Atatürk’ün ne dediği önemli mi?

12.08.2009 22:08

Ergun Babahan

Sabah Gazetesi’nin birinci sayfasında bir haber, ‘’Atatürk de Nutuk’da Norşin demişti.’’
Atatürk’e peygamber, Nutuk’a kutsal kitap muamelesi yapmanın tipik örneği.

Bugünün doğrusunu geçmişe dönüp kutsal lidere onaylatma isteği.

Laik bir demokratik Cumhuriyet hedefleyen Kurucu Baba’nın iradesine tam ters bir yorum da diyebiliriz aslında.

Norşin’in isminin onun döneminde değiştiğini düşünürsek, tamamen ters bir mantıkla Atatürk Kürtçe yerleşim adlarına karşıydı da diyebiliriz.

Atatürk’e hadis gibi atfedilen sözler var, ‘’İstikbal göklerdedir’’ gibi.

Tıpkı İslam’da olduğu gibi bu sahte ‘hadis’lerin ayıklanması gerekiyor aslında.

Böylece kendi pozisyonunu Atatürk’e atfedilen bir sözle güçlendirmek isteyenlerin önü alınmış olur.

Konumuza dönecek olursak, gerçek bir demokraside bir yerleşim merkezine o ülkenin kurucu liderinin ne dediği o kadar önemli değildir.

Gerçek bir demokraside, o yerleşim merkezinde yaşayanların oraya ne dedikler, nasıl anılmasını istedikleri önemlidir.

Öyle bakacak olursak bugün Atatürk’ün bir dönem çok benimsediği o tuhaf öztürkçeye dönmemiz ve mesela vücuda yin dememiz gerekir.

Bu kendinden emin olmayan demokratlara özgü bir yaklaşım olur.

Bu ülkenin Güneydoğu’sunda ağırlıklı olarak Kürt kökenli yurttaşlarımız yaşıyor ve yaşadıkları mekanlara yüzyıllardır Kürtçe isimler veriyorlar.
Tek ulus yaratma çabasıyla bu yerlerin isimlerini değiştirdiğinizde bölge gerçeğini değiştirmiş olmuyorsunuz.

Orada hala Kürt kökenli ve ana dilleri Kürtçe olan vatandaşlarınız yaşıyor.

Eğer onlar yaşadıkları ilçeye Norşin demek istiyorlarsa, Nutuk’a değil, bu ilçenin orijinal adına ve halkın talebine bakmanız gerekir.

Gerçek bir demokrasinin gereği budur.

Atatürk’ün ne dediğine bakmak istiyorsanız, ‘Çağdaş uygarlık’ hedefine bakın.

Bugünün çağdaş uygarlığı vatandaşları arasında etnik köken, inanç, kılık kıyafet açısından fark gözetmiyor.

Tek dil, ana dil baskısı yapmıyor.

Çağdaş uygarlık Kürt’ün ana dilini serbestçe kullanıp geliştirmesini, bu dilde eğitim almasını, yaşadığı yere kendi istediği ismi vermesini gerektiriyor.

Ya İngiltere, İspanya gibi olacağız ya da Çin
gibi.

Tercihimiz çağdaş uygarlık düzeyini yakalamak veya yakalamamak olacak.

Kendinize ve ülkenizin gücüne güvenin.

Türkiye bugün bütün sıkıntıları, yoksul sayısına rağmen büyük ve etkin bir güçtür.

Zenginliğini girişimci işadamlarından, gücünü devlet geleneğinden almaktadır.

Böyle bir ülkede hukukun üstünlüğünü tam sağladığınızda, birey hakkına tam saygı gösterdiğinizde bu topraklar herkesin yaşamak için can attığı bir yer olacaktır.

Böyle bir Türkiye’den insanları kovalasanız da gitmezler, buna inanın.

Siyasi irade var

Başbakan Erdoğan’ın dün grup toplantısındaki konuşmasıyla, Kürt açılımından geri dönüş olmadığını ortaya koydu.

Etkili, yüreklere hitap eden bir konuşmaydı.

Ancak konuşmanın güzelliğinden daha etkili olan Erdoğan’ın bu meseleyi çözme konusunda ortaya koyduğu iradeydi.

Daha önce de yazdık, bu meselenin çözümünün ağırlıklı bölümü siyasi iradede yatıyor.

Bu açıdan şiddetin asgariye indirilmesi yolunda tarihi bir eşikte olduğumuz kesin.

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim