Başarılı tek model

29.12.2009 03:46

Muhammed Nureddin

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'yi Türkiye'nin Ortadoğu'ya açılan kapısı, Türkiye'yi de Suriye'nin Avrupa'ya açılan kapısı olarak niteledi.

Türkiye veya Suriye'deki yetkililer bu söylemi ilk kez dile getirmiyorlar. Bu söylem hiç kuşkusuz sağlıklı ve gerçekçi. Zira coğrafya ülkeler arasındaki ilişkilerde temel etkeni oluşturuyor. Coğrafya bir kaderdir ve güç dengelerindeki eşitsizlik bir yana siyaset biliminde buna önem vermeyenler cahil ve ahmaktır.

Altmış yıldan fazla bir süredir yani İkinci Dünya Savaşından bu yana Türkiye, siyasi yönetiminin coğrafyanın önemini idrak edemediği bir ülke oldu. Belki coğrafyanın öneminin farkındaydılar ancak milliyetçi taassup ve dini eğilimlere düşmanlık, iktidardaki siyasilerin kalbini köreltti. Kürtler istenmeyen bir millete dönüştü ve din tehlikeli hale geldi.

Komşularıyla ve içerideki ötekine düşmanca politikalar Türkiye'ye fayda getirmedi. Zira kendi içine kapandı. Sonuç ise Türkiye'nin iç ve dış bütün sorunlarının sürmesi oldu. Türkiye önceki politikaları gereği hiçbir sorunu çözemedi ve tabiri caizse modernleşme süreci-ortada bir modernleşme süreci varsa tabii- sekteye uğradı. Türkiye sınırlarını Suriye ve diğerlerine açtığı zaman coğrafya, tarih, kültür ve çıkarlara itibarı verildi ve geleceğe bakıldı.

Ülkeler arasında bütünleşme modern projelerin özelliğidir ve AB deneyimi bunun başarılı modelidir. Maşrik bölgesinin coğrafik ve tarihi birlikteliği, bu bölgenin Emevi devletinden Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı dönemine kadarki özelliğiydi. Bölgenin şu anki bölünmüşlüğü istisnai bir durum, kader ve doğal olanın dışındadır. Erdoğan Suriyeli meslektaşı Başkan Beşşar El Esed'le ortak basın toplantısı sırasında Suudi Kralı Abdullah Şam'ı ziyaret ettiğinde, Lübnan'ın yeni Başbakanı Refik El Hariri Şam'ı ziyaret ettiğinde kendisinin etkilendiğini ve Başkan Esed'i Beyrut'ta görmek istediğini belirtti. Bu, bölgenin bütünlüğüne inanan herkes için asli ve asil bir doğallıktır.

Türkiye ile Suriye arasındaki stratejik işbirliğini çıkarlardan önce doğallık ve tarih öngörmektedir. Davos kahramanı, Araplar, Müslümanlar veya komşular arasındaki yakınlaşmayı etkilediği zaman Türkiye ile bütün komşuları arasındaki ilişkilerin gelişmesi kaçınılmaz. Türkiye İran'la seçkin ilişkiler dokudu, Irak'la stratejik ilişkiler kurdu ve Suriye ile bütünleşti.

Bu alanda Başkan Esed'in dört denizin Hazar, Karadeniz, Akdeniz ve Körfez'in birleşmesi çağrısını hatırlıyoruz. Bunu engelleyecek hiçbir engel yol. Kültürel atmosfer bir. Bu dörtlünün karşılaştığı tehditler ve sorunlar aynı. Arap-Türk-İran üçgeni bölgenin birlikteliğinin direği oldu daima. Bu üçgenin tabanı genişlediği oranda bölge halkları kendilerini dışarının bölücü tehlikelerine karşı koruyabilirler. Fakat teorik müştereke bel bağlamak yetmez. Bu alanda ilkesel tutum da esastır.

Türkiye'nin Maşrik ülkeleriyle ve özellikle de Suriye, Irak ve İran'la birlikteliğine çalışması, Filistin sorunu ve Gazze'yi savunan tarihi tutumuyla birlikte gelmediği takdirde hiçbir şey ifade etmez. Arap, Müslüman ve Hıristiyan Mısır'ın Filistin'le ortak sınırları var. Fakat Mısır'ın Gazze sınırları Gazze halkını aç bırakmak ve boğmak isteyen çelik duvara dönüşürse hiçbir müşterek kalmayacaktır.

Erdoğan'ın Suriye ziyareti rutin hal aldı, yaşam ve gelecek birlikteliğinin açık kökleşmesi oldu. Rutinlik Türkiye-Suriye işbirliği modelinin başarısına kanıttır. Bizler bir tane de olsa başarılı bir modelin varlığını örnek alıyoruz ki Doğulu sepetimiz boş kalmasın. Katar gazetesi El Şark 27 Aralık 2009

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim