1. YAZARLAR

  2. İbrahim Sediyani

  3. Avusturya Üzerine Sosyolojik Anekdotlar
İbrahim Sediyani

İbrahim Sediyani

Yazarın Tüm Yazıları >

Avusturya Üzerine Sosyolojik Anekdotlar

A+A-

 

12 – 15 Mart 2008 tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz ve “Bir Günde 4 Ülke ve Alpler’in Eteklerinde 4 Gün” adıyla kaleme aldığımız gezide gittiğimiz ülkelerden biri de, diğer üç ülkeye de sınırı olan Avusturya (Österreich) idi. Üstelik, Liechtenstein ve İsviçre’ye sadece bir günümüzü ayırırken, Avusturya’ya birer gün arayla iki kez uğramıştık.

O günden bu yana geçen üç buçuk aylık süre zarfında bu Alp ülkesine iki defa daha gittim. Şu sıralar 13. Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2008) heyecanının yaşandığı Avusturya ve İsviçre, Avrupa kıt’âsında coğrafyası en çok hoşuma giden ve gezmekten keyif aldığım ülkelerden ikisidir. Hepsi de biribirinden güzel onlarca dağ, göl, nehir ve şelâleye sahip olan Avusturya ve İsviçre’nin eksikliğini hissettiği tek şey, denize kıyıları olmamasıdır.

Bu yazımızda, bugüne dek 7 defa gittiğim (Ağustos 1982, Eylül 1982, 1 Temmuz 2000, 12 Mart 2008, 13 Mart 2008, 10 Nisan 2008 ve 11 Haziran 2008) Avusturya’yı genel hatlarıyla tanıtmaya çalışacağız:

- Avrupa kıt’âsında bulunan Avusturya, Merkezî Avrupa bölgesindedir. Avrupa’nın en yüksek dağları olan Alpler arasında yer alan ülke, federal bir cumhuriyettir. 83 bin 871 km² büyüklüğündeki ülkenin nüfûsu 8 milyon 340 bin 924’tür. Dili Almanca, başkenti Viyana (Wien)’dır. Bazı bölgelerinde Hırvatça, Macarca ve Slovence “bölgesel resmî dil” olarak kullanılır.

- Avusturya, resmî dili Almanca olan 4 ülkeden biridir (diğerleri Almanya, Liechtenstein ve İsviçre). Bunlardan İsviçre’nin 3 resmî dili varken ve Almanca bunlardan biriyken, diğer 3 ülkenin sadece bir resmî dili vardır.

- Konuştukları Almanca, Almanyalılar’a çok komik gelir.

- Avusturya’nın Almanca olan orijinal ismi “Österreich”, bu dilde “Doğu İmparatorluğu” anlamına gelir (“ost”: doğu; “reich”: imparatorluk)

- Denize kıyısı olmayan Avusturya, batıda Liechtenstein ve İsviçre, kuzeyde Almanya ve Çekistan (Çek Cumhuriyeti), doğuda Slovakya ve Macaristan, güneyde ise Slovenya ve İtalya ile komşudur. En uzun sınırı Almanya ile, en kısa sınırı ise Liechtenstein iledir.

- Avusturya, 9 eyaletten müteşekkil bir ülkedir: Vorarlberg (başkenti Bregenz), Tirol (başkenti Innsbruck), Salzburg (başkenti Salzburg), Kärnten (başkenti Klagenfurt am Wörthersee), Steiermark (başkenti Graz), Burgenland (başkenti Eisenstadt), Yukarı Avusturya (Oberösterreich) (başkenti Linz), Aşağı Avusturya (Niederösterreich) (başkenti Sankt Pölten) ve Viyana (Wien). Başkent Viyana tek başına eyalettir (tıpkı Almanya’nın başkenti Berlin, Belçika’nın başkenti Brüksel gibi). Her eyaletin kendine ait kanunları, parlamentosu, başkenti var.

- Toplam 9 eyalet, 15 il ve 84 ilçeden meydana gelen bir ülkedir.

- Başkenti Innsbruck olan Tirol, ikiye bölünmüş olan bir coğrafyadır. Tirol’un güneyi, “Trentino – Alto Adige” (Trentino – Güney Tirol) adıyla İtalya’ya aittir ve başkenti Bolzano (Bozen)’dur. Bu bölge İtalya’nın Almanca konuşan bölgesidir.

- Avusturya’nın başkenti Viyana, Avrupa’nın en büyük 2. akarsuyu olan 2888 km uzunluğundaki Tuna (Donau) Nehri üzerinde kurulmuş bir şehirdir. Dünyada en çok başkent sulayan ırmakların başında gelen Tuna, Avrupa’da tam 4 başkentten geçer ve Viyana da bunlardan biridir (diğerleri Slovakya’nın başkenti Bratislava, Macaristan’ın başkenti Budapeşte ve Sırbistan’ın başkenti Belgrad). Voyvodina Özerk Bölgesi’nin başkenti Novi Sad içinden de geçen Tuna, Voyvodina’nın Sırbistan’dan bağımsızlığını kazanması halinde suladığı başkent sayısını 5’e çıkarır.

- Topraklarının büyük bölümü Alp Dağları’yla kaplı olan, geri kalan bölümü Tuna Nehri’ni çevreleyen yaylalar, tepeler ve ovalardan oluşan Avusturya, Tuna kıyısı imparatorluklarının en eskisini ve en önemlisini kurmuş olan ülkedir. Avusturya – Macaristan İmparatorluğu, 1918’de, I. Dünya Savaşı sonunda çökmüştür.

- Osmanlı orduları iki kez Viyana’ya kadar ilerleyerek kenti 1529 ve 1683’te kuşatmışlar ama almayı başaramamışlardır. Osmanlılar’a bu savaşlarda çoğunluğu Hırvat kökenli olan askerlerden oluşan ordu direnmiştir.

- Avusturyalılar, Osmanlı İmparatorluğunu’nu yenmiş olmakla çok övünürler. Kendilerini, “Avrupa’nın İslâmlaşmasını engelleyen topluluk” olarak görürler. Osmanlı orduları Viyana’da bozguna uğradıktan sonra Avusturyalılar sabah kahvaltısı için yaptıkları hamur işlerini “hilâl” şeklinde yapıp pişirmeye başladılar. Bu hilâlleri kahvaltıda çocuklarına yediren bu insanlar, böylece İslâm’ı yemiş duygusuna (yazım hatası yok, aynen okuduğunuz gibi) kapılıyorlardı. Bu gelenek yüzyıllarca devam etti ve günümüze kadar geldi. Avusturya ve Almanya’nın Bavyera eyaletinde “Croissant” denen bu yiyecek (galiba Türkiye’ye kadar gelmiş, memlekette “krozon” veya “krozont” diyormuşsunuz) bugün en çok tüketilen ve beğenilen kahvaltı ürünüdür. (Osmanlı’nın torunları olmakla övünen kardeşlerimiz haklarını helâl etsinler ama ben de bir Bavyeralı olarak kahvaltıda en çok bunu yiyorum, çok lezzetli)

- Avusturya nüfûsunun dörtte biri (% 25) başkent Viyana’da yaşar.

- Sanat merkezi Salzburg (Mozart’ın doğup yaşadığı yer), edebiyat merkezi Graz, kültür merkezi de Bregenz’dir.

- Avusturya, klasik müziğin merkezidir. Franz Joseph Haydn, Johann Michael Haydn, Wolfgang Amadeus Mozart, Ferdinand Schubert ve isimleri aynı olan baba – oğul Johann Strauß’lar hep bu ülkenin yetiştirdiği bestecilerdir. Öyle ki, Avusturya’nın san’at alanındaki bu başarısı ve bu ülkede müziğe duyulan bu rağbet, Ludwig van Beethoven ve Richard Strauß gibi Avusturyalı olmayan bestecileri de bu topraklara çekmiştir. Avustruya’da pek çok büyük şâir, romancı ve oyun yazarı yaşamıştır.

- Beethoven Almanyalı’dır, Adolf Hitler ise Avusturyalı. Avusturyalı olmayan ama Avusturya tarihini yazan tarihçiler, biraz da mizahî bir şekilde şöyle derler: “Avusturyalılar’ın en büyük başarısı, Beethoven’in Avusturyalı, Hitler’in ise Alman olduğuna tüm dünyayı inandırmalarıdır.”

- En çok övündükleri konulardan biri de, trafikteki uluslararası plaka işaretlerinin “A” olmasıdır. 

- Trafikte gündüzleri de aracınızın lambalarını açmak zorundasınız. Günün hangi saati olursa olsun, farları yakmadan trafiğe çıkmak yasaktır. (Çek Cumhuriyeti ve Danimarka’da da böyledir)

- Dağlık bir ülke olan ve yolları sürekli yokuş olan Avusturya’da araç kullanmak, hakikaten büyük maharet ister. Dışarıdan gelen sürücü bu topraklarda aracını mutlaka korku içinde sürer. Yolları çok kavisli ve tehlikelidir. Bu ülkede sürücü belgesi (ehliyet) almış birinin şoförlüğüne yüzde yüz güvenebilirsiniz (Bir tane bile dağı olmayan ve dümdüz bir ülke olan Hollanda’da ise durum bunun tam tersidir). Ayrıca sayısız oranda çok tüneli vardır.

- Başkentte Birleşmiş Milletler (BM) binasının yapılmasından sonra Viyana, Cenevre ve New York’un ardından BM’nin resmî olmayan üçüncü merkezi sayılmaya başlanmıştır.

- 1920’de hazırlanarak kabul edilen, sonradan bazı değişiklikler yapılarak Mayıs 1945’te yeniden yürürlüğe giren anayasa uyarınca Avusturya, “iki meclisli parlamenter demokrasiyle yönetilen federal cumhuriyet” olmuştur. Cumhuriyetle yönetilen diğer ülkelerde olduğu gibi tek meclisi yoktur, iki ayrı meclisi vardır. Biri, 4 yıl için seçilen 183 üyeli Millet Meclisi (Nationalrat), diğeri ise eyalet meclisleri tarafından atanan 63 üyeli Temsilciler Meclisi (Bundesrat). Federal Meclis’in, Millet Meclisi tarafından çıkarılan kararname ve yasaları veto etme ve yeniden düzenlenmesi için geri gönderme yetkisi vardır. Hükûmet, yalnızca Millet Meclisi’ne karşı sorumludur. 6 yıl için doğrudan halk tarafından seçilen cumhurbaşkanı, yürütme görevini hükûmetle paylaşır. Başbakanı atama ve görevden alma yetkisi vardır.

- Avrupa içinde, karayoluyla tatile gidenlerin en çok ziyaret ettikleri ülkelerden biridir. Doğa turizmi ve kış sporları için en ideal ülkelerin başında gelir. Ülkeyi yıllık ortalama 17 milyon turist ziyaret eder ve bunlar yaklaşık 8 milyar Avro (€) döviz bırakır.

- Yıllık enflasyon oranı % 2, 5’i aşmaz. İşsizlik oranı sadece % 5’tir. Avrupa’nın yaşam düzeyi yüksek ülkeleri arasındadır ve refâh açısından Japonya ile aynı düzeyde yer almaktadır.

- Zorunlu askerlik süresi 6 ila 8 ay arasındadır.

- Yaşlı nüfûsun fazlalığı nedeniyle işgücü sıkıntısı çekmektedir. Özellikle son yıllarda nüfûs artışı adeta durmuş gibidir. (Allâh’tan göçmenler var)

- Avusturya ekonomisinde tarım önemli yer tutar. Dağlık yerlerdeki otlaklarda hayvancılık yapılır, vadilerde geleneksel bahçe ürünleri yetiştirilir.

- En ilginç anekdot: Avusturyalılar dış dünya tarafından “dağ insanları” olarak bilinirler, “köy toplumu” olarak tanınırlar ama gerçek bunun tam tersidir. Avusturya nüfûsunun yarısından fazlası büyük kentlerde yaşar. Sanılanın aksine Avusturya halkı gerçek bir “kent toplumu”dur.  Ayrıca hem sanat, hem bilim, hem de edebiyatla iç içe yaşayan kültürlü, çok okuyan, üretken bir toplumdur.

- Ülkede yaşayan insanlar, alışkın oldukları yaşama biçimlerini, giyim ve mutfak geleneklerini bugün de sürdürmektedirler. Kuş tüyü veya elik (kır keçisi) kıllarıyla süslü fötr şapkalarla birlikte giyilen parlak düğmeli yelekler ve deriden yapılmış kısa pantolonlar, Avusturya’da çok yaygın olarak görülür. Avusturyalı kadınlar bazen, rengarenk işlemeli bluz ve yelek ile belden büzgülü eteklerden oluşan yerel kıyafetlerini giyerler.

- Gösterişli tahta işleri ve duvar resimleriyle köyler son derece göz alıcıdır. Evler çoğunlukla tuğladan yapılır. Tahtadan yapılan çatılar eğiktir ve dışarıya doğru sarkar. İkinci kat pencereleri önünde balkonlar vardır. Bazen, Tirol eyaletinde olduğu gibi, evlerin ağaçtan yapılmış üçüncü bir katı bulunur. Bütünüyle ahşap evler de yapılmaktadır.

- Üniversiteleriyle ünlü olan Avusturya’da başkent Viyana, 170 yıldır, bilim ve tıpta olduğu kadar san’at ve müzik alanında da dünyanın sayılı merkezlerinden biridir.

- Yaklaşık 500 bin kadar Avusturyalı küçük çiftliklerde çalışır, ama toprak çok verimli değildir. Gübre kullanarak çavdar, yulaf, arpa, buğday, patates, şalgam ve şekerpancarı üretilir. Alpler ile Tuna Nehri arasında kalan bölgedeki bağların üzümlerinden elde edilen Avusturya şarabı dünyaca ünlüdür. Son yıllarda eti ve sütü için beslenen hayvanların sayısında da belirgin bir artış olmuştur.

- Kırmızı renkteki uzun trenleri çok meşhurdur.

- Devlet, dar gelirlilere “Kulturpaß” (kültür pasaportu) adlı bir belge verir. Bu belge sayesinde az gelirliler belirli kültürel aktivitelere (sinema, tiyatro, festivaller, opera, konserler vb.) ücretsiz olarak katılırlar.

- Zamanında Sovyet işgaline uğradığı halde komünist bloğa girmeyen nadir ülkelerden biridir.

- Yaz aylarında ovada sıcaktan pişerken kafanızı kaldırıp dağların eteklerindeki karları seyredebilirsiniz. Alp Dağları’nın tepelerindeki karlar 12 ay boyunca erimezler.

Avusturya ile ilgili dikkatimizi çeken noktalar bunlar. Her ülkenin kendine özgü ilginç özellikleri var. Avusturya’yı Avusturya yapan unsurları ise bizden okudunuz.

Haftaya yine bu ülkedeyiz. Mit freundlichen Grüßen.

 

ibrahim.sediyani@hotmail.de

 

     

Avusturya bayrağı

       

Avusturya haritası

YAZIYA YORUM KAT