1. YAZARLAR

  2. Koray Düzgören

  3. Başkan ve müstakbel Başkan geleceğe ilişkin konuşuyor
Koray Düzgören

Koray Düzgören

Yazarın Tüm Yazıları >

Başkan ve müstakbel Başkan geleceğe ilişkin konuşuyor

A+A-

Ağustos ayında Orgeneral Büyükanıt'ın emekli olması ile boşalacak olan Genelkurmay Başkanlığı'na getirileceği bilinen Orgeneral Başbuğ, tam da Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Barroso'nun Türkiye ziyaretine denk gelen bir günde anlamlı bir konuşma yaptı.

"Kimse yanlış hesap yapmasın" dedi.

Bu sözü başka biri daha sarfetmişti, anımsıyorum ama kim olduğunu bir türlü hatırlayamadım.

Tehdit amacıyla kullanılan bir laf bu.

Müstakbel Genelkurmay Başkanı, Barroso'nun Türkiye'yi ziyaret ettiği günlerde bazı hatırlatmalar yapıyor. Mesaj veriyor.

Bu mesaj kime ya da kimlere karşı veriliyor derseniz yanıtını bulmak çok zor değil: O günlerde Türkiye'yi kim ziyeret ediyorsa onlar ve onların Türkiye'deki destekçilerine...

Bu mesajların Kuzey Kıbrıs'ta verilmesinin de bazı anlamları var kuşkusuz.

Önce Genelkurmay Başkanı Kuzey Kıbrıs'a gitti.

Tam da bizimkilerin Kıbrıs Rum Kesimi dediği Kıbrıs Cumhuriyeti'nde Cumhurbaşkanlığına seçilen Dimitris Hristofyas'la Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın sorunun çözümü yolunda ilk görüşmeyi yaptıkları günlerin hemen ardından.

Lefkoşa'yı ikiye ayıran utanç duvarıyla kapanmış olan şehrin iki kesiminin ortasındaki Lokmacı Geçidi'nin açılması kararının uygulanması ile birlikte.

Hatırlarsanız geçidin açıldığı gün Genelkurmay Başkanı Büyükanıt da oradaydı. Türklerle Rumların çözüm konusunda görüşmelere başlaması ve bu yolda barışçı adımlar atma kararlılığı içinde olduklarını ilan etmeleri Genelkurmay Başkanı'nın tepkisine neden oldu.

Başkan orada yaptığı açıklamalarla askerlerin Kıbrıs meselesinde bilinen görüşlerini tekrarladı.

Bu görüşleri artık çok iyi biliyoruz. Kıbrıs'ta çözüme karşı olan ve iki tarafın anlaşmasına yönelik olası adımları, 'Kıbrıs'ın satılması' olarak değerlendiren bir yaklaşım bu.

Buna karşılık Kıbrıs'ta çözüme ulaşılması ise Türkiye'nin AB sürecindeki önemli bir ayakbağından, bir sorunlar yumağından kurtulması anlamı taşıması açısından çok önemli.

Buna rağmen askerler, (önce Genelkurmay Başkanı, sonra da Kara Kuvvetleri Komutanı), Kıbrıs meselesinin çözümüne karşı olduklarını bir hafta ara ile tekrarladılar.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti denilen yapının en başta kendileri tarafından hiç dikkate alınmadığını, Kıbrıs'ın bu parçasının Türkiye'nin adeta bir eyaleti olduğunu -Kuzey Kıbrıs'ta bazı meslektaşlarımız eyalet yerine müstemleke lafını kullanıyor- dosta düşmana bir kere daha açıkladılar.

Bundan daha önemlisi, o toprak parçasında yaşıyan insanların iradelerinin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayanların iradeleri gibi fazla önemsenmediğini beyan etmiş oldular.

"Kuzey Kıbrıslıların yapılacak herhangi bir anlaşmayla güvenlik içinde olup olmayacaklarına biz karar vereceğiz" dediler.

Aslında söyledikleri Türkiye'nin AB üyeliği ile ilgiliydi. Bu üyeliğe doğrudan karşı çıkmak istemedikleri için denenen çeşitli yollardan biri de bu Kıbrıs söylemi oluyor.

Mesajlarını bu nedenle Kıbrıs'tan verdiler. Kıbrıs meselesi üzerinden ifade ettiler.

Tabii Barroso'nın Türkiye'yi ziyaret ettiği bir dönemde, "AB ile ilişkilerin kesilmesi pahasına da olsa AKP'nin kapatılmasından yanayız" diyemezlerdi.

Başbuğ'un, müstakbel Başkan'ın açıklamalarına dönersek.

Müstakbel Başkan Kıbrıs'a ilişkin belirlenmiş politikayı bir kere daha ilan ettikten sonra Kürt meselesinde çözümün ne olacağını da bir kere daha ifade ederek, "sonuna kadar savaş" persfektifini açıkladı

Yani Kıbrıs'tan sonra Kürt meselesinde de bir çözüme karşı çıkacaklarını kendi görev süresi boyunca da bu politikayı uygulayacaklarını ilan etmiş oldu.

Tabii bu konu üzerinde yapılacak tartışmaların, faaliyetlerin de (Bunlar da özgürlükler ve demokratik haklar oluyor) aynı esasa göre değerlendirileceğini ve bunlara da karşı olduklarını net bir şekilde açıkladı.

AB Komisyonu Başkanı Ankara ve İstanbul'da yaptığı temaslarda Türkiye'nin AB üyeliğine ne kadar önem verdiklerini söyleyedursun müstakbel Genelkurmay Başkanı, müstakbel bir Başbakan gibi geleceğe, belki 2013'lere, 2018'lere ilişkin perspektiflerini açıklamakta bir sakınca görmedi.

Böylece Türkiye'nin önündeki on yıla AB'den önce ipotek koymayı hedeflediklerini adeta ilan etmiş oldu.

AB yolununa karşılık bu yolu gösterdi.

Bu nedenle de, "Kimse yanlış hesap yapmasın" demekten çekinmedi.

Yanlış hesapların Bağdat'tan döndüğü çok iyi bilindiği halde...

Yeni Şafak gazetesi

YAZIYA YORUM KAT