Başbuğ'un söyle(me)dikleri

10.08.2011 00:31

Mehmet Kamış

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Dursun Çiçek'in mahkemede söylediklerinin tartışıldığı, internet andıcından dolayı yüksek rütbeli generallere yakalama emrinin çıkarıldığı bugünlerde Milliyet Gazetesi'ne konuştu.

Başbuğ'un konuştuklarının ana çerçevesi terör. Eski Genelkurmay Başkanı, terörle mücadelede nasıl başarılı olunacağını anlatıyor. 2. Kolordu komutanlığı, Genelkurmay 2. başkanlığı, Kara Kuvvetleri komutanlığı ve Genelkurmay kaşkanlığı yapmış bir kişinin, bugün terörle ilgili hâlâ söyleyecek sözlerinin olması gerçekten ilginç.

Başbuğ, terörle mücadelenin Özel Harekât timleri ile yürütülmesine karşı çıkıyor. Diyor ki: "Kırsal alanda ve dağda yapacağınız mücadele için ona uygun organizasyonunuzun olması lazım, artı eğitim konusu var." İnsan, okuduğuna inanamıyor. 'Eğitim konusu' derken birkaç aylık eğitimden sonra gönderdikleri askerlerden mi bahsediyor yoksa başka bir eğitimden mi anlamadım. Daha doğru dürüst silah bile kullanmayı öğrenemeden teröristlerin namlusunun ucuna konulan gencecik fidanların hangi eğitimle oralara gönderildiklerini tam olarak açıklamıyor.

Başbuğ, PKK'nın küçücük bir örgüt iken askerî politikalar yüzünden büyük bir yangına dönüşmesinin hikâyesine hiç değinmiyor. Terörle mücadelede askerle bir arpa boyu yol alınamadığının farkında değil, ya da farkında değilmiş gibi yapıyor. 30 yıldır o bölgede üç beş aylık askerlerle mücadele edilmesinin ve bu durumun ısrarla değiştirilmemesinin sebebini söylemiyor. Hele Aktütün, Dağlıca, Hantepe baskınlarının niye örtbas edildiğine hiç değinmiyor. Terörün marjinalize edilmesinden bahsediyor. 'Terör şehirlerde marjinalize edildi, kırsalda neden edilemiyor?' sorusuna cevabı yok. Kamuoyunun kafasını en çok kurcalayan konuya yönelik hiçbir açıklaması bulunmuyor. Oysaki, insanlar artık 'Orada, yani kırsalda, yani askerin hâkim olduğu yerlerde ne oluyor?' diye soruyor.

'Silvan'da gencecik askerlerimizin şehit olması, askerî beceriksizlik mi yoksa başka bir tezgâh mı?' Herkesin kafasında bu soru var. Bu soru var; çünkü siz Dağlıca'da, Aktütün'de ortaya çıkanlarla ilgili hiçbir şey yapmadınız. Hantepe'de bütün istihbarat raporlarına, Heron görüntülerine rağmen 'gelenleri çoban zannettik' diyen birisinin terfisi için YAŞ'ta herkesle canla başla kavga ederseniz sizin de terörle mücadeledeki niyetiniz her zaman kuşkuyla karşılanır.

30 yıldır sivil hükümetler, terörle mücadeleyi askere havale etmenin bedelini ödedi. Çünkü orada gerçekten neler olduğunu tam olarak bilmiyordu. Terörle ilgili bugüne kadar kamuoyunun zihninde istifham oluşturan hiçbir konuyu açıklığa kavuşturamadınız. Terörle Türk siyasetinin dizayn edildiği görüşünü bertaraf edecek hiçbir çaba göstermediniz. Bilakis bütün yaşananlar bu iddiaları doğrular şekildeydi.

Başbuğ, terör örgütlerinin tasfiye edilmesi için Türkiye'de liberal demokrasinin tüm kurum ve unsurlarıyla eksiksiz uygulanması gerektiğinden bahsediyor. Sanıyorum bunu söylerken liberal demokratik ülkelerde hiçbir devlet kurumunun, yılandan çıyandan kaçar gibi şiddete uzak duran vatandaşlarını mahkûm edebilmek için tezgâhlar kurmayacağını biliyordur. O ülkelerin genelkurmay koridorlarında hükümeti ve masum insanları nasıl suça bulaştırabiliriz diye planlar organize edilmez. Arazilere gömülmüş silahların ne olduğu konusunda kamuoyuna ikna edici bilgiler verilir. Eğer kamuoyunu ikna edemiyorsa bunun faturasını öder. Hiçbir liberal demokraside genelkurmay, onlarca internet sitesi kurup toplumun büyük bir kesimini oluşturan dindarlara karşı yalan haberlerle propaganda yürütmez.

ZAMAN 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim