1. YAZARLAR

  2. Emre Uslu

  3. Balyoz belgeleri: Bu kadar komedi yeter
Emre Uslu

Emre Uslu

Yazarın Tüm Yazıları >

Balyoz belgeleri: Bu kadar komedi yeter

A+A-

Bir süredir Balyoz davası üzerine bir tartışma yürütüyoruz. En son Radikal gazetesinden Ezgi Başaran’la gerilimli bir söyleşi yaptık. Balyoz davasında kafa karışıklığını gidermek adına olduğu iddiasıyla yapılan söyleşi o kadar ilginçti ki gazetenin muhabiri Ezgi Başaran davanın delillerinin “bilimsel olarak sahte olduğunun ispatlandığını” savunarak benimle söyleşi yaptı. Söyleşi dediğime bakmayın düpedüz kavgaya yakın bir tartışmaydı. Bu söyleşinin ardından Eyüp Can bir yazı yazarak tezlerimin kafasını daha da karıştırdığını anlattı. Can’ın kafasını tezim mi yoksa Ezgi Başaran mı karıştırdı emin değilim.

Bence kafasının karışmasına gerek yok. Benimle yapılan söyleşinin ham kasetini alıp dinlesin, görevlendirdiği muhabirin durduğu yeri anlar. Muhabir benim tezlerimi anlamaya çalışmak yerine “belgelerin sahte” olduğunu dayatarak bana kabul ettirmeye çalıştı.

Ama anlamak isteyenler için tezlerimi bir kez daha anlatayım: Balyoz CD’lerinden 11 ve 17 numaralı CD’lerin neden sahte olamayacağına ilişkin geliştirdiğim tezimin iki temel çıkış noktası var: Birincisi sahte olduğu iddia edilen CD’lerin üzerindeki el yazılarının CD’ler sahteyse neden orda olduğunu soruyorum. Eyüp Can da anlasın diye daha net sorayım: Eğer sahte bir CD üretiyorsanız CD’nin üzerine el yazısıyla yazı yazar mısınız? CD’nin üzerine el yazısı yazmak soyduğunuz kuyumcunun tezgâhına kimlik kartınızı bırakmak gibidir. Kriminal incelemede çıkar. Ben diyorum ki, madem bu CD’ler sahteciler çetesi tarafından üretildi bu sahteciler bu kadar aptal mı ki ürettikleri CD’nin üzerine el yazısıyla adeta kimlik kartını bırakıyor? Cevap şu: Ellerindeki orijinal CD’ler üzerinde el yazılı ifadeler olduğundan dolayı “sahte CD’yi” de orijinallerine benzetmek için el yazısıyla bir şeyler yazmışlar.

Madem öyle benim takip eden sorum da şu: Eğer amaç orijinallerine benzetmekse, o halde sahtecilerin ürettikleri CD’lerin üzerindeki yazıyı ellerindeki orijinal CD’lerde var olan el yazılarına benzetmek istemeleri lazım. Ama bunlar bu CD’lerdeki yazılara değil de bambaşka bir adamın, Süha Tanyeri’nin el yazısına benzetmek istemişler. Neden böyle yapsınlar? Doyurucu bir açıklama bekliyorum ama Balyoz sahte diyenlerden bir cevap alamıyorum. Belki Eyüp Can’da vardır bu sorunun cevabı.

Benim CD’lerin fotoğraflarını incelettiğim grafologlar Süha Tanyeri’nin el yazısıyla CD’lerin üzerindeki yazılar o kadar benziyor ki hiçbir uzman “bu yazılar Süha Tenyeri’nin el ürünü değildir” şeklinde rapor veremez değerlendirmesinde bulundu.

Bu arada bir uzmanlık hilesini de paylaşayım sizlerle. Savcılar ellerindeki bir yazıyı ya da el örneğini, “ekteki YAZILARIN A şahsının el ürünü olup olmadığını inceleyin” gibi bir taleple uzmanlarına gönderir. Eğer kriminal uzmanı değişik şekillerde baskı altına alınmışsa bu tip durumda topu taca atmak ister. En kestirme yok “yazılar, ya da gönderilen el örnekleri yetersiz” olduğundan “şahsın el ürünü olduğuna dair bulguya rastlanmamıştır” şeklinde rapor verip çıkar işin içinden. Bu, sık başvurulan topu taca atma yöntemidir. Bunu kamuoyu “el ürünü değildir” şeklinde okur ama bu teknik olarak kesinlikle “yazı el ürünü değildir” anlamına gelmez. Bu durumda savcıların yapması gereken bir başka yoldan söz ediyor uzmanlar. Eğer savcılar ellerindeki delillere yan delil arıyorsa soruyu daha spesifik sormalı. Karşılaştırılan yazılardaki mevcut HARFLERİN benzerlik gösterip göstermediğini sorarsa, uzman topu kesinlikle taca atamaz. O zaman incelemeye tabi tutulan yazı az bile olsa HARFLER kıyaslandığından uzman kanaat belirtmek zorunda. (Eyüp Can bu paragrafı karışık bulur ve anlamazsa anlarım. Zira bu paragraf teknik ama önemli bir detay.)

İhbar mektuplarını bile el yazısıyla yazmayan, bunun delil olduğunu bilen sıradan yurdum insanı çok net bir şeklide bildiği halde profesyonel olduğu iddia edilen bir çete bu salaklığı nasıl yapar. Eyüp Can’a tavsiyem bu soruyu görmezden gelmek yerine bu sorunun peşine düşmesi. Eyüp Can eğer gerçeğin peşinden gidiyorsa asıl kafasını karıştırması gereken soru bu olmalı, benim açıklamalarım değil. O gerçeği de daha yansız bir muhabir aracılığıyla araştırtırsa daha net sonuçlara ulaşabilir Can...

Gölcük’ten yeni belgeler çıktı. Dani Rodrik ve Pınar Doğan o belgeleri de şimdiden sahte ilan etmedilerse, “polis koymuştur” kıvamında ön alma yazılarına başlamışlardır bile. Bu durumda “bu kadar şaka yeter” demekten başka elimden bir şey gelmiyor.

Not: Yârin Rodrik ve Doğan’ın tezlerindeki tutarsızlıkları göstereceğim...

acilim1@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT