1. YAZARLAR

  2. Mustafa Ünal

  3. Ayrımcılığın böylesi...
Mustafa Ünal

Mustafa Ünal

Yazarın Tüm Yazıları >

Ayrımcılığın böylesi...

A+A-

Haberi okuyunca inanamadım, dondum kaldım. Başı kapalı bir genç kız organizasyon işi yapan bir özel şirkete çalışmak için başvuruda bulunmuş. Kısa sürede cevap gelmiş.

Kızın o iş için ehil olup olmadığına hiç bakılmamış. Tahsil durumu, yani diploması sorulmamış. Yabancı dil biliyor mu diye de merak edilmemiş. Kendisine verilen cevaptan biliyoruz bunu.

Şirket gönderdiği elektronik postada 'sizinle çalışmamız mümkün değil' demiş. Gerekçe mi? İnanılır gibi değil; başörtüsü. Bu ayrımcılığın zirvesi. Belki sağda solda kamuoyunun haberdar olmadığı benzer örnekler yaşanmış olabilir ama ilk kez bu şekilde ifade ediliyor.

Şu uzun cümleyi dikkatle okuyun, virgülüne dokunmadan aynen aktarıyorum: 'Laik Atatürk Türkiye'sinde yaşayan cumhuriyet çocukları ve muhafızlarından oluşan bir kurum olarak sizin gibi başörtüsü, türban, tesettür şeklindeki bez parçalarını dinî inançlar ile hiçbir bağlantısı olmamasına rağmen bu şekilde gösteren tamamen siyasi amaç güden, din üzerinden ticaret, din üzerinden siyaset yaparak din sömürüsü yapan insanları bünyemizde barındırmıyoruz.'

Burada başörtüsüne 'bez parçası' denerek alenen hakaret var. Örtünün inançla ilgisi olmadığına ilişkin hüküm var. Organizasyon yapan bir şirket değil sanki Diyanet İşleri Başkanlığı. Din sömürüsü iftirası var. Bir cümleye hepsi sığdırılmış.

Şirket lafı hiç eğip bükmeden 'Bizde başörtülü çalışamaz' diyor. Başörtüsünü kritere dönüştürürken çok tehlikeli bir iş yaptığının farkında mı? Etnik ve inanç kökenli bu tip ayrımcılık bütün dünya coğrafyasında suç. Hem de ağır suç.

Şirketin bu tavrı vaktiyle Hitler Almanya'sında Nazilerin başlattığı 'Yahudiler giremez' kampanyasına benzemiyor mu? Hiçbir kişi ve kurum 'başörtülü çalışamaz' diyerek bir genelleme yapamaz. Buna hakkı yok.

Haberi okuyunca şirket hakkında bilgi edinmek için kısa bir araştırma yaptım internette... Referans olarak bugüne kadar yaptığı işler sıralanmış. Sıradan basit bir firma değil. Bugüne kadar etkili işler yapmışlar. Şirketin siyasi yönü dikkat çekici. Rengini hemen belli ediyor.

Yaptığı işlerin listesi uzun... CHP ve İşçi Partisi'nin mitinglerini organize etmişler. Atatürkçü Düşünce Derneği için çalışmışlar. Ramazan'a da kayıtsız kalmamışlar,faaliyet alanlarında Ramazan eğlencesi düzenlemek de var. Ama gelin görün ki şirketin bünyesinde 'başörtülüye hayat hakkı yok'.

Bu iftira ve suçlama değil. Kendi ifadeleri. Üstelik cevap bu uzun cümleyle sınırlı da değil, devamı var. Arkası da en az onun kadar vahim. 'Unutmayınız; demokrasi gericiliğin önünü açmak değildir'. İş için müracaat edene verilen cevaptan çok siyasi bildiri metni gibi.

Böyle bir cümle ancak siyasi deklarasyonlarda, muhtıralarda falan olabilir. İş için kapınızı çalana herhalde böyle söylenmez. Hakkını yemeyelim, nezaket cümleleri de yok değil. Sözgelimi 'İş arayışınızda başarılar' demişler. Bunu da söylemeyebilirlerdi.

Ancak adres göstermeden de edememişler. Başörtülü birisi nerede iş aramalıymış biliyor musunuz? İşte cevabı; 'Fatih bölgesini denemenizi şiddetle tavsiye ederiz'. Ayrımcılığı hayat görüşü olarak benimsemiş bir şirket nerede faaliyet göstermeli? Hitler Almanya'sı demeyin, o tarih oldu çünkü.

Dünya üzerinde etnik ve inanç ayrımcılığına hayat hakkı tanıyan başka bir ülke var mı bilmiyorum. En iyisi işi Türkiye'yi değişik kıyafetlerle dolaşarak izlenimlerini yazan meslektaşımıza havale etmek...

Bu daha sahici. Kurgu değil çünkü, gerçeğin kendisi. Bir şirketin başörtülü genç kıza verdiği bu talihsiz cevap umarım ilgisini çeker.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT