Avrupa’dan hâkim ve savcı ithal edilmeli...

09.09.2009 16:34

Rasim Ozan Kütahyalı

Adalet Bakanlığı yeni bir yargı reformu taslağı hazırladı. Hükümet bu alanda AB standartlarında bir adalet reformu yapmak istiyor...

Sayısı 12 bin kadar olan bir hâkimler ve savcılar sınıfı var bu ülkede... Bu hâkimler/ savcılar sınıfının sosyolojik yapısına dair yani Batı’da “Yargı sosyolojisi” diye anılan alana dair elimizde doğru düzgün çalışma nerdeyse yok... Daha evvel de andığım TESEV tarafından Mithat Sancar ve Ümit Atılgan’a yaptırılan güzel bir çalışma elimizde tek numune... Yargı mensuplarının sınıfsal/ etnik/ dinsel aidiyetleri ve buralarda oluşabilecek kliklerin yargı kararlarını etkilemesi meselesi, Batı ülkelerinde çok önemsenen bir şey... Yargı mensuplarının içinden çıktıkları toplumsal kesimler ve bu durumun yargısal karar süreçlerine yansıması düzenli ampirik çalışmalarla ülkemizde de tespit edilmelidir... Bundan korkulmamalıdır... Bizim ülkemiz gibi akıl almaz kamplaşmaların olduğu bir ülkeyi bir yana bırakın, herhangi bir ülkede de bu önemlidir... Hâkim ve savcı, toplumsal kökenlerinden bağımsız bir “Tanrı-insan” değildir. Ancak bu sosyolojik manzara üzerinde konuşulursa, içinden çıktıkları kimliklerini aşan bir ortak adalet ve vicdan zemininde buluşabilir Türkiye’nin hâkimleri ve savcıları. Adalet ideali tıpkı demokrasi gibi sürekli uğruna mücadele edilmesi gereken bir alandır... “Türk adaletine karışılmamalıdır” lafı boş bir söz, tam aksine biteviye karışmak gerekir “Türk adaleti”ne...

Türkiye’de defalarca şahit olduk ki, mevcut yasaların değişmesi, demokratikleşmesi hiçbir işe yaramayabiliyor. Dünyanın en özgürlükçü, en demokratik yasalarını da getirseniz bu ülkeye, elimizdeki bu hâkim/ savcı malzemesiyle hiçbir şey değişmiyor... Türk hâkim/ savcı zihniyeti bu ülkenin tüm sorunlarının kaynağı olan Türk devlet zihniyetinin tüm sakatlıklarını içinde barındırıyor. Böyle olmayan hâkimler ve savcıların da defteri dürülüyor... Türkiye’nin demokratikleşme bağlamında orta vadede en ama en büyük problemi Türk savcıları ve hâkimleridir... Bu insan malzemesinin büyük çoğunluğu en özgürlükçü yasayı bile yasak ve baskı üretmek için kullanabilecek bir zihniyete sahip... Öte yandan genç kuşaklarla birlikte olumlu bir değişim de var. Ama bu genç hâkimler/ savcılar kuşağı da korku ve tedirginlik içinde bu özgürlükçü-demokrat kararlara imza atabiliyorlar, çoğu zaman da korkudan geri adım atıyorlar... Siyasal ve toplumsal irade arkalarında olmazsa bu genç hukukçular da hiçbir şey yapamaz, yapamıyor...

Türk hâkimleri ve savcılarının özü doğru olan yasalara takla attırarak yasak ve baskı üretmelerinin en traji-komik örneklerini 28 Şubat sürecinde yaşadık... Zamanın 312/2 maddesi özü itibariyle her hukuk devletinde olması gereken isabetli bir maddeydi. Şimdi de 216. madde aynı işlevi görüyor... Bu maddeler esasen “nefret suçu” bağlamında, çoğunluk mensuplarının azınlıklara yönelik kin ve düşmanlığı tahrik eden eylemlerini engelleyici bir işlev görüyor. Türkiye’de bu maddenin aktif işletilmesine çok ihtiyaç var. Farklı kimliklere sahip kimi yurttaşlarımıza yönelik linç girişimlerini ve saldırıları teşvik ve tahrik eden ne filmler, diziler, etkinlikler, konuşmalar yapılıyor bu ülkede... Bu gerekli maddeyi bu bağlamda işletmeye şu ana kadar hiçbir Türk savcısı teşebbüs etmedi! Böyle bir maddeyi utanmadan zaten sürekli tehdit edilen azınlıklara karşı işletti Türk yargı sistemi. Dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk 312’nin hudutlarının zorlandığını açıkça itiraf etmiş, üstüne üstlü bu rezil durumu da savunmuştu... Yani ifade özgürlüğünü yasal bağlamda istediğiniz kadar genişletin, fırsatını bulduğunda her türlü yasa maddesine takla attırarak Türk savcısı davayı açar, Türk hâkimi de cezayı basar... Çünkü Türk hâkimleri ve savcılarının çoğunluğu kendini devletin hizmetkârı ve fedaisi olarak görmektedir... Böyle bir feci endoktrinasyon Türk yargı mensubunun zihnini esir almıştır...


Bu ülkede yasa ve norm ithal ederek değil, ancak hâkim ve savcı ithal ederek bu durumu kökten çözümleyebiliriz!!
Hâkimleri bilmem ama futbol hakemi ithal eden ülkeler var. O ülkenin hakemlerine hiç kimse güvenemediği için evrensel standartlarda güvenilir hakemler gidiyor, o ülkenin takımlarının maçlarını yönetiyor... Acaba dünyada bu sebeple hâkim/ savcı ithal eden ülke var mı? Varsa bence Adalet Bakanlığı bir incelesin!!


“Avrupa’dan hâkim ve savcı ithal edilsin”
önerisi çılgınca bir öneri elbette... Fakat ezilenleri koruması gereken bir yasayı kullanarak ezilenleri içeri tıktıran “çılgın” hâkimlerin ve savcıların çoğunlukta olduğu bir ülke için “aklı başında” bir öneri ne olabilir Allah aşkına? Bu insan malzemesi ya fiilen değişecek ya da zihinlerini “toplumsal/ siyasal baskı” ile değiştirecekler. Onun için “yargıyı baskı altına alma”ya devam etmeliyiz...

TARAF

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim