Balyozcular Dün İkrar Ettiklerini Bugün İnkar mı Ediyorlar?

29.12.2010 16:59
Balyozcular Dün İkrar Ettiklerini Bugün İnkar mı Ediyorlar?
Balyoz darbe planı davasının bir numaralı sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın kızı Pınar Doğan ve damadı Dani Rodrik, bir süredir davanın sahte ve üretilmiş dokümanlar üzerine kurulduğunu savunarak bu konuda yayın yapan gazeteleri suçluyor.

Fatih Uğur / Zaman

Doğan medyası destekli itibarsızlaştırma yayınlarına dün CNN Türk'te bir yenisi eklendi. Doğan ve Rodrik'in en önemli iddiaları, darbe planı ve eklerinin yer aldığı 11 No'lu CD'deki bazı bilgilerin 2003'ten sonraki tarihlere ait olduğu halde nasıl burada yer aldığı konusu. El konulacak hastane ve şirketler listesinde yer alan bazı firma isimlerinin 2005'ten sonra kullanılmaya başladığı halde nasıl olup da 2003 tarihli bir CD'de kayıtlı olduğunu soruyorlar. İkilinin çelişki olarak iddia ettiği konuların cevabını elbette davanın hâkim ve savcıları sundukları mütalaalarında cevaplandıracaktır. Ancak konunun özüne ilişkin sorulmayan soruları görmezden gelerek davanın delillerini itibarsızlaştırmaya yönelik örtme çalışmalarını masum karşılamak hem akla hem vicdana aykırı.

İsterseniz, Türkiye'nin en önemli ve sağlam belgeler üstüne kurulu Balyoz darbe planı davasının başlangıcına bir bakalım. İddialar ilk olarak Taraf gazetesinin 20 Ocak'ta başlayan ve ardı ardına duyurduğu haberlerle ortaya çıktı. Orgeneral Doğan, daha ilk gün www.t24.com.tr isimli siteye 'iç tehdit olarak değerlendirilen bölücü ve irticai gelişmelerin EMASYA planları çerçevesinde ele alındığını' itiraf etmişti. Doğan, daha sonra harp oyunu ve semineri diye sıkça tekrar ettiği savunmalarında toplantının Genelkurmay başkanları ve kuvvet komutanlarının bilgisi dahilinde yapıldığını, ve buradan gözlemcilerin katıldığını söylemişti. Ancak eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün 7 Nisan'da Fikret Bila ve Metehan Demir'e verdiği cevap tam tersineydi: "Benim bu mahiyette bir plan çalışması için verdiğim bir emir yok. Kademesine uygun olarak Kara Kuvvetleri'nden bana sunulan raporda da bu mahiyette bilgiler mevcut değil. Zaten bilgim dahilinde olsa böyle bir faaliyete izin vermezdim."

İddiaları darbe davasına dönüştüren süreç, daha ilk gün ilk elden gelen bilgilerle sınırlı kalmadı. İddiaların hemen ardından geniş kapsamlı inceleme başlatıldı, Balyoz eylem planıyla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na eşzamanlı olarak 1. Ordu Askerî Savcılığı da harekete geçti, belgelerin yer aldığı 4 DVD'yi inceledi. Tanıklar dinlendi. Hem askerî savcılıktan hem TÜBİTAK ve Emniyet Genel Müdürlüğü kriminal laboratuvarlarından soruşturma sürecinde gelen raporlar belgelerin gerçek ve orijinal olduğunu tescilledi. Bunun üzerine savcılar operasyon kararı aldı. Dava açıldı. Hürriyet'in 8 Nisan 2010 tarihli haberine göre, bizzat dönemin Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı İlker Başbuğ imzalı bir belgede 'Çetin Doğan'ın 'resmî ve yasal çerçeve dışına çıktığı' tespiti yer alıyordu. Başbuğ'un değerlendirmesinde Genelkurmay kayıtlarında Meriç olarak görünen ve yasal sınırlar içinde gerçekleşen toplantının devamında, mevcut senaryoya gerçek isim ve kişilerle devam edildiğine, bunun yasal olmadığına dikkat çekiliyordu.

Diyelim ki Doğan'ın kızı ve damadı haklı, 'bir sahtekârlık çetesi' var, 2009'da 2003 senaryoları yazıyor' (!) O zaman Taraf'tan Alper Görmüş'ün dikkat çektiği gibi bu çete Fatih ve Beyazıt camiilerinde bombaların hangi sicil numaralı subaylarca patlatılacağını bile 'titizlenerek' kaydetmiş , gerçek isimleri fişlemiş, İstanbul'u toplama kampına çevirecek kararlar aldığı halde neden gelip hastane ve ilaç firması isimlerinde çuvallamış? Emekli Orgeneral Doğan, açıklamalarında hep EMASYA kapsamında planın ele alındığını söylüyor. Öyleyse iç ayaklanma ve doğal afetlere karşı tanınan bu hakkın uygulama makamı olan İstanbul valisi ya da yetkilileri neden sözde 'senaryo darbe planı' seminerine çağrılmamış? Ülkenin iki eski Genelkurmay başkanının sözlü ve yazılı belgeler üzerinden söylediklerine göre de Balyoz yasal sınır dışına çıkılmış bir darbe uygulamasıdır. Şimdi 'darbe belgeleri sonradan uyduruldu' diyen ikiliye sormak gerekir: Acaba bahsettiğiniz 'sahtekârlar çetesinde' eski Genelkurmay başkanları Özkök ve Başbuğ da mı var? Güldürmeyin bizi.

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim