1. HABERLER

  2. İSLAM DÜNYASI

  3. SURİYE

  4. Baba Esed’in, Oğul PYD’nin Zindanlarında!
Baba Esed’in, Oğul PYD’nin Zindanlarında!

Baba Esed’in, Oğul PYD’nin Zindanlarında!

Suriye Kürdistanı'nda yaşanan son gelişmeler, halkın Baas rejimi ile PYD arasındaki sıkışmışlığını gözler önüne sermektedir.

A+A-

Haşim AY / Islah Haber

Esed rejimi Suriye genelinde muhaliflere ve onlara yakın duran halka karşı katliamlarını aralıksız sürdürürken Suriye Kürdistanı’nda üslenen PYD’de de rejimin lehine olarak devrim yanlısı siyasal rakiplerini baskı ve gözdağı yoluyla sindirme operasyonlarına devam ediyor.

Suriye’deki Kürt kamuoyu ve örgütlerinin geneli tarafından “Suriye PKK’si” olarak tanımlanan PYD, Suriye halkının yaklaşık iki yıldır canıyla kanıyla ortaya koyduğu devrimci mücadele sürecinde Baas diktatörlüğünden de destek alarak bölgede hızla örgütlendi. Gözlemciler, son iki yıl içerisinde bu örgütün özellikle de YPG (Halk Savunma Güçleri) adı altında bölgede en üst düzeyde silahlanma sağladığını, kendisine ait mahkemeler kurarak dilediği kişiyi yargıladığını ve gerek bölge halkı gerekse de diğer örgütleri baskı ve gözdağıyla sindirme yoluna girdiğini ifade ediyorlar. PYD ve onunla ilişkili YPG, TEV-DEM, EGRK vb. oluşumların imzasını taşıyan muhtelif beyanatlar da bu yorumları teyit etmektedir.

Esed’in gidici olduğunun farkındalığıyla hareket eden bu örgüt, bir yandan İran ve Suriye rejimi ile gizli ilişkiler ve örtük ittifaklar geliştirirken öbür yandan da bölgedeki diğer Kürt örgütlerini ortak siyaset izlemeye zorlama yolunu tuttu. Bunda başarılı da olan örgüt, Barzani’nin de girişimiyle kendisinin rakibi olan Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ile Erbil’de masaya oturarak Yüksek Kürt Kurulu (DBK) isimli bir çatı örgütü oluşturdu. Ne var ki aradan geçen bunca zamana rağmen PYD, bu örgütü işlevsel kılmak için altına imza attığı maddelerin gereğini yapmadı. Özellikle de tekelinde tuttuğu YPG isimli silahlı milis gücünün Yüksek Kurul’a bağlanması maddesinin hayata aktarılmasında savsakladı. Örgüt, gelinen aşamada ENKS’yi oluşturan birçok parti tarafından samimiyetsizlikle suçlanmaktadır. Ancak elinde tuttuğu silah gücü ve bağlı olarak bölgede inşa ettiği korku duvarını kırmaya diğer kesimler cesaret edememekte, en fazla basın üzerinden sitemde bulunmaktadırlar.

Suriye’deki Kürt siyaseti için ilk etapta ciddi bir kazanım olarak addedilen DBK, gelinen noktada PYD’nin rakip siyasal kesimleri bağımsız politika geliştirme kabiliyeti önünde ciddi bir tuzak olarak tanımlanmaktadır. Bu tuzağı fark eden ENKS’nin kurucu üyeleri olan el-Parti vb. oluşumlar ise kendi aralarında Demokratik Siyasal Birlik adı altında geçtiğimiz günlerde bir araya gelerek yeni bir oluşuma imza attılar. Gözlemciler, ENKS’nin Yüksek Kurul’a katılması sonucunda önemli oranda manivela alanını daralttığını ve bunu fark eden kesimlerin de kendilerine manivela alanı yaratmak için Demokratik Siyasal Birlik inisiyatifini oluşturma yoluna gittiğini söylüyorlar.

ENKS’nin Suriye Muhalefet Koalisyonu’na katılım kararı almasına müteakip rakiplerini daha fazla oyalamayacağını anlayan PYD, DBK’daki maddelere atıfta bulunarak ENKS’nin kendi başına hareket edemeyeceğini belirtmiş ve eğer girecekse Muhalefet Koalisyonu’yla ilişkileri DBK adına yürütmesi ve onu PYD’yi muhatap almaya ikna etmesi gerektiğini söylemişti. PYD, bu taktikle rakiplerinin Suriye muhalefetine katılımını zora sokmayı amaçladı ve bunu kısmen başardı da. Çünkü PYD, Suriye Muhalefet Koalisyonu’nun kendisine şüpheyle baktığının ve bu yüzden de muhatap almaya yanaşmadığının farkında.

Aynı PYD, bir yandan kendisini tanıma ve muhatap kabul etmesi durumunda Suriye Muhalefet Koalisyonu’na katılabileceği yönünde pragmatik siyasal açıklamalar yaparken öte yandan da bu konuda güven verici tek bir adım dahi atmaya yanaşmamaktadır. Tam tersine bölgede intifadaya yakın duran rakip oluşum ve kişileri baskılamaya, faaliyetlerini engellemeye ve gerek rejim güçlerini defetme gerekse de bölgeyi stratejik noktalara ulaşmak için bir köprü olarak kullanmaya çalışan direnişçilerle çatışmaya girmeye devam etmektedir.

Kurban bayramının üçüncü gününde Halep’in Eşrefiye mahallesinde direnişçilerle bu anlamda ilk kez çatışmaya giren PYD’nin YPG’si, ardından da bu provokasyonu iki defa Rasul Ayn’da tekrarladı ve çatışmalar günlerce sürdü.

En nihayetinde çatışmalar sonucunda bir şekilde direniş güçleriyle her defasında ateşkes ilan etmek zorunda kalan PYD, başka bir yandan da bu çatışmalar üzerinden kendini daha çok gündemleştirmeye ve rakip siyasal oluşumları da baskı altına alma yolunu seçti/seçmekte. Söz gelimi Rasul Ayn’daki birinci çatışma sürecinde PYD, ENKS’yi suskunlukla eleştirerek en kısa zamanda tavrını gözden geçirmesi ve direnişçiler aleyhine açıklamasını kamuoyuyla paylaşmasını “talep” etmişti. Diğer bir örnek olarak da PYD’nin Azadî’ye (Kürt Özgürlük Partisi) karşı giriştiği kampanyaya dikkat çekmek gerekiyor.

Azadî’ye Karşı Linç Kampanyası

ENKS üyesi olmakla beraber başından bu yana İntifadaya yakın duran bu oluşum taban düzeyinde İntifadaya katılımı da engellememektir. Aynı şekilde hareket, PYD/YPG’nin olanca baskısına rağmen Suriye Kürdistanı’nın çelişli illerinde dev gösteriler düzenlemekten çekinmemiş ve rejimin karşısında direnişin yanında olduğunu ilan eden görüntüler ortay koymuştu. Bu nedenle Azadî üyeleri defalarca karşılarında YPG milislerini gördüler. Son olarak PYD/YPG’nin bu oluşuma karşı tahammülsüzlüğü Eşrefiye’deki Direnişçiler-YPG çatışması sonrasında had safhaya ulaştı. PYD, Azadî liderinin Selahattin Eyyubi Birlikleri’ni kendilerine yakın Kürtlerden oluştuğu beyanından hareketle örgüte karşı linç kampanyası başlatmış ve ENKS’yi de örgütün üyeliğini dondurması yönünde baskı altına almıştı.

PYD/YPG son günlerde ise Azadî’ye karşı yürüttüğü sindirme operasyonuna farklı boyutlar katarak örgütün üyelerini “Kürt halkının talepleri” üzerine kaçırıp “yargılama” noktasına götürdü. Bu bağlamda Azadî yetkilileri 22 Kasım’da basına yaptıkları açıklamada YPG’nin Hüseyin İbiş isimli yöneticilerini kaçırdığını duyurmuştu. Karşı bir açıklama yaparak olayı kabullenme pervasızlığı sergileyen PYD yöneticilerinden Aldar Xelil ise İbiş’in kaçırılmasını şu değerlendirmeyle itiraf etmişti:

“Tutuklanan şahıs, Kürtlerin öldürülmesinde Özgür Suriye Ordusuna yardım-yataklık etme suçuyla yargılanacaktır.”

PKK terminolojisinden aşina olduğumuz bu açıklama tarzı, kendisini meşru devlet konumuna oturtan, adam kaçırma, öldürme ve işkence eylemlerine hukuk dilini kullanarak kılıf uyduran küstahça bir retoriktir.

Bu küstah ve kibirli retorik kendisini adı geçen şahsın şu değerlendirmesinde de göstermektedir; bu şahıs ki aynı zamanda TEV-DEM (Demokratik Toplum Hareketi) ve Azadî’nin de üyesi olduğu DBK’ın (Yüksek Kürt Kurulu) da üyesi sıfatını taşımaktadır:

“Tutuklanan şahıs, Kürt vatandaşların öldürülmesinde Özgür Suriye Ordusuna yardım-yataklıktan yargılanacaktır. Şu anda Efrîn Emniyet Güçleri tarafından tutuklanmış bulunmakta ve Kürt halkı yargılanmasını talep etmektedir. Özgürlük Partisi üyeleri silahlı İslamcı güçlerle beraber Halep’in Eşrefiye mahallesine saldırmış ve birkaç Kürt vatandaşı öldürmüşlerdi. Bu nedenle söz konusu şahısların adil bir şekilde yargılanması gerekmektedir.”

Xelil, bu küstahça açıklamasında çoğul bir üslup kullanıyor. Çünkü daha önce de aynı “suç”tan YPG tarafından “tutuklanıp” “Kürt halkı adına” “yargılanmakta” olan “vatan haini” Azadî üyeleri bulunmaktadır.

Baba Esed’in, Oğul PYD’nin Zindanlarında!

Rûdaw gazetesine bugün yansıyan bir diğer haber de PYD’nin Kürt halkı adına giriştiğini iddia ettiği bu küstahlık zincirine kalınca bir halka daha geçirdi. Kobanî’de PYD’ye bağlı silahlı milis güçleri 6 Kürt gencini aynı gerekçeyle “tutukladı”lar. Azadî lideri Mustafa Cuma yaptığı açıklamada kaçırılan gençlerin kendi üyeleri olduğunu ifade etti.

Gözü önünde “tutuklanan” gençlerden Rewan Nebî’nin halası Wîdad Nebî’nin şu sözü aslında Suriye Kürtlerinin Baas rejimi ile PYD şiddetinin arasındaki sıkışmışlığını net bir şekilde göstermektedir:

“Rewan PYD’nin zindanlarında gözaltında, babası ise Esed’in zindanlarında…” 

HABERE YORUM KAT

2 Yorum