1. YAZARLAR

  2. Eser Karakaş

  3. 'Basını ele geçirdiler'in aritmetiği
Eser Karakaş

Eser Karakaş

Yazarın Tüm Yazıları >

'Basını ele geçirdiler'in aritmetiği

A+A-

12 Eylül referandumunun sonucu Türkiye için çok önemli; bu önem öncelikle değişecek anayasa maddelerinden, normalleşecek yargı sisteminden, normalleşme konusunda bir adım atılacak askerî yargıdan, kaldırılacak geçici 15. madde utancından kaynaklanıyor.

Ama bir başka ve en azından madde değişiklikleri kadar önemli konu da referandum sonucunun muhalefetin normalleşmesi için bir adım teşkil etme ihtimali. Olağan dışı bir gelişme olmaz ise, 12 Eylül referandumu bir "evet" ile sonuçlanacak; benim daha heyecanla beklediğim evet'lerin, hayır'ların oranı konusu.

Evet'le sonuçlanma ihtimali yüksek referandumdan sonra muhalefet bir yol ayırımına gelecek; bir yol yine "bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam" retoriğinin, "basını ele geçirdiler" kakafonisinin, "bu halk adam olmaz" mantıksızlığının yolu iken; ikinci yol da "biz nerede hata yaptık, yapıyoruz"un üretken, mantıklı yolu olacak.

Temennim referandum sonuçlarından sonra muhalefete ikinci yolun, aklın yolunun egemen olması; böylece siyasi yarış da çok daha nitelikli bir hale gelmiş olur.

Bu tartışmalar, düşünceler içinde benim dikkatimi çeken bir nokta da "basını ele geçirdiler" retoriği; doğrudur, yazılı ve görsel basının demokrasilerde iktidar ya da muhalefet tarafından ağırlıklı bir biçimde kontrolü demokrasinin özüne aykırı.

Muhalefet sözcüleri de epey bir süredir basının, hem yazılı hem görsel basının iktidar tarafından kontrol edildiğini, hatta bu kontrol oranının yüzde doksanlara geldiğini iddia ediyorlar; ve bu iddialar da genellikle toplumda bir veri olarak kabul ediliyor.

Bendeniz de, demokratik bir toplumda basının iktidar ya da muhalefet tarafından ağırlıklı olarak kontrolünün çok tehlikeli olabileceğinin bilincinde biri olarak, bu iddiayı ciddiye alıyorum; ancak bu iddia şayet doğru ise.

Muhalefetin bu iddiasını ciddiye alan biri olarak internet üzerinden küçük bir araştırma yapıyorum, hem yazılı hem görsel basının tiraj ve reyting düzeylerini buluyorum, hangi yazılı ya da görsel basın kuruluşunun hangi eğilime yani iktidara mı yoksa muhalefete mi daha yakın olabileceğini de bildiğim için basit yöntemlerle sonuca ulaşabiliyorum.

Önce yazılı basından işe başlayalım; www.gazeteciler.com sitesinden 2 Ağustos-8 Ağustos 2010 tarihleri arasındaki gazete tirajlarına bakıyorum ve mukayese için de, futbol gazeteleri dışında ilk 15 gazetenin tirajlarına odaklanıyorum.

Zaman (687 bin), Sabah (337 bin), Türkiye (136 bin), Takvim (124 bin), Star (106 bin), Yeni Şafak (104 bin) gazetelerinin siyasi iktidara daha yakın durduklarını varsayıyorum ve tirajlarını topladığımda yaklaşık bir buçuk milyonluk bir tiraja ulaşıyorum.

Öte yandan, Posta (505 bin), Hürriyet (436 bin), HaberTürk (254 bin), Sözcü (209 bin), Milliyet (160 bin), Akşam (144 bin), Vatan (143 bin) gazetelerinin muhalefete daha yakın durduklarını varsayıyorum ve bu son gazetelerin tirajlarını topladığımda da yine yaklaşık bir milyon 850 bin gibi bir tiraj toplamına ulaşıyorum.

Bu işlemleri yaparken Cumhuriyet, Vakit, Yeni Çağ, Taraf, Radikal gibi gazeteleri ilk on beşe girmedikleri için toplamaya dahil etmiyorum; ama sakin bir mantık, bu gazeteleri işleme dahil etsem de sonucun pek farklılaşmayacağını görecektir diye düşünüyorum.

Görüldüğü gibi, siyasi iktidara açık ya da örtük destek vermeyen gazetelerin tirajının siyasi iktidara daha yakın duran gazetelere oranla daha yüksek olduğu ortaya çıkmaktadır; isteyen ilk on beş dışındaki gazeteleri de hesaplamaya dahil eder ve sonucun değişmediğini görür.

Yazılı basın açısından muhalefet sözcülerinin "basını ele geçirdiler" retoriğinin pek doğru olmadığı galiba ortada.

Gelelim görsel basına; bu kez de www.medyatava.com sitesinden televizyonların aylık izlenme oranlarına bir göz atalım. Program bazında veriler çok yeni ama televizyonlar geneli için son veriler 2010 Nisan ayının.

Yazılı basın için kullandığımız el yordamı yöntemini bu kez de görsel basına uygulayalım, ilk on kanala, prime time tüm izleyiciler için izlenme açısından bakalım ve ilk önce siyasi iktidara mesafeli duran kanalların yüzdelik reytinglerini toplayalım: Kanal D (22,9), Star (9,5), Fox (7,8), Show (7,4), HaberTürk (0,7), Flash (1,5). Görüleceği gibi bu kanalların reyting yüzdeleri yaklaşık yüzde elliyi buluyor.

Bir de siyasi iktidara daha yakın olduğu bilinen kanalların reyting yüzdelerine bakalım: ATV (15,1), Samanyolu TV (5,3), Kanal 7 (4,1), Cine 5 (0,6). Bu kanalların reyting yüzdelerini topladığınızda ise yüzde 25 gibi bir orana geliyorsunuz.

İlk on dışındaki tüm kanalların siyasi iktidara yakın yayın yaptıklarını varsaysanız bile, ki bu varsayım çok aptalca olur, kanalların izlenme oranı açısından da siyasi iktidarın öyle baskın bir payı olduğunu iddia etmek mümkün değil.

Çok basit bir aritmetik bile basında, hem yazılı hem de görsel basında siyasi iktidara yakın yayın organlarının payının öyle iddia edildiği gibi olmadığını gösteriyor; muhalefet partileri sözcüleri ise yandaş basın gibi çok seviyesiz bir üslup ve tabirle olan durumu tamamen tersine göstermek istiyorlar, hatta iktidarın basın üzerindeki kontrolünün yüzde doksanlara geldiğini söyleyebiliyorlar.

Uydur uydur söyle; söyleyenin itibarı dışında kimseye zararı pek yok aslında.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT