Baas Sözcüsünün Hedefinde Bu Kez Hamas Var!

19.01.2014 20:13
Baas Sözcüsünün Hedefinde Bu Kez Hamas Var!
Baas sözcüsü iftira çıtasını yükseltti: Katiller itinayla aklanır, fatura mazlumlara kesilir!

HAKSÖZ HABER

Taraf adlı operasyon gazetesinin dış haberler sorumlusu Ceyda Karan yeni bir iftiraya imza attı. Günlerdir vicdan sahibi her insanın yüreğini burkan Esed rejiminin Yermük kampı zulmünün faturasını Hamas’a çıkarttı.

Yarım sayfayı bulan upuzun yazısında başta Hamas olmak üzere, Nusra’dan Ahrar’a tüm direniş gruplarını suçlayan Taraf yazarı tek bir kelimeyle olsun Baas rejimini ve Esed’i eleştirmedi. Yermük kampını harabeye çeviren, her türlü silahla burada yaşayan insanları katleden, kuşatmayla açlığa mahkum eden bu katil rejimin işlediği suçları örterek, yaşananların vebalinin Hamas’ın boynunda olduğunu yazdı.

Sorulduğunda kendisinin gazeteci olduğu, taraf sayılamayacağı, Baasçı olmadığı yalanını rahatlıkla söyleyebilen bu kişi bu kadar açık bir cürümde dahi tek kelimeyle olsun Baas rejimini eleştirmeyerek nasıl bir zihin yapısına sahip olduğunu ortaya koymuş durumda. İlginç olan katil bir rejimi bu pervasızlıkla savunarak basın tarihine geçecek yazılara imza artan bu kişinin yazdığı gazetenin Gülen cemaati tarafından desteklenmesi!

Bu ar damarı çatlamış, iğrenç yazıyı arşivde bulunması açısından iktibas ediyoruz:


Ceyda Karan
Yermuk’un vebali Hamas’ın boynuna

 ‘Ölüm kampı’ Yermuk, siyasal İslamcıların Filistin davasını da sürükledikleri felaketin sembolü olmaya aday... Filistinlilerin 1948’de İsrail’in kuruluşuyla topraklarından sürülmeleri sonrası yarım yüzyıldır yaşadıkları kampı; bir ucu Müslüman Kardeşler, diğer ucu El Kaide’ye dayanan uluslararası cihat kampanyasının parçası yapmalarının en ağır bedelini ise siviller ödüyor. İki buçuk yılda 250 binden 18-20 bine kadar düşen Yermuk’taki nüfustan artık sadece insanlığın nasıl gömüldüğünün manzaraları yansıyor: Açlıktan ölen çocuklar, kadınlar, yaşlılar!

Aralık sonunda onlu yaşlarındaki Mazen el Asali, evde açlıkla boğuşan annesine yiyecek götüremeyince kendisini asarak intihar etti. Ocak başında İsraa el Masri isminde bir bebeğin açlıktan öldüğü haberi geldi. Ve dünya Yermuk’a bakmaya başladı...

FİLİSTİNLİLERİN ‘İÇ İŞİ’

Filistinliler, Suriye’deki kaosun nadiren anılan yüzü. Başkent Şam’ın sekiz kilometre güneyinde yer alan Yermuk, 2011 yazında yani kaosun en başından itibaren ortaya çıkan silahlı İslamcı gruplara rehin düştü. Mesele 2012 aralık ayına kadar Hür Suriye Ordusu’na bağlı tugaylardan El Nusra Cephesive Irak ve Şam İslam Devleti’ne uzanan bu uluslararası cihatçılarla; tavrını Suriye yönetiminden yana koyan Filistinli seküler fraksiyonlar arasında girişilen bir iç mücadele şeklinde devam etti. Suriye ordusunun taktiği işe fazla karışmamak oldu.

‘SÜRGÜNLERİN BAŞKENTİ’

Yermuk için ‘Filistinli sürgünlerin başkenti’ desek yeridir. Kamp 1957’de kuruldu. Suriye’deki kaosun öncesinde kampta 150 bini BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne kayıtlı 250 bin kişi yaşıyordu. Bu rakam, Suriye’de yaşayan ve sayıları 570 bini bulan mültecilerin yarısı. Yermuk kalıcı bir yerleşime dönüşmüş; içinde okulları, kamu binaları, camileri bulunan bir ilçe hâline gelmişti. Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı’na bağlı olarak idare edilen, eğitim ve sağlık hizmetlerini BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin gördüğü bir ilçe olmuştu. Diğer Arap ülkelerine göre, görece rahat yaşıyorlardı. Zira 1956’da çıkartılan yasa ile Suriyeliler ile neredeyse aynı haklara sahiptiler. Bu haklar, ordu dâhil her türlü memuriyeti, iş bulma/ iş kurmayı içeriyor. Kampta yaşayanların okuma yazma ve eğitim düzeyi diğer Arap ülkeleriyle kıyaslanamaz. Yermuk aynı zamanda İsrail işgaline karşı direniş örgütlerinin rahat çalıştıkları yerdi. İstisnası Hafız Esad’ın Lübnan-İsrail hattındaki konjonktürde aldığı tavır ve 1983’te Yaser Arafat’ı ‘istenmeyen adam’ ilan ettiğinde yaşananlardır. Suriye yönetimi o dönemde Yermuk’u muhalefet odağı gördü ve Arafat’ın binlerce destekçisini tutukladı. Zaman içinde gerilim yatıştı ama boşluğu Hamas ve İslami Cihat gibi örgütler çoktan doldurmuştu.

KATAR HATTI

Bugün tanıklık ettiğimiz felaketin fitilini ateşleyen ise Hamas’ın uluslararası cihat yapılanmasının parçası olmaya karar vermesidir. Hamas, 2011 yazından itibaren örtülü biçimde Katar ve Müslüman Kardeşler’le ittifaka gitti. Lübnan’daki Cemaat-i İslami ile bağlantılı çalıştı. Katar destekliMücahitler Ordusu’na savaşçı devşirmekle uğraştı. 2012’nin ilk aylarında Hamas Suriye’den çıkma kararı aldığında lideri Halid Meşal Yermuk’ta yaşıyordu. Suriye’den sonra gittiği yer de Katar oldu. Hamas’ın Suriye’den çekilmesi de salt ‘siyasi’ bir çekilmeydi. Yermuk bunun ispatıdır.

2011 yazında çatışmalar çıkmış, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi- Genel Komutanlık’ın (FHCK-GK) lideri Ahmed Cibril’e suikast girişiminde bulunulmuştu. Hamas, Hür Suriye Ordusu (HSO) ile saf tuttuktan sonra Yermuk’un geniş kesimlerini silahlı gruplar ele geçirdi. Öne çıkan Kudüs (Dolayları) Tugayları adlı silahlı grubun komutanları arasında. Aralarında Meşal’in korumaları da var. Zaman içinde radikal gruplar kampa yerleşti. Zira Yermuk, başkente giriş için stratejik önem taşıyordu. Sivillerin büyük kısmı zaten terk edip Lübnan’daki Ayn el Helwa’ya (Aynu’l- Hilve) kaçmıştı. Suriye ordusu taktik olarak kampa girmeye yeltenmemiş, zaman zaman bombalamalar gerçekleştirmişti. İşleri değiştiren 2012 aralık ayında El Nusra Cephesi’nin de bulunduğu dokuz grubun kampı tümüyle ele geçirmesi oldu. Suriye ordusu 2013 temmuzunda artık kampı çembere almıştı.

YARDIMLAR NİYE SOKULAMADI?

Sayıları artık 18-20 bin civarında kalmış sivillerin dramı böylece görünür oldu. Ekim ayından itibaren defalarca insani alarm verildi. Hamas’ın artık içerideki gruplara yaptığı ‘çekilme’ çağrıları da işe yaramadı. 2014 ocak ayına gelindiğinde Birleşmiş Milletler açlıktan ölenlerin sayısını 46 olarak veriyordu. Filistin Özerk Yönetimi lideri Mahmud Abbas’ın 28 Aralık’ta acil yardım çağrısı sonunda Batı Şeria ve Gazze’de halk seferber oldu, yardım toplandı. Ocak başından itibaren yardımlar Yermuk’a sokulmaya çalışıldı. Nafile! Altı denemede de konvoya ateş açıldı. 8 Ocak’ta kampın girişinde içerideki yaralı ve aç yakınlarını almak isteyen Filistinliler protesto gösterisi düzenlediler.

VEKÂLET GÜÇLERE AĞIR İTHAM

Militanlar yardımları Suriye ordusunun sokmadığını öne sürdü. FHCK-GK ise militanların Suriye hükümetini sorumlu göstermek için bu taktiğe başvurduklarını... Yardımları ulaştırmak üzere Şam’a giden Filistin yönetimi Çalışma Bakanı Ahmet Mecdalani ise açıkça El Nusra ve Ahrar el Şam gibi örgütleri sorumlu tuttu. Mecdalani, yaptıkları uzlaşmaya bu iki örgütün dâhil dört grubun uymadığını söyledi, “Bütün bu gruplar terörist bağlantıları ve yöntemleriyle tanınıyorlar” diye de ekledi. FHKC-Genel Komuta’nın siyasi büro şefi Hessam Arafat ise en son 5 Ocak’ta Ramallah’ta basın toplantısı yaptı. Yermuk’taki gruplar için ‘paralı asker’ ifadesini kullandı, açıkça Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye’yi sorumlu tuttu.

Unutulan belki de Yermuk’un Sabra ve Şatila olmadığı, Suriye’nin Lübnan olmadığı, Selefi/ Vahabi Filistin hareketinin de Filistin Kurtuluş Örgütü olmadığı... Yaşananların da zaten Filistin’in yahut Suriye’nin kurtarılmasıyla filan alakası yok.

 

  • Yorumlar 2
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim