1. YAZARLAR

  2. Mustafa Ünal

  3. Balyoz duruşu
Mustafa Ünal

Mustafa Ünal

Yazarın Tüm Yazıları >

Balyoz duruşu

A+A-

Sadece bugün değil dün de aynıydı. Balyoz her aşamasında hararetli tartışmalara sahne oldu. Haberin Taraf'ta yayımlandığı günü hatırlıyorum.

Manşetten verilen haber Türkiye'nin gündemine bomba gibi düşmüştü. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'du. Başbuğ çok sert tepki gösterdi. Sesini yükselterek "Allah Allah diyen ordu cami bombalamaz" dedi. Başbuğ her iddiayı inkâr etti, sonrasındaki gelişmeler onu doğrulamadı. Yargı, koca bir bavula zor sığan belgeleri ciddiye aldı. Savcılık soruşturmayı derinleştirdi, onlarca askere tutuklama kararı çıkardı.

Her Balyoz gelişmesinde Ankara'nın tansiyonu yükseldi. İkili, üçlü zirveler yapıldı. Balyoz tutuklamaları YAŞ toplantılarını etkiledi. Eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner'in iki kuvvet komutanıyla istifasının altında yatan neden, Balyoz sanıklarını serbest bıraktıramaması... Ailelerin baskısına dayanamadı.

Hem Başbuğ, hem Koşaner yargıya yardımcı olmadı. İstenen belgeleri göndermedi. Aksine her iki isim de yargı sürecini etkilemek için yoğun çaba harcadı. Yargı etki altında kalmadı. Balyoz'un en önemli safhası geçen hafta tamamlandı. Mahkeme hükmünü verdi. Kararlar beklendiği üzere çok tartışıldı. Demokrasi tarihi için 'dönüm noktası' olarak gören de oldu, kabullenmekte zorlanan da... Bir sivil mahkemenin darbe teşebbüsüne ceza vermesi çağdaş dünya için küçük olsa da Türkiye için büyük bir adım. Bir ilk çünkü.

En dikkate değer değerlendirmeyi eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök yaptı. Balyoz'un hedefi sadece siyaset, iktidara yeni gelen AK Parti kadroları değildi. Özkök de hedefti. Davanın bir numaralı sanığı Çetin Doğan'ın Özkök hakkındaki ifadeleri günlüklere yansıdı. Özkök kararı yorumlarken ölçülü üslup kullandı.

Onun için bu konuda konuşmak kolay değildi. Herkesin beklentisi farklıydı. O yüzden istismar edilmesi, yanlış yerlere çekilmesi işten bile değildi. O doğru bildiğini söyledi: "Evet cezalar ağır ama yapacak bir şey yok. Kanunlar böyle diyor. Bildiğim kadarıyla yargıçlar ya müebbet ya da beraat verecekti. Müebbet vermek istemediler. Beraat de veremeyeceklerine göre mecburen ortasını buldular."

Kanunlara, hukuka dikkat çekti. "Adil yargılama olmadı diyemem..." cümlesiyle de bir duruş koydu. Önemli bir pozisyon alma bu. Onun yaptığını birçok sivil yapamadı. Siyaset sözgelimi. CHP bildiğiniz gibi ama MHP bocaladı. Mesafeli yaklaşıyordu. MHP lideri Devlet Bahçeli dün Silivri'deydi. Engin Alan'ı ziyaret etti. Silivri'de daha çok CHP'lileri görmeye alışıktık. Bu kez MHP fotoğraf verdi. İnsanî boyutu tamam ama bu ziyaretin siyasî anlamı olduğu da muhakkak.

Hakkını teslim etmek gerekir. Özkök kritik süreçlerde benzer duruşları sergiledi. Duygusal davranmadı, sağduyulu hareket etti. Dikkat çekici bir değerlendirme de Genelkurmay'dan geldi. Genelkurmay Başkanlığı da kurumsal görüşünü ortaya koydu. Genelkurmay'ın bir dava karşısında görüşünü açıklaması ne derece doğru, tartışılır. Normal zamanlarda doğru kabul edilemez. Mahkûmiyet alanların hemen hepsi TSK personeli olunca sessiz kalamadı.

Tabii ki ne söylediği önemli. Açıklamada bağlayıcı cümleler yok. Başbuğ ve Koşaner dönemlerinden ayrıştı. Sadece durum tespiti var. Hukukun üstünlüğüne vurgu var. İlgimi çeken ifade aynen şöyle: "Hukukun üstünlüğüne saygının gereği olarak, adil yargılanma ilkesi çerçevesinde, söz konusu yargılamanın hakkaniyete uygun, kesin bir hükümle neticeleneceğine inanmaktayız." Açıklama tespit ve temenniyle sınırlı.

Balyoz duruşları önemli. Tarihe not düşmek istedim..

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT