Bangladeş, 28 Şubat ve 27 Mayıs’ı Yaşıyor!

13.01.2013 18:48
Bangladeş, 28 Şubat ve 27 Mayıs’ı Yaşıyor!
Yunus Emre, “Bangladeş, şu anda 28 Şubat ve 27 Mayıs’ı bir arada yaşıyor. Cemaat-i İslâmî üyelerinin yargılanması 28 Şubat’ı, idamla yargılanma girişimleri maalesef 27 Mayıs’ı hatırlatıyor. Yani iki darbe sürecini bir arada yaşıyorlar”

Cansuyu Derneği Dış İlişkiler Danışmanı Yunus Emre, “Bangladeş, şu anda 28 Şubat ve 27 Mayıs’ı bir arada yaşıyor. Cemaat-i İslâmî üyelerinin yargılanması 28 Şubat’ı, idamla yargılanma girişimleri maalesef 27 Mayıs’ı hatırlatıyor. Yani iki darbe sürecini bir arada yaşıyorlar” dedi.

Son bir aydır dünya gündemini en çok meşgul eden meselelerden biri Bangladeş’te Ğulam Azam’ın da aralarında bulunduğu 12 kişinin idamla yargılanma girişimleri... Son aylarda yardım faaliyetlerinden diplomasi trafiğine kadar çeşitli sebeplerle bölgeye 7 defa giden Cansuyu Derneği Dış İlişkiler Danışmanı Yunus Emre’yle dava sürecini konuştuk. İşte hem yeni başlayanlar için hem de son gelişmelerden haberdar olmak adına Yunus Emre Bey’le yaptığımız röportaj:

Röportaj: Fahrettin DEDE

- Türkiye’nin büyük ölçüde 28 Şubat sürecini atlattığını konuşuyoruz. İslâm dünyasında bazı ülkelerde ise 28 Şubat’ın yeni yeni başladığını belirtiyoruz. Bangladeş bu ülkelerden biri mi?

- Kesinlikle... Bangladeş, şu anda 28 Şubat ve 27 Mayıs’ı bir arada yaşıyor. Başta Ğulam Azam olmak üzere Cemaat-i İslâmî üyelerinin yargılanması 28 Şubat’ı, idamla yargılanmaları da maalesef 27 Mayıs’ı hatırlatıyor. Yani iki darbe sürecini bir arada yaşıyorlar. Bu noktada Bangladeş’in tarihinden kısaca bahsetmek gerekiyor: İngilizler Hint alt kıtasından ayrılırken bölgeyi Hindistan ve Pakistan’a bölüyorlar. Şu an Bangladeş olarak bildiğimiz bölge 1971 öncesinde Doğu Pakistan olarak geçiyor. O dönem Bangladeş’in yüzde 95’i Müslüman iken şu anda yüzde yüzde 90’ı... Hindistan, güçlü bir Pakistan istemediği için Doğu Pakistan dediğimiz Bangladeş’teki etnik unsurları provoke ederek bağımsızlıklarını kazanmalarını sağladı. Bu dönemde Hint alt kıtasındaki İslâmî hareketlerden en güçlü olanının merhum Ebu’l Alâ Mevdudi tarafından kurulan Cemaat-i İslâmî olduğunu görüyoruz. Bu dönemde Ğulam Azam ve arkadaşları “Bizim Pakistan’dan ayrılmamız sadece Hindistan’ın işine gelir. Bu Pakistan’ı ve bizi zayıflatır” diyor.

“BANGLADEŞ BİZE ÇOK BENZİYOR”

- ‘İyi ama, bağımsızlık kötü bir şey mi’ gibi bir soru geliyor akla...

- Bunu maalesef algı bozukluğu olanlar çok sık tekrarlıyor... “Niye bağımsızlığa karşı çıkıyorlar” deniyor. Bugün de Türkiye’de Kürdistan’ı kurmak isteyen birtakım ırkçılar olduğunu biliyoruz. Ama Güneydoğu’daki mutedil Müslümanlar, Kürdistan’ın kurulmasının sadece İsrail’in işine yarayacağını, bundan hem Türklerin hem de Kürtlerin zarar göreceği düşüncesindeler... Aklı başında Kürtler ayrılmayalım diyorlar. Aynı Ğulam Azam gibi... Allah muhafaza, bir Kürdistan kurulması durumunda bugün nasıl ki Ğulam Azam suçlanıyorsa yarın da mutedil Müslüman Kürtler yargılanacak. Bu noktada algımızı oturtmamız gerekiyor. 1971’de Doğu Pakistan ayrılırken yaşanan iç savaşta 3 milyon kadar insan ölüyor. Birtakım hukuksuzlukların da yaşanması üzerine 1973 yılında “Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi” kuruluyor. Bunun hem sivil hem de askeri yargı ayağı var.

“CEMAAT-İ İSLÂMÎ’Yİ YIPRATMAK İSTİYORLAR”

- Sonrasında nasıl gelişiyor olaylar?

- 1973’teki yargılamada Cemaat-i İslâmî üyeleri hakkında hiçbir suçlama yok. O mahkemede suçlular cezalandırılıyor. Aradan geçen 41 yılda Cemaat-i İslâmî ile alakalı hiçbir suçlama gündeme gelmiyor. Siyasi bir parti Cemaat-i İslâmî... İktidar ortağı oluyor, anamuhalefet partisi olarak siyaset yapıyor... Cemaat-i İslâmî’nin güçlenmesinden endişe duyanlar onu bertaraf etmek adına 41 yıl sonra böyle bir yargılamayı gündeme getiriyorlar. Toplum nezdinde cemaatin itibarını zedelemek için, Cemaat-i İslâmî liderlerini savaş suçlarıyla itham ediyorlar. İşin garip tarafını paylaşmak istiyorum sizinle: Şeyh Hassina hükümeti, iktidara gelmeden önce halk yargılaması adında bir yapılanma kuruyorlar. Bu sözde mahkemede Ğulam Azam ve diğer yetkilileri yargılayıp idama mahkûm ediyorlar. Sözde yargılamada yargıçlık yapan kişi hukukî yargılama başlayınca mahkeme başkanı oldu. Savcı, aynı savcı! Şahitler aynı şahitler. Önceden kararın verildiği bir mahkemede adlî bir yargılamadan bahsetmek ne kadar mantıklı? Tamamen trajikomik bir yargılama söz konusu...

“MAHKEME BRÜKSEL’DEN TALİMAT ALDI”

- Yargılama süreci ne aşamada?

- Bangladeş’in Pakistan’dan ayrıldığı 16 Aralık’ta kararı açıklamak istiyorlardı. 12 kişiyi idam etmek istedikleri tarih ise Birleşmiş Milletler’de Bangladeş’in tanındığı tarih olan 16 Mart idi. Bu iki sembolik günde iki sembolik karar vermek istiyorlardı. Fakat Cenab-ı Allah’ın takdiriyle yargılama aşamasında önemli gelişmeler yaşandı. 14 Aralık’ta mahkeme başkanının ayrı zamanlarda kaydedilmiş olan 17 saatlik telefon görüşmelerinin ses kaydı yayınlandı. Brüksel’de aşırı solcu Bangladeşli bir avukatla mahkeme başkanı arasında geçen bir görüşme... Mahkeme başkanı, kimin neyle suçlanacağından idam sırasına kadar Brüksel’den talimat alıyor. Bu ses kaydının ortaya çıkması üzerine mahkeme başkanı istifa etme kararı aldı. Başka bir skandal daha var ki; hukukun ne kadar ayaklar altına alındığını gözler önüne seriyor: Bangladeş normlarında mahkeme başkanının istifası üzerine yargılamanın yeniden başlaması gerekirken, şu anda dava kaldığı yerden devam ediyor.

“ÖFKE TOPLUMU OLUŞUYOR”

- İdam kararının verilmesi durumu, Asya Müslümanlarını nasıl etkiler?

- Bugün bir öfke toplumu oluşmakta Bangladeş’te... Cemaat-i İslâmî ve gençlik yapılanması Çatruşibir üyeleri hapishanelerde işkenceden geçiyor. İdam kararının verilmesi durumunda büyük karışıklıklar olacağı düşüncesindeyim. Zira, Cemaat-i İslâmî çok büyük bir yapılanma... Şu anda Bangladeş’te siyasi olarak da kırılgan bir ortam olduğunu görüyoruz. Seçime giden son 3 ayda ülkeyi teknokratlar hükümeti yönetmesi gerekirken Hassina hükümeti bu kanunu kaldırdı. Bunun üzerinde muhalefet partileri de seçime koalisyon halinde gidiyor. Aynı şekilde seçimin boykot edilmesi de ciddi manada gündemde...

- Cansuyu Derneği de bu noktada ciddi manada gündeme geldi... Cansuyu Derneği, Bangladeş’te ne yaptı da suçlanıyor?

- Cansuyu’nun Bangladeş’le ilişkileri çok geçmişe dayanıyor. En başta merhum Necmettin Erbakan Hocamızla Ğulam Azam eski dostlar... Cansuyu Derneği olarak da bizler, Bangladeş’le ilişkilerimizin bekasına önem verdik. Bangladeş’in kuzeyinde 32 tane su kuyusu açtık. Ramazan’da gıda yardımları yaptık. Kurban Bayramı’nda sadece Arakan kamplarında değil, Bangladeş’in bütün bölgelerinde kurban kestik. Son süreçte biz hukukçular ekibi olarak gittik Bangladeş’e... Biz, 11 avukat, Cansuyu Derneği Başkan Yardımcısı Suat Pamukçu ve Anadolu Ajansı muhabiri arkadaşımızla gittik. CHP’li Sayın Faruk Loğoğlu, Meclis’te verdiği soru önergesinde Cansuyu’nu illegalize eden birtakım ifadeler kullanıyor. Biz gittiğimizde Bangladeş Adalet Bakanı, Bangladeş Cumhuriyet Başsavcısı, Bangladeş Başbakan Başdanışmanı, Bangladeş Barolar Birliği Başkanı, anamuhalefet partisinin 3 genel başkan yardımcıları ile görüştük. Sadece görüştüğümüz isimlerin bağlı olduğu kuruluşlar bile ziyaretimizin ne kadar legal olduğunu ispatlar niteliktedir. Buna rağmen hem Bangladeş basınında hem de Türk basınında Türkiye’yi ve Cansuyu’nu karalayıcı haberler yapıldı.

- Cemaat-i İslâmî’yi yok etme planı olarak değerlendiriyorsunuz bu durumu...

- Dost ve kardeş Bangladeş’e büyük önem veriyoruz. Oradaki sosyal yapının asla bozulması taraftarı değiliz. Biz Türkiye’de “Kurtuluş Savaşımız sırasında Pakistan’dan gelen yardımlar”dan bahsederiz hep! Oysa o dönemde Pakistan diye bir ülke yoktur. Hindistan’a bağlı Pakistanlı ve Doğu Pakistanlı Müslümanlar vardır. Yani bize Bangladeşli Müslümanlar da yardım etmiş olabilirler. Bizim de bugün Bangladeşli kardeşlerimizin yanında olmamız gerekiyor. Bangladeş’te Cemaat-i İslâmî’yi yok etmeye yönelik sürecin bir an önce sonlandırılmasını ümit ediyoruz. Bangladeşli kardeşlerimizi, İslâm dünyasını bölecek birtakım kararlar karşısında uyarıyoruz.

ĞULAM AZAM YARGILANIYOR

Doğu Pakistan’da yaşayanlar (Bangladeş) 1970 yılında Pakistan’dan ayrılmayı gündeme getirdi. 1971 yılında isyan başladı ve Pakistan askerleri ile sivil vatandaşlar arasında çatışma çıktı. Cemaati İslâmî, Pakistan’dan ayrılmayacağını açıklamasına rağmen söz konusu olaylardan Cemaati İslâmî sorumlu tutuldu. Cemaati İslâmî’den Ğulam Azam’ın vatana hıyanet ettiği iddiasıyla idamla yargılanması istendi, ancak yargılama durduruldu. Önümüzdeki günlerde Ğulam Azam’ın yeniden yargılanmasına başlanacak.

YENİ AKİT 

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim