Bahçeli'nin çözemediği çelişki

16.04.2010 04:16

Mümtazer Türköne

Yıllar önce, fakültedeki odama, orta yaşlı, bıyıkları aşağı doğru sarkan biri geldi. Çalmadan şedit bir şekilde açtığı kapının önünde heybetle durdu.

Gözlerini kıstı ve tepeden küçümseyen bakışlarla beni azarlar gibi konuştu: "Hoca ya, dangul dungul şeyler yazıp asabımızı bozuyorsun..." Durumu biraz kavradım, sakin "Ne yazmışım?" diye sordum. Galiba sükûnetim sesinin perdesini düşürdü: "Ne bileyim işte, 'Türkiye'yi bölerse ülkücüler böler' demişsin." dedi. Neyi kastettiğini anladım. 2005 Nevruz'unda bayrak yakma olayı üzerine millet bayrağı kapıp sokağa dökülünce "Bu gidişle Türkiye'yi Kürtler değil, Türkçüler bölecek" diye yazmıştım. Muhatabımı tepeden tırnağa süzdüm. Yıldırım Beyazıt Lisesi'nde okurken Yenidoğan kahvelerinde öğrendiğim tonlama ile "Peki okudun mu lan?" diye sordum. Duruşu değişti, toparlandı, karşısındakinin rütbesini yeni öğrenen erat gibi hazırola geçti. Saygılı, "Arkadaşlardan duydum." karşılığını verdi. Aynı ses tonu ile "Git oku, ondan sonra gel!" deyip kapıyı gösterdim. Hiç ikiletmedi.

Önemsediğim için defalarca yazdım. 2005 yılı Nevruz'unda Türkiye'yi ayağa kaldıran bayrak mitinglerinin Ergenekon tezgâhı olduğu, iddianamede yazıyor. Bu tezgâhın hedefi ülkücüleri sokağa döküp bir Kürt-Türk çatışması yaratmaktı. Devlet Bahçeli provokasyonu gördü ve beş gün sonra bir genelge yayımlayarak, MHP'lileri ikâz etti.

Bugün MHP lideri "demokratik açılım" ve son olarak anayasa paketi üzerinden AK Parti Hükümeti'ne karşı barut kokan bir muhalefet yürütüyor. Sormamız gerekiyor: "Ne bu şiddet bu celâl?" Cevabı: MHP bir siyasî parti. Devlet Bahçeli, tartıdaki ağırlığı sandıktan aldığı oyla ölçülen bir parti lideri. Öyleyse Bahçeli'nin duruşunda, kapalı kapılar arkasında hazırlanan komploların değil, açık-demokratik siyasetin izlerini aramak lâzım. Bahçeli bir hesap yapıyor. Bir hesabın ürünü olan bu şedit üslûbun arkasında ise dar alanda bir sıkışma ve çaresizlik görülüyor.

Çelişkiler yumağı

MHP bütün tarihi boyunca çözemediği çelişkilerle birlikte var oldu. MHP'yi farklı istikametlere doğru sürükleyen bu çelişkilerin bileşkesi, her zaman liderin tercihi olarak tecelli etti. Eğer MHP lideri üslûbunu sertleştirmişse, çelişkiler açık bir yaraya dönüşmüş demektir. Çaresizliğin en uç noktası ise, Bahçeli'nin Türkiye'nin gündemini parti içi bir sorun olarak ele alışında görülebilir. Eğer anayasa paketi "eski ülkücülere" bir "fırça" vesilesi olmuşsa, MHP kırmızı alarm durumundadır.

MHP'nin ilk çelişkisi Türkeş'in, 27 Mayıs ihtilalini yapan "kudretli albay"ı; ilk ülkücülerin çoğunun ise Demokrat Partililerin çocukları olmasıydı. Bu çelişki, Türkeş'in Hindistan'dan Menderes'in idamını engellemek için yazdığı mektup efsanesi ile çözülmeye çalışıldı.

Cumhuriyet'in 30'lu yıllara damgasını vuran saf ırkçı tezleri ile yine ülkücülerin içinden geldikleri muhafazakâr değerler ikinci çelişkiler yumağını oluşturdu. Milliyetçiliğin şehirli- ırkçı-modern vahşi biçimi ile, taşranın cemaatçi-dindar-savunmacı milliyetçiliği birbiriyle uzun yıllar boyunca çatıştı. Türk-İslâm ülküsü veya sentezi bu çelişkiyi aşmak için geliştirildi. Türkeş'in, giderek güçlenen Muhsin Yazıcıoğlu kutbunu tasfiye etmesi, MHP içindeki muhafazakâr tabanın varlığını sürdürmek ama temsilini önlemek içindi.

MHP, Kürt sorununun en iri türevi. Kürt sorunu bugün siyasal bir sorun olmaktan çıkıp, toplumsal tortulara meydanı bırakırken, MHP bu toplumsallığı tekrar siyasallaştırmaya çalışıyor. Askerlerin meydandan çekilmesi, MHP'yi Kürt sorunu ekseninde devlet içindeki dengelerin doğal vârisi haline getirdi. MHP pek hayırlı olmayan bu mirası devralırken, farkında olmadan askerlerin iflas eden ideolojilerinin bakiyelerini de kullanıyor. Devlet, resmen zorunlu asimilasyon politikasından vazgeçti. AK Parti iktidarı gönüllü entegrasyon politikasını kurumsallaştırıyor. MHP ise, Kürt siyasî talepleri karşısında statükoyu sürdürerek ve dengeyi sağlayarak kendine anlam ve varlık sebebi kazandırmaya çalışıyor.

MHP'nin omurgası

MHP'nin geleneksel çelişkisi, bugünün de açmazı. MHP tabanının yarısı Orta Anadolu mayası ile biçimlenmiş geleneksel muhafazakâr-milliyetçilerden, geri kalan yarısı da batı şehirlerindeki şehirli-seküler ve modern-ulusalcılardan meydana geliyor. Bu iki farklı ideoloji sahibinin, aynı partinin çatısı altında yan yana bulunmasının tek sebebi Kürt sorununun süregelen tortuları. Devlet Bahçeli, ipin ucunda bir cambaz, cambazın elinde uzun bir sopa ve sopanın ucunda üst üste küpleri dengede tutmaya çalışır gibi, zor bir işi başarmaya çalışıyor.

MHP lideri anayasa paketine şiddetle karşı çıkarak seküler-ulusalcılardan yana tercihini koymuş oldu. Ergenekon'suz kalan devlete, böylece MHP sahip çıkmış oluyor. AK Parti'yi "PKK ile işbirliği yaparak Türkiye'yi bölmekle" suçlaması ve "ihanet" suçlamalarının dozunu artırması ise, bu tercih sonrasında AK Parti'ye yaklaşacak seçmenleri frene basıp durdurmak için. İçeriksiz saf retoriğin dozajının artması, soyutlamaların öne çıkması da bu yüzden.

Tipik ülkücü, sıradan bir MHP'liden fazla bir şeydir. Onun duruşunda samimiyet, feragat ve adanma vardır. O bu devlette ve ülkede hisse sahibidir. Bedelini de ödemiştir. Üstelik çizgisini değiştirmeyecek bir delikanlıdır. MHP siyaseti bu feragatin ve samimiyetin üzerine inşa edilir ve çoğu zaman da parti çıkarları için istismara konu edilir. İçi kof ihanet suçlamalarının, yaratılan gerginliğin amacı bu istismardır.

"Ne yaman çelişki" değil mi? Güçlü bir liderlik bu çelişkiden yeni bir sentez çıkartabilirdi. Bunun için gerekli fikrî donanım maalesef MHP'de yok. Bahçeli'nin yaptığı, çatlağın bir tarafını temsil edip, diğer tarafını tansiyonu yükseltip bastırmaktan ibaret. Muhafazakâr-milliyetçi seçmene Bahçeli, benim fakültede odama gelen ülkücüye çektiğim muameleyi çekiyor. Peki işe yarar mı?

O zaman bizim dönüp neye itiraz ettiğini anlayabilmemiz için Bahçeli'ye sormamız lâzım: "AK Parti'nin hazırladığı Anayasa paketini okudunuz mu? Neye, niçin itiraz ediyorsunuz?"

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim