki hiçbir soyağacına sokulamıyor. Dilleri Euskera filan da öyle. Bu öznel koşulları herkes için yenilir yutulur cinsten olmayan ırkçı bir milliyetçilik yaratmış. İspanyollarla fazla karışmama kaygıları bir yana, şu meşhur Atletik Bilbao takımında hala Bask’tan başka milletlerin oynayamamasıyla tezahürünü bulan türden bir milliyetçilik bu. Aşağıda aktaracağım türde milliyetçi sol damarın Kürtlerde bulunup bulunmadığının yorumunu varın siz yapın...

* Bask milliyetçiliğinin Katolik kimlikle Marxist olduğu iddiasındaki ‘milliyetçilik-solculuk’la harmanlanmış tuhaf ideolojik durumu var ve bu bugün de baki. Bask milliyetçiliğinin babası Sabina Arana (1865-1903), 1898’de kurulan ve bugün hala bölgede en fazla oy potansiyeline sahip Hıristiyan Demokrat PNV’nin de kurucu babası. (Mart 2009 seçiminde 30 yıl sonra iktidarı İspanyol Sosyalist Partisi’nin bölgedeki ortağı Euskadi Sosyalist Partisi ile Halk Partisi’nin koalisyonuna terk etmek zorunda kalsa da, PNV, yüzde 38.5 oranında oyla birinci parti çıktı) İdeolojik zemini sanayi devrimiyle bölgeye akan İsyanyolları dışlayacak şekilde Bask ırkını gözeten koyu Katolik bir gelenek, PNV’nin dayandığı. 

* 1960’larda ortaya çıkan ETA (Euzkadi Ta Azkatasuna-Bask Anavatanı ve Özgürlük) ise, Marxist olduğunu iddia etse de, milliyetçiliğin dik alasını yapıyor. ETA’nın siyasi kanadı Batasuna’nın (Bask dilinde Birlik anlamında) öncellerinden Herri Batasuna (Halkın Birliği), 1978’de kurulduğunda solcu milliyetçi siyasi grupların koalisyonu altında İspanya’yı demokrasiye taşıyan anayasaya ‘hayır’ diyen cephede yer almıştı. Ortalama oy oranı 1979’lardan beri yüzde 15’i nadiren aştı. Şu anki lideri Arnaldo Otegi, başta banka saldırısı gibi eylemlerden, sonraları fikirleri yüzünden sık sık hapse atılmış bir kişilik. Ayrılıkçı emelleri olsa da Aralar gibi ılımlı sol siyasi parti ve gruplar da mevcut. 

* Bask meselesi kimilerinin iddia edegeldiği gibi basit bir şiddet meselesi değil. Gelinen aşamada, İspanyollar da Basklar da ateşkes ve barış girişimlerinin başarısızlığından bezgin olsa bile, sorunu ‘ETA sorununa’ indirgemek mümkün değil. Batasuna/ETA çizgisine sahip çıkmasa da, PNV’nin Bask’ı İspanya’dan ayrı gayrı gören duruşu özünde farklı değil. Zira PNV de bu kadar geniş çaplı özerklik olmasına rağmen Bask’ın statüsünü kafi bulmuyor. En son birkaç yıl önce PNV lideri Juan Jose Ibarretxe, Madrid’e AB şemsiyesi içinde İspanyol devletiyle ‘serbest ortaklık’ önerdi. Şimdilik iktidarda olmasalar da, bu, yarın iktidara gelmeyecekleri ve önerilerini savunmaya devam etmeyecekleri anlamına gelmiyor. 

* Bask örneğinde en görmezden gelinen Fransa’daki Bask bölgesi olmuştur. Fransızcası ‘Le Pays Basque’, Bask dilinde ‘Ipparalde’ olan ve Aşağı Navarre (Fransızca Basse-Navarre), Labourd, (Bask dilinde Lapurdi) ile Soule’den (Bask dilinde Zuberoa) müteşekkül bu bölge, ‘üniter’ Fransa içinde sadece Pirene-Atlantik idari bölgesinde yer alır. İspanya’daki 2.2 milyonluk Bask nüfusa karşılık Fransa’da topu topu 270 bin Bask yaşar, onlar da Fransız toplumuyla bütünleşmiştir. Fransız Devrimi’nden sonra başlayan bu süreç 2. Dünya Savaşı’nda Nazizme karşı mücadeleyle pekişmiştir. Sosyo ekonomik şartlar anlamında İspanya’dan farkları tarım, balıkçılık ve turizm toplumu olmalarıdır. Paris, Baskları ülkenin kültürel zenginliği sayar, lakin Bask dili (Euskera) cadde ve sokak tabelalarında Fransızca’nın peşi sıra yer alsa da, Fransız devleti bu dilin eğitimine soğuk bakar. Euskera sadece özel okullarda öğretilirken, Bask dilinde yayınlar sınırlıdır. Fransız Batasuna’sı siyasi parti değil dernek olarak örgütlenir. 1963’te kurulan Enbata partisi 1974’te terör destekçiliğinden yasaklanmışken, 1974’te yerini alan Iparretarrak (Bask dilinde Kuzeyliler) de çok marjinal siyasi eylemlerden öteye gitmemiştir. Zaten ETA’yla yıldızları hiç barışmaz. Bugün hapiste tek bir üyeleri kalmış değil.

Velhasıl tarihsel, sosyo ekonomik koşulların farklı şekillendiği Fransa ile İspanya’da Bask varoluşunun farklılıkları ‘milliyetçiliğe’ dair tavrı belirliyor. Batı Avrupa’da farklılıklarına karşın güçlü federal gelenek bulunduğunu akılda tutarak, dünyadaki federalizm yahut konfederalizm örneklerine, bunların tarihi, coğrafi sosyolojik temellerini gözönünde tutarak bakalım. Bunların ne olduğunu bilerek bakalım. Kendi toplumsal sözleşmemizi sapla samanı karıştırmadan ortaya koymanın yollarını bulalım...

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim