1. YAZARLAR

  2. Ümit Kardaş

  3. Bağımsız değil güvenceli savcıya ihtiyacımız var
Ümit Kardaş

Ümit Kardaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Bağımsız değil güvenceli savcıya ihtiyacımız var

A+A-

Muhakeme, yargılama organlarının hukuki uyuşmazlıkları çözerken yaptıkları faaliyetleri, dolayısıyla muhakeme süjeleri tarafından yerine getirilen işlemlerin tümünü ifade eder. Ceza muhakemesi; medeni muhakeme, idari muhakeme gibi muhakeme hukukunun bir bölümüdür. Ceza muhakemesi hukuku hukuk biliminin bir suç dolayısıyla yapılan muhakemeyi düzenleyen dalıdır.

Ceza muhakemesi, süjelerin (savcı, müdafi, hakim) yetkilerini ve ödevlerini gösterir ve süjelerin yürüttüğü bu faaliyetin kolektif şekilde yerine getirilmesini sağlar.

Ceza muhakemesinin amacı ve işlevi

Ceza muhakemesinin tüm kuralları ceza muhakemesinin amacını elde etmek için vardır. Ceza muhakemesinin amacı hakikati araştırarak suçluyu cezalandırmak ya da beraat ettirmek, bunu yaparken de bireylerin hak ve özgürlükleriyle toplumun çıkarını uzlaştırmak ve özellikle şüpheli ve sanığın da haklarını korumaktır. Suçluların bulunup cezalandırılmasında toplumun ve suçtan zarar görenlerin çıkarı bulunmaktadır. Ancak amaç gerçek suçluları bulup cezalandırmaktır. Kuşkusuz ceza muhakemesi kuralları şüpheli ve sanığın adil yargılanmasını sağlarken, muhakemede yer alan diğer süjelerin savcı (toplumsal iddia) ve davaya katılanın (suçtan zarar gören) da hak ve çıkarlarını korur. Hakikat bu denge içinde araştırılmalıdır. Bu amaca yönelik olarak düzenlenen ceza muhakemesinin işlevi de toplumda barış, huzur ve güvenin sağlanmasıdır. Ceza muhakemesi hukuku kurallara aykırı davranan bireylere ceza kanunlarında öngörülen yaptırımların uygulanması işlevini görür. Ancak ceza muhakemesi hukuku aynı zamanda muhakeme faaliyeti sırasında başvurulacak koruma tedbirlerinde (yakalama, gözaltına alma, tutuklama, arama, el koyma, dinleme gibi.) meşru görülen temel hak ve özgürlüklere müdahalenin sınırlarını belirlediğinden demokrasinin düzeyi bakımından da olağanüstü önemi haizdir.

Toplumsal iddia süjesi olarak savcı

Savcılık, toplum adına ceza muhakemesinde iddia görevini yapan bir makamdır. Savcı, savcılık makamında bulunmaya yetkili kılınan kişidir. İddia görevi kolektif bir etkinlik olan muhakemeyi oluşturan üç görevden biridir. Bir bireyin suç işlediğini iddia ederek mahkemeye başvuran ve kanunlara aykırı hareket edildiğini öne sürerek davacı olan savcının yaptığı iş yargılama değildir. Savcı ile hakimin görevleri farklıdır. Savcılık makamı iddia etmekte (tez), müdafaa makamı savunma yapmakta (antitez), karar makamında bulunan hakim ise sonuca varmaktadır. (sentez) Toplumsal iddia makamında bulunan savcının yetki ve ödevleriyle hakimin yetki ve ödevleri aynı değildir. Her ne kadar savcı bir adli yetki kullanmakta ise de bunu yargı gücüne eklemlemek güçler ayrılığına tamamen aykırıdır. Savcılar adalete ilişkin idari bir görev yapmaktadırlar.

Savcı taraf mıdır?

Savcının taraf olup olmadığı sorunu doktrinde tartışmalıdır. Savcının taraf olmadığını savunanlar savcının kendi çıkarını korumayıp, toplumun çıkarını koruduğunu, sanıkla çıkarlarının çatışmadığını, ceza muhakemesinin tek taraflı olduğunu ve savcının hakime benzer şekilde taraf olmadığını öne sürmüşlerdir. Oysa savcılık toplumsal iddia görevini yerine getirmek üzere kurulmuş bir tez makamı olduğundan, şahsı bakımından değil, bulunduğu makam nedeniyle taraftır. Kaldırılan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 31. ve 312. maddelerinde savcının taraf olduğu kabul edilmişti. Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu'nda ise kararların verilmesi usulünü düzenleyen 33. maddesinde taraflar ibaresine yer verilmemiş, bu durum TBMM Adalet Komisyonu raporunda, "Cumhuriyet savcısının ceza muhakemesinde taraf olup olmadığı yönünde doktrindeki bir sonuca ulaşılamayacak olan tartışmalarda kanunun bir tercihte bulunmaması, bu tartışmaların doktrin bağlamında ele alınması gerektiği düşünülmüştür." şeklinde gerekçelendirilmiştir. Oysa savcının konumunun kanunda taraf olarak belirtilmesi gerekmektedir. Ceza muhakemesinde yargılama makamı olan hakimden başka görevleri yargılama yapmak olmayan iki makam daha vardır. İddia ve müdafaa makamları. Bu iki makamdan birinin tez, diğerinin antitez öne sürme görevlerinden dolayı karşılıklı taraf oldukları açıktır. Savcının istisna da olsa sanık lehine istemlerde bulunması veya esasa ilişkin görüşünde sanık hakkında beraat istemesi taraf olmadığını göstermez. Savcı tez öne süren taraf olmasına rağmen hakimin sentez yapmasına yardımcı olacak, hatta savunmanın bazı talepleri savcının talepleri ile de kesişebilecektir. Bu durum iki taraf arasındaki çıkar uyuşmazlığını ortadan kaldırmamaktadır. Bu nedenlerle savcının bizzat yargılama yapıyormuş gibi, bir yargı organı olarak algılanması ve yargıya eklemlenmeye çalışılması insan hak ve özgürlükleri açısından tehlikelidir. Eğer savcıyı taraf olarak kabul eder, yaptığı görevin de yargılama olmadığının bilincinde olursak savunmaya da taraf olarak eşit yetkiler tanıyarak adil yargılama hakkını kağıt üzerinde kalmaktan kurtarabiliriz. Savcıyı taraf olmaktan çıkarıp, yargıya eklemleyerek ona üstünlük tanımakla demokrasiden uzaklaşıp, insan hak ve özgürlüklerini tehlikeye atarız. İhtiyaç duyduğumuz şey tarafsız ve bağımsız hakimdir. Tarafsız ve bağımsız savcıya değil, teminatlı (güvenceli) savcıya ihtiyacımız bulunmaktadır.

Savcı bağımsız olmalı mıdır?

Savcıların teminata (güvenceye) ihtiyaçları bulunmakla birlikte hakimler gibi bağımsız olmaları gerekmemektedir. Bu nedenle Anayasa'nın savcıları özlük haklarına ilişkin işlemler bakımından hakimler gibi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na bağlayarak aynı güvenceye tabi kılmasını savcıların da bağımsız olmalarının istendiği şeklinde yorumlamamak gerekir. Anayasa hakimlerin bağımsızlığından söz etmiş (Any. 9, 138/1, 140/2 maddeleri) ancak savcıların bağımsızlığından söz etmemiştir. Bağımsız olmayan savcılar diğer memurlara göre daha çok teminatlıdır. Bu durum savcıların muhakemenin unsurlarından olan iddia görevi nedeniyle adli kuruluş içinde olmalarından kaynaklanmaktadır. Anayasa, hakimlik teminatı ile savcılık teminatını birleştirmiştir. Kanunlarda da bağımsız ve tarafsız olma zorunluluğu bulunmayan savcılar için farklı düzenlemelere gidilmemiş, savcılar da hakim teminatına sahip kılınmışlardır. Savcılığın hakim gibi bağımsız duruma getirilmesi, hakim gibi algılanması bireyin hukuk teminatı ve adil yargılanma hakkı bakımından sakınca oluşturur. Savcılık da avukatlık gibi hakimlikten farklı bir meslek durumuna getirildiği ve silahların eşitliği sağlandığı zaman hukuk teminatı da sağlanmış olur. Sonuç olarak savcıların tarafsız ve bağımsız olmaları gibi bir ihtiyaçları yoktur. Memurlardan farklı bir savcı teminatı yeterlidir. Ancak teminatlı ve yetkili bir savcının karşısında aynı derecede teminata ve yetkilere sahip avukatlar bulunmalıdır. Önemli olan hakimin bağımsız ve tarafsız olmasıdır.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT