1. YAZARLAR

  2. Melih Altınok

  3. Barış demeyin Kemal Bey kızıyor
Melih Altınok

Melih Altınok

Yazarın Tüm Yazıları >

Barış demeyin Kemal Bey kızıyor

A+A-

Kanal A Hangi Taraf’ta AK Parti Elazığ Milletvekili Şuay Alpay ile çözüm sürecini konuşuyoruz.

Konu CHP’nin sürece desteğine geliyor. Alpay CHP tabanında sürece destek veren ciddi bir kitle olduğunu söylüyor.

Peki, tabanın bu barış talebi parti içinde yankı buluyor mu diyorum.

Şuay Bey söze CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülseren Onanç’la başlıyor. Sayıları sınırlı olsa da partideki ulusalcı egemenliğine direnen birkaç isim olduğunu söylüyor.

Ardından program esnasında ekranıma gercekgundem.com’un bir son dakikası düşüyor.

“Gülseren Onanç istifa etti!”

Buyurun buradan yakın.

Ertesi gün öğreniyoruz ki, Onanç’ın Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifasını Kemal Kılıçdaroğlu istemiş.

Partiye büyük bir umutla geldiğini söyleyen Onanç da partiden ayrılma kararını revize edip Parti Meclisi’ndeki görevini sürdürmekte karar kılmış.

Kürtleri aşağılayan, darbecilere açık destek veren, MHP’yi aratmayacak açıklamalarla barış sürecini dinamitleyen vekillerinin “yeni CHP” ile çelişmediğini düşünen Kılıçdaroğlu “barış söyleminin” kırmızıçizgileri olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Üstelik de çözüm sürecinde parti tabanındaki “hareketliliğe” rağmen.

Zira Kılıçdaroğlu’nun isteğiyle Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa eden Onanç, partinin elitler dışındaki tabanının sesi olmuştu. Dersimlilerin, Alevilerin, yoksulların, solcuların...

Henüz birkaç gün önce Malatya’da yaptığı konuşmada şunları söylemişti:

“Cumhuriyet Halk Partisi’nin tabanının yani ‘CHP’ye oy verdim’ diyenlerin yüzde 65’i barış sürecini destekliyor. Bu, çok önemli bir orandır. Sürecin neler içerdiğini bilmediği hâlde, bu sürecin barışa evirilmesi gerektiğine inanan bir CHP var.”

Ya içindesindir çemberin ya da...

Çözüm süreci ilerledikçe, silahların susmasına koşut olarak siyaset kurumu şeffaflaştıkça, demokratikleştikçe herkes eskinin politik konforlarını terk etmek zorunda kalacak.

Dağdaki ve şehirdeki silahlı gücün, tehdidin gölgesi de, arkaik milliyetçi-ulusalcı söylemler de, kuru dindarlık da seçmen nezdinde prim yapmayacak.

Refah, demokrasi, hizmet konuşulacak.

Dolayısıyla kimilerinin çözüm sürecine karşı çıkışlarının eksenini oluşturan “paranoya”, yani bu işin tek kazananın AK Parti olacağı falan yok.

Sol da pekâlâ bu sürecin kazananı olabilir.

Ancak kuşkusuz ki bu, barış ve çözüm sürecindeki karnesine bağlı olacak.

Demokratikleşen Türkiye’nin dönüşümüne ayak uydurabilecek mi? Yeni binyılla uyuşmayan arkaik söylemelerini terk edebilecek mi? Paranoyalarını bırakacak mı? Ülkenin çoğunluğunu oluşturan dindarların, Kürtlerin, Alevilerin hassasiyetleriyle barışabilecek mi? Silahı ve şiddeti kutsamayı bir siyaset aracı olmaktan çıkartabilecek mi? Yani en azından Avrupa sosyal demokratlarının “rahatlığını” yakalayabilecek mi?

İmralı’nın ve Kandil’in iradesinin etkisi bir yana, kendisini solda tarif eden BDP son günlerde bu perspektifi büyük oranda yakaladı.

Ne var ki Onanç ile ilgili gelişmede gördüğümüz üzere “Yeni CHP” ve Genel Başkanı çemberin dışında kalmaya kararlı görünüyor.

Tercihini çözümün ve demokrasinin kazananlarının cephesinde olmaktan değil, barışa tepki cephesinin gözünü diktiği milliyetçi-ulusalcı histeriden yana kullanıyor.

Ama unutmasınlar, kimse aslı varken suretine yönelmez. Zira bu histeri yükseldikçe, çemberin dışındakilerin yegâne adresi MHP olacak. Bir avuç kentli, zengin elitin oyu, desteği yeter diyorlarsa o başka tabii.

Süreç süpürecek

Son dönemlerde CHP içerisindeki ulusalcı egemenliğine karşı birlikte hareket ettikleri söylenen demokratlardan bahsediliyor.

Onanç’ın istifasının ardından alacakları tavrı merakla bekliyoruz.

Ne var ki partiden aday olacakları zaman “Ergenekon sanıkları gelirse biz gideriz. İstifamız da üyeliğimizden daha etkili olur” şeklindeki taahhütlerinin gereğini yerine getirmediklerine şahit olduk.

Sırf bu da değil. Parti grubundan yükselen ırkçı, milliyetçi söylemeler karşısında da üstü kapalı sitemlerden başka tavır alamadılar.

Dolaysıyla, hayati zamanlarda ortaya koyamadıkları her tepki, CHP yönetiminin bu süreçteki engelleyici tavrına katkı sağladı.

Bu nedenlerle, demokratların bugün CHP’ye yönelik eleştirilerinin bir muhatabı da elbette kendileridir. Ketumlukları, ürkeklikleri hafifletici neden değil, suç ortaklığının kanıtıdır.

Bu arkadaşlar, evde başlayan demokratik dönüşüm temizliğinden, kolçaklarına sıkı sıkıya sarıldıkları koltuklarında ayaklarını kaldırarak yakayı sıyıracaklarını sanmasınlar. Bu kez süpürge de faraş da çok büyük.

melihaltinok@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT