1. YAZARLAR

  2. Cem Küçük

  3. Başbakan'ın ve Hakan Fidan'ın en büyük korkusu!
Cem Küçük

Cem Küçük

Yazarın Tüm Yazıları >

Başbakan'ın ve Hakan Fidan'ın en büyük korkusu!

A+A-

Dün gazetemizin Ankara temsilcisi Abdülkadir Selvi çok çarpıcı bir yazı kaleme aldı. O yazıda devletin kademelerinden süzdüğü bilgileri aktaran Selvi iki önemli tespitte bulundu.

'Öcalan, yeni sürece damgasını vuracak kadar önemli olan iki konuda, yeni görüşlerini deklare ediyor.

1-Demokratik özerklik yok, 2-Ayrı bir devlet yok.'

Hakan Fidan Öcalan'la görüşmesinde bu iki meseleyi birkaç kez soruyor. Öcalan da ısrarla böyle bir talebi olmadığının altını çiziyor.

Hakan Fidan'ın ilk temasları oldukça başarılı oldu. Hükümet bu iş için 2013 Mayısını sonuç alacağı zaman dilimi olarak görüyor. Bu yüzden Meclis'ten bazı yasalar da hızla geçecek. Kandil'deki dağ kadrosunun önemli isimleri Avrupa'ya gönderilecek ve diğerleri için siyaset yapmalarının önü açılacak. Plan bu!

Ne var ki tek mesele bu değil. Ankara'da yaptığım görüşmelerde hem hükümetin hem de Hakan Fidan'ın en büyük korkusu diğer ülkelerin bu işi provoke etmesi. Türkiye'nin hemen her yerinde teyakkuz hali var. Gelen her istihbarat, her bilgi anında değerlendiriliyor. Patlayacak tek bomba, sıkılacak tek kurşun işi sabote edebilir. Geçmişte bunun çok örneği var. Bazı ülkelerin istihbaratları taşeronlar kullanarak süreçlere zarar verdiler.

Peki uluslararası konjonktür bu işe ne diyor? Obama yönetimi bu meselenin çözümü için destek veriyor. En azından köstek olmuyor. Elbette yönetim içindeki bazı isimleri unutmamak lazım. Yahudi lobisi Başkan Obama'yı Savunma Bakanlığı, Dış İşleri Bakanlığı seçimlerinde köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Ama bazı ülkelerden çekinceler var. Londra-Tel-Aviv hattının hummalı bazı çalışmaları var. Tabii bu faaliyetleri onların yaptığının anlaşılması zor. Bir kere hem taşeron kullanıyorlar hem de hücre sistemiyle istihbaratları kontrol etmek çok zor.

İngiltere yüzyıllardır bu topraklarda kendi varlığını canlı tutmaya çalışıyor. Bölgenin haritasını onlar çizdiler. İngiltere MI6 üzerinden PKK'nın Avrupa kanadıyla sıkı temas halinde. Hatırlayın Oslo görüşmelerini hazırlayan, destekleyen ve lojistiğini sağlayan İngilizlerdi. Bölgede kendi istedikleri dizayn olmazsa rahatsızlıklarını her türlü gösterirler.

İsrail'in zaten PKK içindeki adamlarıyla meselelerden haberdar. Üstelik kendisine okyanus ötesinden yardım eden neo-con çete var. Sorun çözülmesin diye hep birlikte çırpınıyorlar. 'Hadi canım sen de, olur mu böyle şey' diyenler çıkacaktır. Ama durum budur.

Öte yandan İran'ı da yabana atmamak lazım. Hem Suriye meselesinde izlediğimiz genel tutum hem de Irak merkezi yönetiminde yaşanan sıkıntı İran'ın bazı operasyonları yapmasına sebep olabilir.

Kuzey Irak yönetimiyle Irak merkezi hükümeti arasında ciddi sıkıntılar var. Türkiye Kuzey Irak'taki bölgesel Kürt yönetimiyle birlikte bütün dengeleri değiştirebilir. Barzani'nin çözüm için destek olacağım demesi boşuna değil.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde belki de ilk kez Kürt meselesinde inisiyatifi elimize aldı. Önceden terör dahil kritik her meselemizde hep başka ülkelerin dediği oldu. Artık Türkiye ipleri elinde tutuyor ve yepyeni bir yola girdi. Bu yolda da başarısız olursak bundan kaybeden hepimiz oluruz.

Türkiye artık eski Türkiye değil. Her şantaja karşı tedbirlerini alıyor. Soğuk Savaş döneminde bütün istihbarat teşkilatları staj yapmak için Türkiye'ye gelirdi. Kimin cirit attığı belli olmazdı. Şimdi her şeye karşı tedbir alınıyor. Bu işten dönüş yok. Türkiye müzakere sürecini başarıyla geçmek zorunda. Bir daha böyle fırsat bulamayız.

YENİ ŞAFAK 

YAZIYA YORUM KAT