Başbakan’a ‘posta koyacak’ müdür kim

24.08.2010 13:26

Melih Altınok

Ergenekon ya da derin devlet denen yapılanmanın kimlerden oluştuğunu, ne yiyip ne içtiğini net bir şeklide ortaya koymayınca, elinde binlerce insanın kanı olan bu korkunç mekanizmanın “adı yok sanı yok bir garip kuştur” muamelesi görmesi de kaçınılmaz oluyor.

Açık açık konuşalım, Ergenekon, seksen yıldır halkın büyük çoğunluğu üzerindeki vesayetini sürdüren elitlerin, devlet içerisinde kilit konumlarda örgütlenmiş askeri-sivil bürokratlarından oluşuyor.

Bu bürokratlar, bulundukları mevkide, siyasal iktidarın müesses nizama karşı yaptığı salvoları savuşturmaya memur edilmişler.

Son olarak Hrant Dink’in ailesinin AİHM’deki davasında, Türkiye’nin yaptığı rezil savunmada ayak izlerini gördük bu bürokratik oligarşinin.

Yekpare iktidar algısını kanıksamış bazı demokratlar ve solcular ise, son dönemlerde şahit olduğumuz siyasal iktidar ile askeri- sivil bürokratik iktidar arasındaki ayrışmanın bu ayrıntısını ısrarla görmezden geliyorlar.

Siyasal iktidarın inisiyatifi dışında gelişen bürokratik direnci deşifre etmeye yönelik tutumuzu, “hükümeti aklama faaliyeti” olarak yorumluyorlar.

İnsaf...

Bugüne değin yapıla geldiği gibi, maksimalist bir bakış açısıyla birbiriyle çatışan odakları bile bir potada eritip “Katil devlet” diye bağırsam çıtları çıkmayacak.

Ama bu tarz-ı muhalefetin havanda su dövmek dahası siyaseten körlük olduğunu düşünüyorum.

Ama bunun farkına varan solcular olduğunu sevinerek görüyorum.

Hafta sonu Demokratik Toplum Kongresini izlemek için Diyarbakır’daydım. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’la sohbet etmek imkânı bulduk. Demirtaş’ın, vesayet rejiminin bölgedeki provokatif faaliyetlerinin tümünü hükümete yükleyen kolaycılığın cazibesine kapılmamasına sevindim.

Başkanın BDP’nin Siirt’teki mitinginde yaşananlara dair söyledikleri kulak verelim:

“İçişleri Bakanlığı kısa süre önce bölgedeki mülkü amirlere, tüm siyasi partilerin referandum çalışmalarında kolaylık sağlanması için bir genelge gönderdi. Pek çok yerde de, çalışmalarımız kolaylaştırılmasa da en azından güvenlik problemi yaşamadık. Ancak Siirt’te adeta başka bir devlet var. Referandum mitingi için Siirt’te bulunan diğer Eşbaşkanımız Gültan Kışanak polis tarafından tartaklandı. Güvenlik büro amiri bir müdür “Sizi burada konuşturmayacağım” demiş. Arkadaşlarımız “Başbakan geldiğinde onu konuşturmayacak mısınız” deyince, müdürden ‘Evet’ yanıtını almışlar.”

Selahattin Demirtaş özellikle Siirt’te derin bir yapılamanın işbaşında olduğuna dikkat çekiyor. Bölge halkını şiddete tahrik eden bu bürokratik yapılanmanın yalnızca BDP’ye değil, AKP’ye karşı tavır içinde olduğunu da önemle vurguluyor. İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a da “Bakan bu ilde neler oluyor mutlaka incelemeli. Aksi takdirde buradaki uygulamalardan sorumlu olduklarını düşüneceğiz” diye sesleniyor.

İddialar vahim. Düşünebiliyor musun, bir memur, halkın büyük çoğunluğunun oyuyla seçilmiş vekili tartaklayabiliyor, gerekirse en tepedeki amiri olan Başbakan’a bile “posta koyabileceğini” ulu orta dillendirebiliyor.

Bu ne cesarettir?

Her şeyi devrime havale edip, sorunların sorumluluğunu sistem denen muğlâk bir yapıya yükleyenler, bu tavırlarıyla somut olayların adı sanı belli müsebbiplerini koruyup kolladıklarını ne zaman anlayacaklar? Suçlular onların bu topyekûncu tavrı sayesinde, kolektif sorumluluğun konforuyla fütursuzlaşıyor ve yüzlerini maskeliyorlar.

“Münferit vakalar, bürokrat dediğin nedir ki” demeyin. Başbakanı bile takmayacağını açıkça söyleyip halkı provoke eden polis müdürünün nelere yol açtığı ortada. Başına buyruk ‘bağımsız’ bürokrat prototipinin dışına çıkıp ‘işini’ yapan, halka ‘insan’ gibi davranan ve büyük ihtimalle de bu yüzden katledilen Gaffar Okkan’ın Diyarbakır’da neleri değiştirdiği de...

Bürokratik oligarşi yaşıyor, savaşıyor!

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim