‘Barışı Yok Eden Barış’ın Bugüne Yansımaları, ve..

06.02.2016 11:39

SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

secakirgil@yahoo.com

Birinci Dünya Savaşı sonundaki durumu anlatmak için, (Paris’teki Versailles (Versayy) Sarayı’nda imzalandığı için o isimle anılan) Versailles Andlaşması’yla gelen ‘Barışla ilgili olarak diplomasi literatüründe, ‘Barışı Yok Eden Barış..’ deyimi kullanılır ve ing. yazar David Fromkin’in de bu konuda, A Peace to End All Peace’  isimli bir kitabı vardır.

*

Evet, Birinci Dünya Savaşı’nın galib devletleri, yağma sofrasına aç kurtlar gibi oturup, en çok da, asırlarca Osmanlı Devleti’nin hâkimiyetinde büyük çapta huzur içinde yaşayan Balkanlar’dan Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya kadar uzanan geniş coğrafyaları aralarında iştahla bölüştüler.

Gerçi savaştan galib olarak çıkan devletler de ağır yaralar almışlardı ve ama, Osmanlı, dünya sahnesinden bütünüyle silinmişti. Sanki, I. Dünya Savaşı, Osmanlı’yı bertaraf etmek için çıkarılmış gibiydi.. Ama, bu,  Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Veliahdi Franz Ferdinand ve hanımı Sophie’yi 28 Haziran 1914’de Sarayova’da öldürerek, o savaşı patlatan Prencib adlı bir sırb nasyonalistinin de beklemediği bir sonuçtu, herhâlde, 

Hâlbuki, 100 yıl öncelerde, Midhat Cemal, ‘Ölmez bu vatan, farzımuhâl ölse de hattâ, / Çekmez kürenin sırtı, bu tâbût-ı cesîmî..’ (büyük tabutu)  diyordu.

*

Ama, çılgınlığın kapısı bir kez açılmış ve on milyonları yutan I. Dünya Savaşı patlamış savaşın en büyük darbesini de Osmanlı yemişti..

Bugün Müslüman coğrafyalarında yaşanan ağır travma ve kaos, hâlâ, o büyük tâbûtu dünya dengesinin taşıyamayışından kaynaklanıyor.

*

Savaşın galibleri, Osmanlı’nın enkazı üzerindeki her bir parçada, -birbirine sürekli ihtilaflı ve düşman hâle getirilecek şekilde- yığınla rejimler kurmuş; herbirisinin başına da, yerli, ama, beyin ve kalbleriyle emperyalistlerin değerlerine teslim olmuş kişi veya kadroları yaldızlı sloganlarla kondurmuşlardı.

Emperyalist dünya bugün de, 100 yıl önceki düzene karşı belirebilecek her gelişmeye karşı korku derecesinde teyakkuz hâlinde.. Nitekim, o büyük yağma sofrasından 100 sene sonra, Rusya lideri Putin bile, ‘Türkiye’nin bugünkü yöneticilerinin bu ülkeyi İslÂmlaştırdığı’ndan(!?) yakınıp, TC. rejiminin başındaki ilk ismin ‘mezarında ters dönmüş olacağı’ndan kaygılanırken...

Putin’i, ingiliz medyasının etkili amiral gemilerinden sayılan haftalık, The Economist dergisi de takib etti; ’Erdoğan'ın Yeni Sultanlığı’ başlığıyla yayınladığı son yazısında..

Erdoğan’ın iktidara geldiği ‘2003 yılından bu yana Türkiye'de yaşanan siyasî, sosyal ve ekonomik değişimleri’ özetleyen bu dergi, ülkedeki yoğun imar faaliyetlerine değindikten sonra, özellikle Çamlıca Tepesi'ne yapılmakta olan büyük camiye dikkat çekiyor ve ’Caminin büyüklüğü ve sembolizmi, Erdoğan'ın vizyon ve iradesini yansıtıyor. Yaklaşık 20 yıl önce Belediye Başkanı olan Erdoğan da, ülke siyasetinin üzerinde böyle sivriliyor.’ dedikten sonra; asıl korkusunu da dile getirip, Erdoğan’ın üstü kapalı, ancak amansız bir şekilde izlediği İslâmlaştırma politikası ile, (...) Türkiye'nin karmaşık ulusal kimliğindeki yeri güçlendi. 90 yıl önce (...) laik bir Cumhuriyet kuran, acımasız modernlik yanlısı Kemal Atatürk'ün uzun gölgesi kaybolmaya başladı.’ tesbiti yapıyordu, tıpkı Putin gibi...

*

Bu arada, Başbakan Davutoğlunun, Mardin-Artuklu Ünide 5 Şubat günü yaptığı konuşmada, Osmanlı'yı nasıl parçalarız diye planlayanlar şehirleri, nehirleri, vadileri, dağları, insanları birbirinden ayırdılar; Millet-i İbrahim'in, Alparslan'ın, Selahaddin Eyyubî'nin ruhuna aykırı olarak..’ tesbiti ve, ‘Ya, Sykes- Picot (Arab beldelerini bölüşen anlaşma) kazanacak, ya da Kut’ul’Ammâre..’ demesi de güzeldi. Ama, Çanakkale’den de önemli olan o büyük Kut Zaferini -İngiltere baskısıyla- unutturulmamız üzerinden 65 yıl geçiyor mîrim..

O sözün gereğini yerine getirmenin, söylendiği kadar sâde olmadığı yaşananlardan da belli değil mi?

*

Star

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim