Bakanlık araştırmalı “12 kimden?”

12.02.2009 02:09

Ali İhsan Karahasanoğlu

Uyanık avukatların eski taktiğidir. “İstenilen yönde kararı verecek olan mahkemeyi önceden belirleyip, o mahkemeye müracaat etmek!..”

Acil bir karar almanız lazım. Ancak müracaatta bulunacağınız adliyede, aynı müracaata bakacak olan birden fazla mahkeme ve dolayısı ile birden fazla hakim var!

Ne yapmak lazım?

İstenilen yönde kararın verilmesini garanti altına almak için, kararı verebilecek hakimin sırasını beklemek lazım.

En eskiden bu işler, nöbet uygulamasında, nöbeti gelen hakimin, nöbeti süresinde açılan tüm dosyaları kendi karara bağlaması şeklinde olduğundan, o tarihlerde bu iş kolaydı. İki gün şu hakim, iki gün bu hakim. Sen de gerekirse iki gün beklersin, diğer hakimin nöbetine sıra gelir, onun nöbetinde müracaatta bulunur, kararı garantilersin!

O hakimi tercih etmen, istenilen yönde kararı verme noktasında, hukuki bakış açısı olarak meyilli olmasından mı kaynaklanır; yoksa müracaatçının avukatına yakınlığından mı; o artık tarafların sütüne kalmış!
Sonraları, nöbetçi hakimin dosyaya kendisinin bakması değil de, dosyayı kura ile bir mahkemeye göndermesi şeklinde uygulama geliştirildi.

Uyanık avukatlar, bunun da çaresine buldular.

Kura dediğin ne ki?

İnsan fiili..

Bir şeklide etkileşim kurulup, dosyayı istedikleri mahkemeye düşürmeye ve böylece kararı istedikleri yönde almaya başladılar!

Ancak bunların büyük çoğunluğu, artık mazide kaldı. Birkaç yıldır, AdaletBakanlığı’nın yeni sistemi devreye girdi. Gerici diye takdim edilen bugünkü siyasi iktidar döneminde uygulamaya başlanılan bilgisayar sistemi ile, dosyaların bölüşümünde, otomatik sisteme geçildi!

Artık dosyayı teslim ettiğiniz memurun bile inisiyatifi azaldı.. Merkezdeki bilgisayar bakıyor, hangi mahkeme boş ise ona veriyor!

Uyanık avukatlar teslim olurlar mı?

Mümkün değil..

Bizim de başımıza gelmişti. Bir kartel patronu, önce Bağcılar’da tedbir talep etmiş, oradan istediği kararı alamayınca, gidip İstanbul Adliyesi’nden aynı talebi yapmıştı.

Demek ki, aynı adliyeden değil, farklı adliyelerden talepte bulunarak da, son uygulamanın önüne geçme şansı zorlanabiliyormuş!

Avukatlar uyanık ama, AdaletBakanlığı da pes etmiyor. Merkezi sistem ile, bu uyanıklığın da önüne geçiliyormuş. Bilgisayar, tüm mahkemeleri görüp, aynı yönde mükerrer talep tespit ederse, ikazda bulunacakmış!

Bu durumda da, uyanıklıklar hemen deşifre olacakmış!

Tüm bunları niye anlatıyorum!

“12 bizden..” denildi ya! Bu itiraf öyle sıradan bir itiraf değildir, onun için anlatıyorum.

Bu işin uzun hikâyeleri vardır! Uygulamada çok yaygın örnekleri vardır!

Diyeceksiniz ki; “Bir yandan bu uyanıklıkların mazide kaldığını söylüyorsun, bir yandan da ‘12 bizden..’ söyleminin pek yabana atılacak bir itiraf olmadığını söylüyorsun? Bu nasıl tezat?”

Evet, maalesef böyle.. Hem iyileşmeler, hem de henüz iyileştirilemeyen dava çeşitleri var!

Benim anlattığım konular, genelde hukuk davaları içindi..

Bir alacağınız vardır, ihtiyati hacz isteyeceksiniz. Bu tür bir davada benim anlattığım o karşılıklı uyanıklıklar caridir!

Ama ceza davalarında, usul yine eskisi gibi..

Bu hafta şu mahkeme nöbetçi...Bu hakim nöbetçi... Bu hafta itiraz edersen, şu hakim dosyaya bakar. Diğer hafta itiraz edersen, öbür hakim bakar.

Hatta şu hesap bile yapılıyor!

“İtirazı bu hafta yaparsan, bu nöbetçi hakim dosyaya bakar ama, o nöbetçi hakimin kararına itiraz da, şu nöbetçi mahkemeye gitmiş olur. Eğer diğer hakimin nöbetine denk getirirsen, onun vereceği karar alayhe olsa bile, itiraz edeceğin mahkemeden lehe kara alma ihtimali kuvvetli olduğundan, itiraz günü şu olmalı!”

İşte ülkemizdeki hukuk anlayışı maalesef böyle!

Kimse demiyor ki, “Benim müvekkilim suçsuzdur. Deliller ortadadır. Hangi hakim bakarsa baksın, ister 12, ister 32.. Ben dilekçeme güvenirim.Ben müvekkilimin suçsuzluğuna güvenirim. Tahliyesini talep ederim...”

Diyemiyorlar!

Gözetiyorlar, hangi hakim nöbetçi, hangi mahkeme itiraza bakacak!

Buna göre tahliye talebinde bulunuyorlar. Buna göre itirazlarını yapıyorlar!

 Sonra da yakalanıyorlar “12 bizden!”

Ve “adalet”e oyun kurarken, kendileri tam “12”den yakalanıyorlar!

Suçüstü oluyorlar!

Derin yapılanmaların önünün alındığı bir ülkede yaşıyor olsaydık, “12 bizden..” ifadesinin arkasından, o avukatlar, o sanıklar, o hakimler anında soruşturmaya alınır, olayın gerçek yüzü hemen ortaya çıkarılırdı..

Ama nerdee?

 Hukuk devleti nerede?

 İki adım ileri.. Bir adım geri..

Böyle gidiyor işler!

“12 bizden!”

Oysa 12 de, 14 de.. Hepsi, ama hepsi; ondan bundan değil, “hukuk”tan yana olmalı!

Defalarca talep edilip, en az 15 hakimin elinden geçip, “Tahliye talebinin reddine” denilen dosyada, bir hakim, kendi başına “tahliye kararı” vermemeliydi.

 Verememeliydi!..

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim