Balyoz tartışmasına devam...

16.01.2011 00:40

Emre Uslu

Dünkü kaldığım yerden devamla, bugün Balyoz CD’leri sahte iddialarına verdiğim yanıtların ikinci kısmına devam ediyorum. Bugünkü tartışmanın sorusu şu: Diyelim 11 ve 17 numaralı CD’ler sahte üretildi. Peki, bunlar nasıl üretilmiş olabilir? Bu soruya verilen cevaplar ne kadar tutarlı olursa “CD’ler sahte üretildi” tezi o kadar güçlenir. Bu duruştan hareketle ben askerî bilirkişi, Pınar Doğan ve Dani Rordik’in “sahte CD’lerin” nasıl üretilmiş olabileceğine ilişkin tezlerini ele alıp karşı argümanlarımı sıralayacağım.

Öncelikle belirtmeliyim ki Rodrik ve Doğan’ın sadece bir argümanı şimdilik haklı görünüyor; 2003’te üretildiği belirtilen CD’de daha sonraki tarihlere ait bilgilerin bulunması kuşku yaratıcı. Kaldı ki son ortaya çıkan belgeler bu tezi de ciddi oranda zayıflatmıştır. Bu konuya yeni çıkan belgeler ışığında değineceğim. Bu argümanın dışındaki diğer tüm argümanları tutarlı değil.

Öncelikle, “sahtecilerin böyle bir CD üretebilmeleri için CD’lerdeki dosyaları kaydedenleri –ki hepsi askerî personel ve o dosyaların kaydedildiği birimlerde çalışıyor- ve çalıştıkları yerleri bilmeleri gerekiyor. Bütün bunları neden biliyor olabilirler” sorusunu sorduğunuzda şu cevabı alıyorsunuz: “Sahtecilerin ellerindeki gerçek CD’lerde yer alan dokümanların kullanıcı adlarına ve bilgilere bakılarak bu dosyalar oluşturulmuş.”

Sedat Ergin, Eyüp Can ve Ezgi Başaran da dahil medya “bu argüman doğru olabilir mi” diye sormuyor. Benim yaptığım bunu araştırmak. Vardığım sonuç şu: Hayır bu argüman doğru değil zira 11 ve 17 numaralı CD’lerde yer alan ‘Balyoz’, ‘Suga’, ‘Oraj’, ‘Çarşaf’, ‘Sakal’, ‘Tutuklanacak Gazeteciler’, ‘Kapatılacak Dernekler’ gibi kritik dosyaları oluşturanların ve son kaydedenlerin ekseriyet çoğunluğunun adı diğer CD’lerde dosyayı oluşturan veya son kaydeden olarak yer almıyor. Yani başka CD’lerdeki dosya adlarından kopyalanmış denen kişilerin ekseriyet çoğunluğu orijinal olduğu iddia edilen başka CD’lerde yok ki sahteciler oradan bulup bu CD’ye kopyalasın. Dolayısıyla “CD’ler sahte” diyenlerin sahteciliğin nasıl yapıldığını anlatırken içine düştükleri tutarsızlık ortaya çıkıyor. Üzücü olan Askerî Bilirkişi Mu. Yb. Birol Çelik’in de aynı tutarsızlığı sergilemesi.

İkinci tutarsızlık şu: Askerî Bilirkişi, Rodrik ve Doğan “orduda bilgisayar kullanıcı isimleri ‘İsim boşluk Soyadı’ şeklinde tanımlanmıyor, oysa 11 ve 17 numaralı CD’deki dosyaların kullanıcı isimleri ad ve soyadlarının askerî birlik ve kurumlarda yapılan mutat uygulamanın aksine açık olarak yazıldığını, kullanıcı ad ve soyadlarında herhangi bir kısaltma cihetine gidilmediğini, özellikle bunun için bir gayret sarfedilmiş olabileceği”ni iddia ediyor. Oysa orijinal olduğunu kabul ettikleri CD’lerde de kullanıcı isimleri herhangi bir kısaltmaya gidilmeden ve açık bir şekilde yazılmış. Buna ilişkin onlarca örnek var. Bu argümandan hareketle de bu CD’ler sahte demek mümkün değil. Bu argümana göre bu CD’ler sahteyse bütün CD’lerin sahte olması gerekiyor zira bütün CD’lerde benzer örnekler çok sayıda var. Örneğin, gerçek olduğu kabul edilen 18 numaralı CD’de yer alan ‘Sis ve Aydınlatma’ dosyasını oluşturan kullanıcı Topçu Çavuş Emrah İncioğlu olarak görünüyor. Bu dosyayı son kaydeden de Emrah İncioğlu olarak görünüyor. Yine 15 numaralı CD’de yer alan ‘Politik durum kısa en tehlikeli senaryo’ adlı dosyayı ilk oluşturan Kemal Dinçer olarak görünüyor.

“Balyoz CD’leri sahte” diyen Dani Rodrik ve Pınar Doğan’ın “bu sahtecilik nasıl yapılmış olabilir” sorusuna getirdikleri bütün “mantıksal” açıklamalar tutarsızlıklarla dolu. Eğer bir şeyin nasıl yapılmış olabileceğini anlattığınız bütün argümanlar yanlışsa ulaştığınız sonucun doğru olabileceğine neden inanalım? Sonuçta ortaya koyduğunuz sonuç sadece bir varsayım bunun doğru olabilmesi için gidiş yolunun da doğru ve tutarlı olabilmesi lazım.

Sanırım Gölcük’ten çıkan belgeler –görüldüğü kadarıyla- tartışmaya mahal vermeyecek şekilde gerçeği ortaya çıkaracak. Tabii ki görmek isteyenlere...

Bu arada Gölcük’teki belgelerle ilgili tutuklanan kişilerden birinin Askerî Savcılıklar tarafından neyle görevlendirildiğini daha sonra açıklayacağım. İlginç bir durum var, göreceksiniz...

acilim1@gmail.com

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim