1. YAZARLAR

  2. Hasan Cemal

  3. Barış ve istikrara kastedenlerin dikkatine!
Hasan Cemal

Hasan Cemal

Yazarın Tüm Yazıları >

Barış ve istikrara kastedenlerin dikkatine!

A+A-

Türkiye’yi germek, cepheleştirmek, istikrarsızlaştırmak isteyenler var. Türklerle Kürtleri birbirine düşürmek, çatıştırmak isteyenler var.
İçeride de var, dışarıda da.
Birinci öncelik, bu tehlikeli tuzaktan özenle sakınmaktır.
Türkiye’nin siyasal ve ekonomik sorunlarını aşabilmesi her şeyden önce iç barış ve siyasal istikrara bağlıdır çünkü.
Bu konuda, CHP ile MHP’den oluşan muhalefet ne yazık ki sorumluluktan uzak bir oyun içindeler. Baykal’la Bahçeli ikilisi, son derece çatışmacı bir dil ve gergin bir tutumla siyasal tansiyonu sürekli yükseltiyorlar.
Muhalefetle iktidar arasındaki ipleri gitgide geren böylesine sorumsuz bir muhalefet stratejisi bu ülkeye herhangi bir yarar getirmez.
Ama bütün bildikleri bu.
Baykal’la Bahçeli ikilisi, anlaşılan o ki, siyasetin başka türlüsünü kıvıramıyorlar.
Başbakan Erdoğan’a gelince...
Dikkatli olmalı.
Çünkü, Baykal’la Bahçeli siyaseti uçurumun kenarında oynamak istiyorlar. Buna karşılık Erdoğan’ın frene basıp siyaseti daha sakin sulara çekmesidir, barış ve huzuru kollamasıdır doğru olan.
Başbakan Erdoğan ‘demokratik açılım’a devam etmeli. Türkiye’nin en yakıcı meselesi olan Kürt sorununu çözüm rayına oturtacak ve şiddetle arasındaki bağı kopartacak böyle bir yoldan kesinlikle şaşmamak gerekir.
Uzun bir yolculuk bu.
Zahmetli bir yolculuk.
Bu yolculuğun her aşamasında barışa, demokrasiye biraz daha yaklaşılır.
Kararlılık ister bu yolculuk.
Çok iyi liderlik gerektirir.
Başbakan Erdoğan’ın bütün Türkiye’ye, Türklere de, Kürtlere de sabırla, inatla bu barış sürecini anlatması lazım. İnsanlar barışın dilini anlar ve hisseder.
Erdoğan bunu yapmalı.
Barışın dilini yakalayarak, demokratik açılımı sistemli bir biçimde bütün ülkeye bir an önce anlatmaya koyulmalıdır.
Erdoğan bu işi ne kadar sabırla, inatla ve de ‘barışın dili’ni yakalayarak yapabilirse, insanlar da o zaman ‘demokratik açılım’a akıllarını da, yüreklerini de açarlar.
Türkiye bundan kazançlı çıkar.
Barış ve istikrar kazanır çünkü.
DTP’nin kapatılmasına gelince...
Anayasa Mahkemesi’nin kararı elbette olumsuz bir gelişme. Hiç kuşkusuz Türkiye’de barışa katkı değil. Bu topraklarda şiddet ve silaha yatırım yapanların değirmenine su taşıyan bir karar...
Ama dünyanın sonu da değil.
Evet öyle.
Erdoğan hükümeti, seksen küsur yıllık Cumhuriyet tarihinde Kürt sorunuyla ilgili olarak en cesur, en önemli adımı atmış ve arkasına bir siyasal irade koymuş durumda.
Demokratik açılım hakikaten çok büyük bir fırsat. Barış ve demokrasinin kapısını araladığı için öyle.
Şimdi bu kapıyı gerisin geriye kapatmaya çalışmak büyük bir sorumsuzluk olur, barışa değil, savaşa yatırım olur. Kürt siyasetiyle iç içe olanların bu gerçeğin bilincinde olmaları gerekir.
Bu bakımdan Kandil’e gelince...
İmralı’ya gelince...
Şu soruyu yanıtlamak zorundalar:
Yeni Reşadiye’leri engelleyebilecekler mi?..
Böyle bir niyetleri var mı?
Niyetleri varsa, güçleri var mı?
Siyaseti kan ve şiddetle sürdürmeye kalkışmak çıkmaz sokaktır. Silahla, terörle yol alınamaz. Büyük bedeller ödendi, bu gerçeğin ortaya çıkabilmesi için...
Bugün artık yol belli.
Parmakları tetikten çekerek, silahların sustuğu bir ortamda her türlü diyalog kanallarını devreyle sokarak, sorunla şiddetin bağını koparmaktan geçiyor, bu ülkede barış ve demokrasinin yolu...
Bunun için de, en başta ‘kendi inisyatifi’yle kanlı pusu atanları devre dışı bırakmak gerekiyor.
Soruyu tekrarlamakta yarar var:
Bu niyet ve güç var mı Kandil’le İmralı’da?..
Yeterince acı çekildi.
Daha çok kan ve gözyaşı, bunu akıtanların, buna çanak tutanların sonunu hazırlar, onları kitlelerin içinde gitgide tecrit eder.

MİLLİYET

YAZIYA YORUM KAT