1. HABERLER

  2. HABER

  3. Bankalar Halkın Sırtında Büyüdükçe Büyüyor!
Bankalar Halkın Sırtında Büyüdükçe Büyüyor!

Bankalar Halkın Sırtında Büyüdükçe Büyüyor!

Faiz ve komisyonları fahiş seviyede tutan bankaların kârı çıldırdı. Garanti, Akbank ve Halkbank’ın üç aylık kârı üç milyara dayandı.

A+A-

Oğuz KARAMUK / TARAF

Reel sektörün faizleri, komisyon ve ücretleri fahiş seviyede tutmakla eleştirdiği bankaların karı çıldırdı. Piyasada ödenmeyen çeklerin rekor seviyeye çıktığı, üretici ve tüketicinin nakit sıkışıklığından kırıldığı dönemde her açıklanan banka bilançosu dudak uçuklatıyor. Geçen hafta Borsa İstanbul’da halka açık olan üç büyük banka 2013 yılına ilişkin çeyrek bilançolarını açıklarken, ortaya çıkan rakamlar eleştirilerin hiç de haksız olmadığını ispatladı. Garanti, Akbank ve kamu bankası Halkbank’ın üç aylık toplam karı, geçen yıla göre yüzde 35.8 artışla. 2.76 milyar dolara çıktı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dahil birçok Ak Partili kurmayın eleştirilerine karşın bankaların kar rakamları görenleri hayrete düşürüyor.

3 ayda 1.2 milyar TL

Akbank, Garanti Bankası ve Halkbank yılın ilk çeyreğine ilişkin mali performanslarını açıklarken ortaya çıkan rakamlar gerçekten şaşkınlık verici oldu. BIST’in en değerli şirketi konumundaki Garanti Bankası’nın konsolide bilançosundaki net kar rakamı 1.180 milyar olarak açıklandı. Bankanın açıkladığı rakamlar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22.7’lik kar artışını ifade ediyor. Şaşırdınız mı? Muhtemelen evet. Normal son bir yılda hanginizin maaşın yüzde 22.7 arttı...

Ama durun! O kadarla da kalmıyor... Aslında Garanti Bankası’nın kar artışı diğer bankalarla karşılaştırıldığında mütevazi bile sayılabilir. Mesela aynı dönemde Halkbank’ın karı yüzde 31 artışla 713 milyon liraya çıktı. Akbank’ın karında ise yüzde 65 artış var. Bankanın net karı 531 milyondan 873 milyon liraya yükseldi.

Kâr artışını duyuramadılar!

Elbette bankalarımızın dünya çapında sağlam olmasıyla, ekonomik krizde devletten yardım almamasıyla (aslında bu kadar kar bizim sırtımızdan yardım aldıklarının da bir göstergesi tabii) gurur duyuyoruz! Ama bankacılar o kadar gururlu olmamalılar ki, bu yılın ilk çeyreğinde gazetelere yolladıkları basın bültenlerinde, karlılıklarındaki artışı eskisi kadar rahat duyuramıyorlar. Sanırız göze batmamak için artık daha dikkatliler.

Kâr nereden geliyor?

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, geçen hafta bir konuşmasında, bankaların tüketici ve sanayicilerden büyük eleştiri alan, ama çözümü lastik gibi uzayan bir konuyu gündeme getirdi. Sayın Yazıcı, bankaların ücret ve komisyon adı altında müşterilerden aldıkları ücretler hakkında “Biz bu konuyla çalışmaya başladığımızda 31 çeşit farklı ücret görüyorduk. Çalışmalar ilerledikçe rakamın 60 olduğunu anladık”...

GS’liye FB bedeli!

Aslında Bakan Yazıcı’nın da yapabileceği fazla bir şey yok. Çünkü en azından tüketici olarak bankaların hemen her gün başka bir isimle yeni bir ücret tahsis ettiğine şahit oluyoruz... Mesela geçenlerde Galatasaraylı bir arkadaşım hesap ekstresinde “FB bedeli” diye bir masraf görünce bankayı aradığını anlattı. Meğer “Finansal Bilgi” bedeliymiş. “Sen mi istedin dedim?”; “Ekstrenizi ister misiniz? diye mesaj attılar Ben de onayladım” dedi... Kim istemez ki ne kadar harcadığını görmeyi?..

Müşterilerden alınan bu tip minik masraflar birikince büyük paralar ediyor. Örneğin Garanti, Akbank ve Halkbank’ın yılın ilk çeyreğinde müşterilerinden aldığı net ücret ve komisyonların tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22.7 artışla 1.5 milyar liraya yükselmiş. Tabii bazı bakanlarımızın da söylediği gibi “Kimse bankalardan bedava hizmet vermelerini bekleyemez!”

Faiz gelirleri rekorda

Küresel piyasalar uzun süredir LİBOR denilen faizdeki manipülasyon skandalıyla çalkalanıyor. Dünyanın en büyük 20 bankası 3 kıtaya uzanan kollarıyla soruşturmaya uğruyor. Hatta İngiliz ve ABD piyasa otoritelerinin bankacılara hapis cezası getirecek yeni düzenlemelerle ilgili uğraş verdikleri sık sık medyaya da yansıyor (Türk medyası nedense bu konuda pek sessiz!). LİBOR skandalı denilen olayın özünde kısaca bankaların müşterilerden aldıkları mevduata düşük, verdikleri kredilerde yüksek faiz uygulamaları yatıyor.

ABD ve İngiliz piyasa regülatörleri bankaların bunu aralarında anlaşarak ve bilerek yaptıklarına ilişkin ipuçları bulunca kıyamet koptu. Tesadüftür ki bizde de Rekabet Kurumu Şubat ayında bankalara aynı suçtan ceza kesiverdi... Bizim bankaların da aralarında anlaşıp mevduata düşük faiz, kredilere yüksek faiz uyguladığı ortaya çıktı. Ama yapılan işlem LİBOR skandalıyla çok benzer...

Soygun gibi sistem

Bankalarımızın müşteriden yüzde 6’yla mevduat toplayıp yüzde 18 faizle kredi vermeleri gerçeği değişmiyor... Örneğin bugünlerde bankalardan kredi çekmek isteyen KOBİ’ler yüzde 11-12, konut kredisi almak isteyenler yüzde 11, nakit tüketici kredisi almak isteyenler yüzde 17-18’den aşağı faiz bulamıyor. Ama sıra küçük tasarrufların nemalanması için bankaya para yatırmaya geldiğinde faiz yüzde 6. Kesintilerle yüzde 5’lik yıllık getiriyi bulan şükrediyor. Hal böyle olunca hafta içinde bilanço açıkladığını söylediğimiz üç bankanın toplam net faiz gelirlerinin ilk üç aylık net faiz gelirlerinin yüzde 15.5 artışla 6.1 milyar liraya ulaşmasına şaşmamak gerekli.

Tek rantiye bankalar

TÜRKİYE özellikle 1990 yıllarda rantiye kavramıyla çok uğraştı. Nedir rantiye? Parasından nemalanarak yaşamaya çalışan kitle. Rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçmeyi parti programına koyan Ak Parti’ye haksızlık etmemek gerekli. Gerçekten son 10 yılda rantiye bitti. Mesela faiz rantiyesini ele alalım. Parasını bankaya mevduata yatıran ya da Hazine bonosuna koyan bir tasarruf sahibinin aylık getirisi artık yüzde 0.5’i bile bulmuyor. 100 bin liranın aylık kazancı 500 liranın bile altında. Koyduğu parayı geri alma süresi neredeyse 20 yıla uzadı.

Ya da gayrimenkul rantiyesi. Ev alan kira geliriyle yatırdığı parayı 25-30 yılda geri alıyor. Banka ortakları rantiye sınıfı içinde yeni üstün sınıf oldu. Örneğin ilk çeyrekte Halkbank’ın özkaynak karlılığı yüzde 22.9, Garanti’nin yüzde 23.8 olarak gözüküyor. Banka patronları özsermaye diye şirketlerine koydukları parayı neredeyse 4 yılda geri alıyor. Geçmişteki rakamlar da bunu teyit ediyor. Örneğin 2007 sonunda 2012’inin Ekim ayına kadar bankaların özkaynak toplamı yüzde 120 artışla 73.4 milyardan, 161.2 milyar liraya yükseldi.

Sağdan baksan, soldan baksan en yüksek özkaynak karlılığı bizde çıkıyor. İnanmayan gidip Merkez Bankası’nın Finansal İstikrar Raporu’na baksın... Tabii sorsan diyorlar ki “Öyle değil böyle” bankacıların bahanesi hiç ama hiç bitmiyor... Neyse Pazar yazısı olsun, bankacıları çok hırpalamadan, okuyucuyu sıkmadan anlatmak istedik... Ama ne çekti bu bankalardan be ne çekti!...

Karşılıksız çek, senet ve krediler patladı

BANKALARIN keyfi yerinde.. Peki vatandaşın, üreticinin, tüketicinin durumu nasıl? Aslında hiç sormasak daha mı iyi bilmiyorum. İşte birkaç rakam... Bu yılın ilk üç ayında karşılıksız çek sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14.5 artışla 228 bine çıktı. Yine aynı dönemde protestolu senet tutarı yüzde 34.5 yükselişle 1.8 milyar liraya çıktı. Yani borcuna sadık denilen Türk halkının gelenekleri de bir yerde çatırdıyor. Buna en net örneklerden biri de geri dönmeyen tüketici kredileri. Merkez Bankası’nın verilerine göre Türkiye’deki bankaların açtığı tüketici kredileri yılbaşına göre yüzde 7.22 büyürken tahsili gecikmiş tüketici kredilerindeki büyüme yüzde 13’ü buldu. Karşılıksız tüketici kredilerindeki artış yeni açılan kredilere göre iki kat artıyor.

HABERE YORUM KAT