1. YAZARLAR

  2. Mehmet Baransu

  3. Balyoz ve gerçekler (9)
Mehmet Baransu

Mehmet Baransu

Yazarın Tüm Yazıları >

Balyoz ve gerçekler (9)

A+A-

Balyoz ve gerçekler dizimize, “sahte” denen belgelerle, gerçek olduğu Çetin Doğan ve avukatları tarafından kabul edilen belgeler arasındaki incelemeyle devam edelim.

» “Sahte” denen Balyoz Harekât Planı: “Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu günden bu yana en sıkıntılı ve en tehlikeli dönemini yaşamaktadır. Henüz tam olarak dünya devletlerince tanınmadığı ve iç isyanlar ile boğuştuğu bir dönemde dahi bu kadar büyük bir tehlike içerisinde olmamışken, bugün, hortlatılmak istenen Sevr, başta irticai faaliyetler olmak üzere iç ve dış tehditler kötü yönetimle birleşmiş ve bugünkü tehlikeli safhaya gelinmiştir. Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını tümüyle ortadan kaldırmaya yönelik çabalar, yerli işbirlikçilerin gönüllü katkılarıyla, ülke içinde yıkıcı güç odaklarının aynı noktada buluşmasına neden olmuş ve zirve noktasına ulaşmıştır.”

» Gerçekliği tartışılmayan ses kaydı:
Çetin Doğan:
“... Aslında günümüzdeki gelişmeleri dikkate aldığımız zaman birinci öncelikli ele almamız gereken iç tehdidi bu seminerde öne alıyoruz... İçinde yaşadığımız koşulları hepiniz biliyorsunuz yaşadığımız durumları ve gelişmeleri hepiniz biliyorsunuz ve olası en kötü senaryo derken o kötü senaryodan daha kötü senaryo aslında. Gelişmeler bir yönüyle bundan bir kaç ay evvel öngördüğümüz senaryodan daha kötüsüne mi gidecek bilmiyorum. Öyle endişe verici bazı gelişmeler de var...

Ama bizim başımıza gelebilecekler olası planlarımız içerisinde yer alması gereken konular daha geniş kapsamlı hatta yönetimin bir bölümünü de içine alan Silahlı Kuvvetler’e Türkiye’nin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin laik demokratik yapısını bozma girişiminde daha ciddi kalkışmalar olabileceği olayları da gözardı etmememiz lazım. Bunu gözardı etmemek için de evvela her EMASYA komutanı kendi bölgesinde kendi sorumluluğu olduğu alanlardaki gelişmeleri yakından takip etmesi potansiyel olarak böyle bir olayları yaratacak insanları bölge içerisinde istihbarî çalışmayla bulması gerekmektedir.

Arkadaşlar bu plan seminerini, plan çalışmasını KASITLI OLARAK belli bir çerçeveye koyduğumuzu, günün şartlarımıza günün konjoktürel gelişmelerine göre dikkatlerimizi nerelerde yoğunlaştırmamız gerektiğini ortaya koymak için yaptığımı herhalde hepiniz ANLAMIŞSINIZDIR. Yani buradaki Yunanistan meselesi TALİ bir meseledir; Yunanistan MESELSİ BÖYLE BİR ORTAM İÇERİSİNDE ZATEN OLASILIĞI EN UZAK BİR SENARYODUR. Aslında içinde yaşadığımız senaryo bu senaryonun neler getirip neler götüreceği konusu önem arz etmektedir. Bunun için ben sizlere evvela iç güvenlik ve Kuzey Irak hakkında son gelişmeler ve buradaki yapılan çalışmalar sonucunda nelerin üzerinde daha fazla durmamız gerektiği konusundaki düşüncelerimi aktaracağım. Sesim duyuluyor değil mi? Daha fazla yaklaştırmayayım herhalde değil mi? Rahatlıkla duyuluyor. Gerçekten de şu anda ülkenin içinde bulunduğu durum bütün yurttaşlarımız tarafından endişeyle takip ediliyor.”

“Sahte” denen Balyoz Harekât Planı’ndaki bu bölümle konuşmaların birebir örtüştüğü, hatta konuşmalarda daha fazlasının olduğu görülüyor. Tabii akla da ister istemez şu soru takılıyor. Belge sahteyse, fazlasının konuşulduğu bu konuşmalar ne?


Kim kandırıyorsun Çetin Doğan!

Çetin Doğan’ın konuşmasında büyük harflerle yazdığım bölümler ise önemli. Hatırlayacağınız gibi Balyoz haberini ilk yazdığım günden itibaren, Çetin Doğan, avukatları, ailesi, bazı Balyoz sanıkları ve Doğan’ın medyadaki gazetecileri, seminerde dış tehdidin yani Yunanistan’ın ele alınıp görüşüldüğünü, iç tehdidin tali unsur olduğunu iddia etmişlerdi. Ancak ses kaydında açıkça görüldüğü gibi plan semineri “KASITLI” olarak, bir çerçeveye oturtulmuş, günün şartlarına göre yani AK Parti’nin iktidara gelmesine göre, önce sıkıyönetim sonra darbe yapılacağı ele alınmış bunun anlaşılması için de Doğan ANLAMIŞSINIZDIR demek zorunda kalmıştı. Senaryoda Yunanistan’ın tali mesele olduğu, en uzak bir senaryo olduğu da açık açık itiraf ediliyor.

Konuyla ilgili kamuoyuna yansımayan başka çarpıcı nokta da şu: Hatırlanacağı gibi, Çetin Doğan, AK Parti’nin 3 Kasım 2003 seçimlerinde tek başına, Anayasa’yı değiştirecek çoğunlukla iktidara gelmesinden hemen sonra darbe çalışmalarına başlamıştı. Çetin Doğan, dokuz ay sonra emekliye ayrılacağı için, kısa dönemde darbe hazırlıkları, harekât ve sıkıyönetim planları yapmak yerine, o dönem 1. Ordu Komutanlığı’nda Kurmay Başkanı olan Albay Süha Tanyeri’ne emir vererek, 12 Eylül darbe planı olan Bayrak Harekât Planı’nın arşivlerden indirilip, hazırlıkların ona göre yapılması emrini vermişti. Tanyeri de arşivlerden bu planı indirerek, üzerinde el yazılarıyla notlar alarak, 12 Eylül planlarını 2003’e uyarlamış, güncellemişti.


12 Eylül’de de darbe dış tehdidin içine sokulan iç tehditle yapıldı!

İşte 12 Eylül Bayrak Harekât Planı da dış tehdidin içerisine, iç tehdit yerleştirilerek hazırlanana bir plandı. Bayrak Harekât Planı da tıpkı Balyoz Planı gibi dönemin Kurmay Başkanı tarafından hazırlanmıştı. İddianamede konuyla ilgili bölümler şu şekilde anlatılıyor:

“Diğer yandan 12 Eylül Bayrak Harekât Planı da incelendiğinde, iç tehdit yanında dış tehdit değerlendirmesinin de yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu şekildeki bir çalışma; deşifre olunması halinde yasal bir çalışma yapıldığına ilişkin zemin hazırlamaya, bu yönde savunma yapmaya yöneliktir. Yani plan içerisinde dış tehdit irdelemesi tamamen kamufle yapma maksadıyla konulmuştur. Bu bağlamda 1. Ordu’da yapılan sıkıyönetim planları tam anlamıyla askerî müdahaleye yönelik çalışmalardır...

12 Eylül 1980 öncesinde askerî müdahaleye ilişkin Bayrak Harekât Planı 1. Ordu Komutanı tarafından imzalanmıştır. Planın ekinde muhafaza altına alınacak hassas tesisler, yakalanacak ve tutuklanacak kişiler, siyasi parti temsilcileri, dernek temsilcileri.. gibi kişilerin isimlerinin yer aldığı listeler bulunmaktadır. Bu listeler de o dönemin 1. Ordu Kurmay Başkanı tarafından imzalanmıştır. Listelerde gözaltına alınacak milletvekillerinin isimleri, sendikacıların isimleri, bankacıların isimleri, ülkücü derneklerin isimleri de tek tek belirtilmiştir. Akla gelebilecek her kurum ve dernek hakkında detaylı çalışmalar yapılmıştır. Harekâtın başlamasıyla birlikte gözaltılar yapılmıştır. Bu dönemi yaşayanlar, gelişmeleri daha iyi bilmektedirler. 1. Ordu’nun 2003 yılında yaptığı bu Balyoz Güvenlik Harekât Planı’nda da ekler kısmında kişiler, dernekler, basın kuruluşları, yönetici ve kamu görevlileri de tek tek fişlenmiştir. Bunların yapılmasıyla Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçunun hazırlık hareketlerinden çıkılıp icrai hareketlerine geçilmiştir.”

Ses kaydındaki bu çarpıcı bölümü ve 12 Eylül darbesinin Bayrak Harekât Planı’nın da dış tehdidin içerisine yerleştirilmiş, iç tehditle yapıldığı notunu düştükten sonra Balyoz Harekât Planı ve ses kayıtların karşılaştırmaya devam edelim;

» “Sahte” denen Balyoz Harekât Planı’ndan: “Laiklik etrafındaki gerici kuşatma kontrolden çıkmış, bilinçli, sistemli ve kontrollü bir şekilde Cumhuriyet’in kazanımlarına yönelmiştir. Bu hedef önünde en sağlam ve sarsılmaz kale olarak görülen TSK hedef haline getirilmiş, yıpratılması ve komuta zafiyeti oluşturulması için yoğun çaba sarf edilmiş/edilmektedir.

İrticai grupların, hedefe giden yolda engel olarak gördükleri TSK’ya karşı bir taraftan sızma gayretleri artarak devam ederken diğer taraftan yıpratma, komuta zafiyeti içerisinde ve dinsiz gösterme çabaları da artan bir ivme ile devam etmektedir.”

Burada araya girerek şu hatırlatmayı yapayım. Balyoz belgeleri arasında seminer ses kayıtlarının yanı sıra, Çetin Doğan’ın darbe toplantısından önce Kolordularının hazırlıklarını denetlemek üzere yaptığı iki toplantının ve 1. Ordu Komutanlığı’nda gerçekleştirilen aylık karargâh koordinasyon toplantısının da ses kayıtları var. Bu kayıtlar incelendiğinde de yukarıdaki “sahte” denen belgeyle, içeriğinin birebir örtüştüğü hatta daha fazlasının konuşulduğu görülecektir. Bu ses kaydı, “Ordu Komutanı’nın Direktifleri” başlığıyla bir metin haline de getirilip, CD’lere de konmuş.

» 20 Aralık 2002 tarihinde 1. Ordu Komutanlığı Karargâh koordinasyon toplantısında Çetin Doğan’ın darbe hazırlığı için yaptığı konuşma: “Özellikle belli gazetelerde çok pervasızca silahlı kuvvetler personeline saldırdıkları görülmektedir. Arkadaşlar; silahlı kuvvetler olarak biz siyasetin dışındayız. Siyasetin dışında olmak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel ilkelerin örselenmesine, gözardı edilmesine göz yumarız anlamına gelmez. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tarihî misyonu, kendisine verilen tarihî görevi bu devletin kurucusu olma, tarih”i Kemalist çizgisini her zaman muhafaza etmek zorundadır.”

» “Sahte” denen Balyoz Harekât Planı: “Buna rağmen, şimdiye kadar içimizde barınmayanlar Meclis’e taşınmıştır. Bu meydan okuma karşısında kategorili personel pervasızca biraz daha cesaretlenmiş ve kadrolaşma faaliyetlerine hız vermişlerdir. Bu nedenle anılan personelin, sadece Silahlı Kuvvetler içerisinden değil, bütün kamu kurum ve kuruluşlarından derhal uzaklaştırılmaları bir zorunluluk haline gelmiştir.

Her türlü olumsuz şartlara rağmen Cumhuriyet’i koruma ve kollamaya yönelik eylem ve planlamalarımız devam etmektedir. Bu kapsamda; TSK bünyesindeki dost ve müzahir unsurlar dışında kalan, özellikle yüksek rütbeli personelin kontrol altında tutulmasına...”

» Ordu Komutanı’nın Direktifleri:
Çetin Doğan:
“Öncelikle kategorili personel ile ilgili düşüncelerimi söyleyeyim: Dışarıda içimizde şimdiye kadar barınmayanlar Meclis’e taşınmıştır. Maalesef bu çok üzücüdür. Bu bir meydan okumadır. Bu meydan okumaya karşı biz geri adım atmayız ve bundan sonra da yine içimizde olabilecekler, varolanlar, takip ettiğimiz insanlar vardır. Hiç kimsenin öncelikle cesaretinin kırılmasını istemiyorum. Böyle kategorili personelin pervasızca biraz daha cesaretlenmiş olmaları Silahlı Kuvvetler içerisinde bunlara daha fazla hiçbir suretle yer vermeme ihtiyacının ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle aralık ayı değerlendirmelerinin çok ciddi olarak yapılmasını, bilgili, belgeli ve önümüzdeki şûra dönemine bunların götürülmesi gerekmektedir. Önümüzdeki hafta şûra toplantısında konu ele alınacaktır. Ancak ağustos ayı değerlendirmelerimize göre işlem yapıldığı için ağustos ayında tek bir kimse bölücü, yıkıcı faaliyetlere katılan bir kimsenin kesin işlem için teklif geldi. Başka gelmediği için bu döneme koyamadık. Keşke yüzüne çarpa çarpa bize daha fazla konuşma imkânı olacak şekilde elimizde kanıtlarıyla adamların olsaydı da bunların gözlerine sokabilseydik. Bunu böyle hayıflanarak söylüyorum...

» Çetin Doğan 5-7 Mart 2003 Konuşması: “Biz okullarımızda askerî okullarımızda da mesela zaman zaman ne oluyor, ordudan atılmalar oluyor. Zaman zaman ordudan atılıyor çünkü irtica bulaşmış oluyor. Nasıl oluyor da modern çağdaş kurum kuruluş içerisinde bulunan insanlar bunların fetvalarına kanarak, bunların efsanelerine kanarak aydınlık çağdaş yoldan çıkıyorlar; ama bir gerçek bu. Şu halde evvela Silahlı Kuvvetler içindeki bünyesel sağlamlığını korumak durumundadır. Buna bulaşmış, irticaya bulaşmış insanların uslanması ve fikir değiştirmesi olanağının olmadığı birçok örnekleriyle sabittir ve o yüzden de bunların defterleri mutlaka evvela ilk adım olarak dürülmeli ordu bünyesi sağlam bir hale getirilmelidir. Bunun ötesinde böyle bir olay olduğu zaman çünkü içimizden çıkacak çatlaklıkların tereddütlerin maliyeti çok çok daha büyük olacaktır. Kendi içimizde kendimizle savaşmak zorunda kalacağız. Bunun önlenilmesi için evvela ordu bünyesinin sağlamlaştırılması lazım...”

» Süha Tanyeri’ne ait el notlarında da benzer bilgiler yer alıyor: “İrticai faaliyetlerde bulunan personel değiştirilebilir. Bunun yerine yeni bir personel atandırılabilir. Bu durumda tercihen bizim gibi düşünen, yetenekli, bilgili kişiler görevlendirilebilir.”

» “Sahte” denen Balyoz Harekât Planı: “Milliyetçi- Muhafazakar Sağ iktidarların Türk Silahlı Kuvvetleri’nin karşısına alternatif silahlı güç olarak tasarlayıp güçlendirdiği polis teşkilatının askere bakışı dikkate alındığında; polisin sevk ve idaresinde ağırlıklı olarak jandarma kullanılacak, bu nedenle İl J.K.lıkları karargahlarından istifade ile ivedilikle ağır silahlardan arındırıldıktan sonra polisin mutlaka kontrol altına alınması sağlanacak.”


El yazısı ve kapanış konuşmasında

Plandaki bu bölüme Çetin Doğan ve avukatları sahte deyip, sonradan üretildiğini iddia etseler de Süha Tanyeri’nin el yazısıyla tuttuğu notlarda bu bölümün aynen yer aldığı görülüyor.

Tanyeri’nin yanı sıra bu bölüm, Çetin Doğan ve avukatlarının, Genelkurmay Başkanlığı’nın, 1. Ordu Komutanlığı çalışanlarının ve asker-sivil bilirkişi uzmanlarının “1. Ordu’da hazırlandığını” kabul ettikleri 3 no’lu CD’de de var. 3 no’lu CD’de, “Plan Semineri Kapanış Konuşması” başlığıyla bulunan bölüm, belge şöyle:

“Polis ve jandarma güçlerini en iyi nasıl kullanabiliriz, polisin sevk ve idaresinde ağırlıklı olarak jandarmayı kullanabiliriz. Bu nedenle İl J.K.lıklarının karargahlarından istifade edebiliriz. Polisle birlikte özel timler oluşturulmalıdır. Ancak polis mutlaka kontrol altında olmalıdır.”

Burada küçük bir dip not düşeyim. Hatırlanacağı gibi Çetin Doğan, ailesi ve avukatları iddianamenin açıklandığı ilk günden itibaren kamuoyunu yanlış bilgilendirmiş ve belgelerin yalnızca 11, 16 ve 17 no’lu CD’ler olduğunu iddia etmişlerdi. Önceki günkü yazımda bu bilginin kasıtlı olarak psikolojik harp amaçlı kullanıldığını belgeleriyle yazmıştım. Diğre CD’lerin de delil olduğunu iddianameden alıntılarla açıklamıştım. Yukarıda verdiğim bu bölümden de anlaşılacağı gibi 3 no’lu CD’de deliller arasında ve iddianamede yer almış durumda.

mbaransu@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT