Barbarlık Yarışı İstikamet Belirlemek Adına Süratlendi

22.08.2016 04:09

Kenan Alpay

Türkiye’nin arkası arkasına maruz kaldığı barbarca saldırılar, biri kurumadan diğerleri oluşturulan kan gölleri elbette birden fazla amaca matuf olarak işliyor. Elazığ ve Van’da patlatılan bombaların henüz dumanı tüterken vahşet Gaziantep’te zirve yaptı. PKK, Fethullahçı cuntanın kanlı darbesini, IŞİD ise PKK’nın kanlı kaosu yaygınlaştırma ve derinleştirme projesini gölgede bırakmak için yarışıyor sanki. Hemen her tarafından kan fışkıran bu tablo adı geçen cinayet şebekelerinin şu ya da bu düzeyde bir inşa projesine değil ne pahasına olursa olsun mutlak bir yıkım ve bitimsiz bir savaş projesi peşinde olduklarını kesinlikle teyit ediyor.

Gaziantep Şahinbey’de bir düğünü hedef alarak 50’yi aşkın kardeşimizi katledip 90’dan fazlasını yaralayan bombalı saldırı için girilen kınama ve taziye yarışı bizi şaşırtmıyor. Güya IŞİD’in vahşetine karşı hem de hiçbir şüphe belirtmeksizin kesin bir tavır alınıyormuş havası estiriliyor. İyi de aynı duyarlılık ve tavır neden PKK’nın bombalı saldırıları ve Fethullahçı cuntanın askeri ihtilal kalkışması karşısında sergilenmiyor? Bu çelişkili hatta ikiyüzlüce tutumun cevabı sadece siyasiler nezdinde değil geniş toplum kesimleri nezdinde de belirsiz değil. Aksine son derece nettir. Avrupa ve Amerika IŞİD’in katliamı tahakkuk etmeden PKK’nın katliamlarını yarım ağız olsun kınayamıyor, Fethullahçı cuntanın kanlı darbesini tevil için kırk dereden su getiriyorsa saldırıların en çok kime hizmet ettiği de tereddütsüzce belirginleşir.

Evet, Yine Suriye!

Özellikle Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un öteden beri tekrarladığı “Suriye’de yanlış yaptık” tarzı demeçleri basında daha sık görünürlük kazansa da bu saldırılar en çok Suriye üzerinden Türkiye ve İslam coğrafyasının geleceğini belirlemek üzere icra ediliyor. Sadece Amerika, Rusya, Avrupa ve İran değil Fethullahçı Cunta’dan PKK ve IŞİD’e değin hemen hepsi Esed/Baas rejiminin geleceğini teminat altına alma çabası üzerinden Türkiye’yi terbiye etmeye kalkışıyor. Türkiye’nin Suriye politikasında bir yanlışlık veya eksiklik varsa İslami muhalefete gereğince destek olamaması sebebiyle oluşan zaaflardan tezahür etmiştir. Nasıl bir kara propagandanın eseri dahi olduğunu idrak etmeden ikide bir ‘vekâlet savaşı’ efsanesini tekrar etmenin hiçbir mana ve ehemmiyeti yoktur. Çünkü Esed/Baas rejimi hesabına sadece İran ve Hizbullah değil Amerika ve İngiltere’den sonra Rusya gibi Çin’de doğrudan Suriye’ye askeri müdahale için harekete geçmiştir.

15 Temmuz’da Fethullahçı cuntanın kalkıştığı askeri darbe başarıya ulaşsaydı ilk iş olarak Suriye’ye yönelik Amerikan politikası yürürlüğe sokulacaktı. Yani Rusya-İran bloğuyla uzlaşıp Esed rejimi ayakta tutulacak, PKK-PYD için Kuzey’de bir kantonal şerit oluşturulacak ve İslami bütün yapılar IŞİD’le mücadele adı altında beraberce imha edilecekti. Kandil’deki PKK lortlarının zırt pırt ilan ettikleri serhildanlar, şehirlere yayılan gerilla savaşları eğer Türkiye’ye boyun eğdirebilseydi sadece Diyarbakır çevresinde değil Suriye’de de Amerika ve Rusya himayesinde İslam ve Müslümanlara karşı emperyalizmin ileri karakolu işlevi görecek bir Kürt ulus devleti tahakkuk ettirilecekti. Emperyalizm PKK-PYD gibi Stalinist örgütlerden istifade ettiği gibi IŞİD gibi radikal veya FETÖ gibi mistik dini hareketlerden de rahatlıkla istifade edebiliyor. Birbirine taban tabana zıt olsalar da ortaya koydukları eylem ve örgütlenme stratejisiyle İslam coğrafyasını hep birlikte işgal ve katliama açıyorlar.

Felaket Tellalları Sussun!

Son haftalarda Rusya ile artan görüşme trafiği ve nispeten yumuşayan hava aldatıcı olmasın. Aynı durum İran için de geçerli. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söyleminde nispi bir değişim söz konusuysa da duruşunda bir değişim beklenmemeli. Değişen nedir peki? Değişen Avrupa-Amerika bloğuna karşı Rusya-İran bloğunu, Rusya-İran bloğuna karşı Avrupa-Amerika bloğunu dengeleyici unsur olarak kullanma ihtiyacıdır. Dikkat edilirse her iki blok da Esed rejimin kalması ve PKK-PYD’nin kuzeyde alan hâkimiyetini arttırması üzerinde ittifak halinde hareket ediyordu. Son gelişmelerle birlikte Esed rejimiyle PKK-PYD askeri olarak karşı karşıya kaldığı gibi bu durum Amerika ve Rusya arasındaki gerilimi de arttırıcı bir unsur oldu.  Yoksa kimse Türkiye’nin Rusya ve İran’la Suriye’nin geleceği konusunda stratejik bir ittifak kurulacağını beklemesin, hiç ama hiç imkânı yok.

Artan saldırılar ve ortaya çıkardığı kanlı tablo ülke ve toplum adına hepimizi tedirgin edicidir. Yalnız olur olmadık yerde “iş savaş kapıda, işgal geliyor” türünden korku kampanyaları tertiplemek saçma ve zarar vericidir. Kanlı tabloları oluşturan, saldırıları tertipleyen örgütlere yönelik büyük bir öfke ve düşmanlık olduğu hemen görülebiliyor. Ancak en önemli nimetlerden birisi de bu öfke ve düşmanlığın herhangi bir etnik veya mezhebi kitleye yönelik tezahür etmemesidir. Muhakkak ki gerek Fethullahçı cunta gerekse PKK ve IŞİD gibi cinayet şebekeleri ilk elde bu hassas ve kritik temelleri imhaya odaklanmış durumdalar.

Barbarlık yarışının, vahşet alanında sergilenen rekabetin öncelikli hedefi de bu. Hedef tahtasına oturtulan Müslüman toplum ise bu tuzağa düşmeyecek, işbirlikçi cinayet şebekelerine malzeme olmayacak kadar basiret, feraset ve cesaret sahibi, elhamdülillah.

Yeni Akit

  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim