Başka Diktatörlere Ölüm! “Bizim Diktatörümüz” İyidir!

08.04.2011 14:15
Başka Diktatörlere Ölüm! “Bizim Diktatörümüz” İyidir!
Çevremizdeki diktatörlüklerden söz etmek, o diktatörlüklere karşı olanları alkışlamak ve diktatörler aleyhine konuşmak hoşumuza gidiyor. Ama kendi gerçeğimizle yüz yüze gelmeyi bir türlü istemiyoruz.

Kendi gözümüzdeki merteği göremeyip, el-âlemin gözündeki çapaklara takıldığımıza dikkat çeken sitemiz yazarı Selahaddin E. Çakırgil'in yeni yazısından pasajlar:

Söyleyebilir miyiz, etrafımızdaki hangi ülkede ve hatta dünyada, hem de ölümünün üzerinden üççeyrek yüzyıl geçtiği halde bir siyasî kişinin adına tesis olunan ve acayip bey'at törenleriyle, bağlılık yeminleriyle zorla sürdürülmeye çalışılan bir başka diktatörlük örneği var?

İki ay sonra genel seçimler yapılacak ve yeni seçilecek 550 milletvekili, meclis kürsüsüne birer birer gelip, anayasada yazılı olan yemin metnini okumak ve bütün bir millet de, onların bu yeminlerini, TV ekranlarından saatlerce dinlemek zorunda kalacaklar.. O metni okumadan, milletvekillikleri başlamış olmayacak.

Ama bu gibi görüntü ve gürültüler üzerine asıl konu gözlerden ırak kalıyor ve o yemini edenlerden veya etkili yerlerde bulunanlardan kimsecik de, "Yahu, bu kişileri millet kendilerine vekil olsun diye seçti, 'gitsinler de üççeyrek yüzyıl önce ölmüş bir siyasetçinin fikirlerine bağlı kalmaları şartıyla m.vekilliği yapsınlar.' diye seçmemişti."  diyemiyor.

Mes'ele sadece oradaki yeminle bitmiyor ki.

Bütün madenî ve kağıt paralarda onun resmi, hatta MİT'in ve TSK'nın amblemlerinde, onun kabartma resmi… Bütün mahkemelerde, hâkimin arkasındaki duvarda, tapınılan bir nesne, bir ikon halinde bir kabartma resim... 

DİPLOMAYI ALMAK İÇİN BİLE YEMİN

Kamuda vazife alacak bütün kişiler halinde, aynı kişinin ismine, ilkelerine bağlı kalacaklarına dair yeminler ederek işbaşı yapabiliyorlar... Üniversitelerden mezun olan bütün öğrenciler de o noktaya gelinceye kadar bütün tahsil hayatları boyunca kendilerine okutulan devrim tarihi derslerini başarıyla geçmeleri yetmiyormuş gibi, bir de diplomalarını alabilmek için aynı yemini metinlerini okuyorlar...

80 yıla yakın bir zamandır, halkımızın çocukları, hatta körpecik yavrucuklar, okul kapılarında, sabahın köründe, kavurucu sıcak veya soğuklarda, kar-yağmur, tipi altında bile, titreyerek, ne dediklerinin farkında bile olmayan yavrucuklara, "Türk'üm, doğruyum, çalışkanım..." gibi lafları sıraladıktan sonra, "Ey yüce Atatürk...' diye, 73 yıl öncelerde ölmüş bir kişiye seslendiriliyorlar, onun ideallerine bağlı kalacaklarına dair yemine, yani, zorla bey'at' etmeye sürükleniyorlar.

Kemalist-laikler, Müslümanları, "bey'at / biat" nesli diye hafife almayı pek severler. Doğrudur, Müslümanlar Allah ve Resulü'ne bey'at etmiş kimseler olmak açısından bey'at ehlidirler; ama, Müslümanların temel niteliği, kula kulluğu kabullenmemektir.

BDP Gen. Başkanı Selahattin Demirtaş, oğlunun bu 'and'ı okumayacağını bildirmiş okul yönetimine. Keşke, böyle bir kölelik anlayışını kabul etmeyeceğini düşünen herkes de Demirtaş gibi hareket etse…

Bölgedeki Vali, Kaymakam, Emniyet Müdürü, Kumandan gibi kamu vazifelilerinin Kürdçe bilmemesi, mahallî halka hizmet edemeyeceğinin en açık delili. Hatırlayalım ki, birkaç sene önce, bir Kürd kadını, general rütbesindeki bir kumandandan kürdçe olarak yardım isteyince, o general, utanmadan, "Önce Türkçe öğrensin, o zaman yardım yapılır." diyebilmişti.

Vatandaşlarından milyonlarcasının konuştuğu bir dili bilmeyen, onu 80 yıl kadar dil olarak bile kabul etmeyen bir devlet mekanizmasının bir takım buhranlarla karşılaşması tabiî değil midir?

BİR DE AYNAYA BAKSAK

Evet, biz hepimiz diktatörlüklere karşı olduğumuzu söylemeyi pek seviyoruz, ama kendi diktatörümüze gelince onu hatırlamak bile istemiyoruz. Ve giderek, öyle bir diktatörümüzün olduğunu bile unutuyor ve neredeyse, onu cedleri, zorla, dârağaçları kurularak, kabul etmemişlercesine, o kabulleri kendi hür iradeleriyle belirttiklerini düşünüyorlar.

Birkaç ay önce, eski b.elçilerden İnal B.'nun kızı P. Batu, bir TV programında, "300 sene kadar sonralardaki insanlar gelip bizim bugünkü durumumuzu anlamak için arkeolojik kazılar yaptıklarında, herhalde, 'Epeyce yakışıklı bir putları/tanrıları varmış.' diyeceklerdir."  kabilinden ilginç sözler etmişti.

Kendi diktatörümüze sahip çıkmak söz konusu olduğunda ortaya çıkan tablo ise insanı şaşırtıyor. Kendi atasını-dedesini kaale almayan veya  bile unutmuş kimseler, söz  T.C.'deki 'resmî ideoloji atası'na gelince feveran edebiliyorlar.

Hatırlıyor muyuz, bugünlerde devamlı gündemde olan bir cemaat lideri, 20 sene öncelerde, "Devletimizin başında olanlar her kim olursa olsun, onlara dil uzattırmam." diyerek,  cemaati içinden o söz konusu diktatöre karşı bazı itiraz cümlelerini dile getirenleri kesinlikle susturmuştu da "Devletin başındaki fir'avun olsa, o zaman da mı söz söyletmezdin?" diye yazmak zorunda kalmıştık.

***

Bazı pasajları özetleyerek aktardığımız Selahaddin E. Çakırgil'in yazısının tamamını okumak için tıklayınız…

HAKSÖZ-HABER

  • Yorumlar 3
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim