Babasının katili araştırılırken ablamız “İstemezük” diyor!

06.12.2012 01:10

Ali İhsan Karahasanoğlu

Sivas olayları ile ilgili Devlet Denetleme Kurulu’nun görevlendirilmesi, “Madımak rantı”nı devşirenlerin kimyalarını fena bozdu.

Diyorlar ki, “Anayasa’nın 108. maddesi bu konuda DDK’nın görevlendirilmesine engeldir.”

Ablalar, abiler..

Biz eğer sizi dinleseydik, size göre 12 Eylül referandumu kabul edilse bile, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya için de dava açılamazdı. Sizin hukuk bilginiz, bu işlere yetmez!

12 Eylül darbecileri için bugün gelinen noktadan, lazca sorayım: “Ne oldi?”

Söyleyin abiler, ablalar..

Dava açıldı mı?

Açıldı.

O zaman gidin evinize, uyuyun. Halkın önüne çıkıp, kafa bulandırmaya kalkmayın.

Niçin yanlış konuşuyorlar, gerekçesini de açıklayayım.

Anayasa 108 diyor ki, “İdarenin hukuka uygunluğunun, düzenli ve verimli şekilde yürütülmesinin ve geliştirilmesinin sağlanması amacıyla, Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulan Devlet Denetleme Kurulu, ... her türlü inceleme, araştırma ve denetlemeleri yapar.”

Hemen sonrasında da Madımak rantçılarının öne sürdüğü istisna var: “Silahlı Kuvvetler ve yargı organları, Devlet Denetleme Kurulunun görev alanı dışındadır.”

Dikkat buyrun.. “Yargıya intikal eden, yargının karar verdiği, yargının incelemesini sürdürdüğü konular” denilmiyor.

Ya ne deniliyor?

“Yargı organları” diyor.

Yani yargıya intikal etsin etmesin, hangi olay olursa olsun, Devlet Denetleme Kurulu, o konuyu araştırabilir.

Neyi araştıramaz?

“Yargı organları”nın kendisini araştıramaz.. “Yargı organları”nı denetleyemez..

Yani, İstanbul Adliyesi’ne, Bakırköy Adliyesi’ne gidip, “Ey 8. Asliye Hukuk Hakimi, gel bakalım buraya. Şu dosyayı ne kadar sürede karara bağlamışsın. Bilgi ver bakalım” diyemez.

Çünkü anayasa, “yargı organları”nın denetlenemeyeceğini söylüyor.

Ama DDK, şunu rahatlıkla yapabilir: Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülmekte olan davaların, mahkemeye intikal eden veya intikal etmeyen yönleri ile, başka olaylarla bağlantılarını, ilgisini, irtibatlarını, eksikliklerini, fazlalıklarını, avukatların dava ile ilişkilerini, olayı mahkemeye başka türlü intikal ettirip ettirmediklerini, kendi aralarında karşı taraf avukatları ile anlaşıp anlaşmadıklarını vesair, aklınıza gelebilecek her iddiayı inceleyebilir.

Çünkü bu konular zaten, ya Baro’nun ya emniyetin, ya şu kurumun ya bu idarenin yetkisinde olan konulardır.

Aksi yoruma üstünlük verirseniz, o zaman DDK hiçbir iş yapamaz.

Mesela karakolları denetleyemez.

Niye? Çünkü karakolların tüm işlemleri, sonuçta mutlaka bir şekilde yargıya gidecektir. Yargıya gidecek konuyu DDK nasıl denetleyecek?

Jandarma da öyle..

Hoop, İçişleri Bakanlığı komple devre dışı kaldı.

Peki DDK, Milli Eğitim’i denetleyebilir mi?

MEB içinde gerek memurların idare ile, gerek şahısların bakanlık ile tüm yaşayabilecekleri ihtilaflar, nerede çözümleniyor?

Yargıda.

İstemezükçüler, “Yargı ile ilgili konular kapsam dışında” diyor ya..

O zaman Milli Eğitim de denetlenemez.

Bu kafa ile giderseniz, diğer bakanlıklar da denetlenemez.

Hatta hiçbir kurum denetlenemez.

Çünkü Türkiye’de her kurum ve kuruluşun kendi arasında veya şahıslarla ilişkisinde ihtilaflar, yargıda çözülür.

Her ihtilaf ya yargıya gitmiştir ya da gitme ihtimali barındırmaktadır.

Dolayısı ile yargı ile ilgili hiçbir şey denetlenemez ise, hiçbir kurum denetlenemez demektir.

Veya şu açıdan olayı irdeleyelim.. Yargı ile diğer kurumların irtibatı açısından, Anayasa’da paralel bir düzenleme daha var.

138. madde.. Madde şöyle: “Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.”

Dikkat edin ifadeye: “Görülmekte olan dava” deniliyor.

Peki DDK ile ilgili maddede, “Görülmekte olan dava” deniliyor mu?

Hayır.

Dolayısı ile, DDK’nın yetkisine yargı ile ilgili getirilen istisna, görülmekte olan davaların hiçbir boyutunun denetlenemeyeceği anlamında olsa idi, anayasadaki istisna ifadesi, “yargıda görülmekte olan dava ile ilgili denetleme yapılamaz” diye belirtilirdi.

Madde öyle değil, “Yargı organları denetlenemez” şeklinde.

Böylece, yargı organının kendisi denetlenemez. Ama yargıya intikal eden konuların çeşitli yönleri ile araştırılması, denetlenmesi pekala mümkündür!

Öğrendiniz mi, “Madımak rantçısı” ablalar..

Öğrendiniz mi, “Madımak’ta babam öldü. Katilleri araştırmayın, ben üzülüyorum” diyen bacılar!..

YENİ AKİT 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim