17 Mayıs 2012 Perşembe
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi” de Kaldırılmalı
30 Ocak 2012 Pazartesi 19:51

“Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi” de Kaldırılmalı

Gençliğe Hitabe, Atatürk’ün kendi siyasi şartlarını yansıtan ama bugüne yol gösteremeyecek tarihsel bir metin olarak kabul edilmeli, okullardan ve ders kitaplarından kaldırılmalıdır.

Mustafa AKYOL; Milli Güvenlik derslerinin gelecek yıldan itibaren kaldırılmasından sonra, Andımız ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi gibi ucubelerin de kaldırılması gerektiğini düşünüyor:

‘Gençliğe Hitabe’ de kaldırılmalı

Milli Eğitim” alanında iyi şeyler oluyor. Hem Kuzey Kore’yi andıran 19 Mayıs törenleri hem de 12 Eylül yadigarı “Milli Güvenlik” dersleri tarihe karıştı. Bakan Ömer Dinçer, “ideolojik eğitimin sonu geliyor” diyerek kapsamlı bir reformun da sinyalini verdi.

Söz konusu “ideolojik eğitim”i sonlandırmak için gereken işlerden birinin “Andımız’ı kaldırmak” olduğu da epeydir söyleniyor. Bence de öyle. Ancak kanımca sadeceAndımız” değil, onun kadar buyurgan bir metin olan “Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi” de okullardan çıkarılmalı.

Çünkü gençlere anlayış, empati, hoşgörü, farklılıklara saygı, özeleştiri gibi evrensel demokratik değerleri tavsiye eden bir metin değil bu. Peki nasıl bir metin?

Bakalım. Meşhur hitabe şöyle başlıyor:

Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.”

Bu sorunlu bir ifade, çünkü milyonlarca bireye “senin birinci görevin budur” diye kollektif bir misyon biçiyor. Oysa bir ülkenin bağımsızlığı gerçekten kritik bir değer olsa da, kimsenin bunu her daim “birinci vazife” edinme zorunluluğu yoktur. İsteyen bunu edinir kendine “birinci vazife” olarak, isteyen de aynı ülkeyi demokratikleştirmeyi, veya dini inancını yaymayı, yahut sokak kedilerine bakmayı. Herkes kutsallarını belirleme ve onlar için çalışma hakkına sahiptir. (Ülkeye iyi gelecek olan da bu renkliliktir.)

Hitabe’nin devamı daha da sorunlu:

İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.”

Dahilî ve haricî bedhahlar: yani “iç ve dış düşmanlar”. 28 Şubat süreçlerine, Batı Çalışma Gruplarına yol açan konsept...

Hitabe’nin devamında “dış düşmanlar”ın Türkiye’ye yapacağı kötülükler anlatılıyor uzun uzun. (Bunu özümseyen bir zihnin “komşularla sıfır problem” sağlaması ise zor gözüküyor.) Ama daha önemlisi, “iç düşmanlar”ın niteliği:

Memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.”

Dikkat edin “iktidara sahip olanlar”dan bahis var burada. Peki Türkiye’de 1950’den bu yana iktidara nasıl geliniyor?

Tabii ki serbest seçimlerle... Ama Gençliğe Hitabe’de seçim kazananların meşruiyetine dair tek bir ifade yok. Aksine, gençler, her türlü iktidar sahibine karşı uyarılıyor: “Dikkat edin, hükümet ülkeyi yabancılara satabilir” imasıyla.

Peki ne yapacak böyle durumlarda Türk gençliği?.. “Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmak” için harekete geçecek. “Vazifeye atılmak”ta hiç tereddüt göstermeyecek. 27 Mayıs öncesinde Menderes hükümetini devirmek için sokaklara dökülüp orduyu “göreve” çağıran gençler gibi mesela...

Kısacası, Gençliğe Hitabe, askeri darbeleri ve Ergenekonvari oluşumları meşrulaştıran çok sorunlu bir metin. Demokrasinin D’sinden söz etmediği gibi, demokrasi düşmanlarına güçlü bir referans kazandırıyor.

Hitabe’nin en sonundaki ünlü cümle ise en vahimi: “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”

Hem “Türklük etnisite değildir; sadece vatandaşlık bağıdır” diyeceksiniz, hem de her okulunuzun duvarında biyolojik ırkçılık kokan “asil kan” vurguları olacak...

Olmaz. Ve eğitim sisteminin temeline böylesi gayrı-demokratik bir metin koyan bir ülkede demokratik kültür gelişmez.

Dolayısıyla, Gençliğe Hitabe, Atatürk’ün kendi siyasi şartlarını yansıtan ama bugüne yol gösteremeyecek tarihsel bir metin olarak kabul edilmeli, okullardan ve ders kitaplarından kaldırılmalıdır.

Ortak bir “milli metin” olarak İstiklal Marşı’mız vardır ve yeterlidir. Ondan gerisi, evrensel ahlaki değerler, demokratik kültür ve özgür düşünce olmalıdır.

STAR

YORUMLAR ( Toplam 4 yorum)
seda
siz uzaydanmı geldiniz
04 Şubat 2012 Cumartesi 16:29
siz nerden geldiniz ya ne demek kaldırılsın gereksiz demek kafayımı yediniz ben bu yazıyı yazanı kınıyorum.andımız kalksın gençliğe hitabe kalksın ne yapalım peki andımız yerine bir ayet okuyalım o zaman hazır bütün gençlik beynamaz gezerken süper olur arkadaşlar aklınızı başınıza alın ben her andımızda gurur duyarak söyledim.her istiklal marşında gözlerim yaşardı sizde bu duyguların hçbiri yokmu gerçekten yoksa niye yaşıyorsunuz bu memlekette .Neden batıyor size bu değerlerimiz ne zararı var.Dinimizle cumhuriyetçiliği vatanseverliği ayıramayacak kadar (...)
ferhad
MİLLİ NEDİR?
31 Ocak 2012 Salı 10:30
BENCE DE GENÇLİĞE HİTABENİN KALDIRILMASI ŞART. ANCAK YAZARIN DEDİĞİ MİLLİ MARŞIN KALMASI DA GEREKSİZ BENCE KARDEŞİM. BENİM MÜZİK ZEVKİM NEYİ İSTERSE ONU DİNLERİM. MECBURMUYUM HERHANGİ BİR İSTİKLAL MARŞI DİNLEMEYE...AYRICA ORTADOĞUDA ONLARCA DEVLET VAR VE HEPSİNİN İSTİKLAL MARŞI VAR, ŞİMDİ IRAKIN, KUVEYTİN, KATARIN MARŞLARI MİLLİ MARŞ VE BENİMKİ DE Mİ MİLLİ MARŞ?! PEKİ MİLLİ NE DEMEK, YANİ ONLAR BİZİM MİLLETTEN DEĞİLMİ? ÖF BE KAFAM KARIŞTI
FERRUH DENİZ
ne sığ bir düşünce
31 Ocak 2012 Salı 01:12
dini değerlere sahip çıkmak ,milli değerleri tümden reddetmesini mi gerektiriyör!

bir kalbe tek bir sevgi kafi...
anneni seviyorsan,çocuğuna sevgi verecek bir kalp kalmamış demektir!!!

benim kalbimde hepsine yetecek yer var
Ümit FERAHZADE
Ulusal Marş
30 Ocak 2012 Pazartesi 23:25
Yazarın anafikrini beğendim. Lakin en sonda söylediği cümlenin de dünyanın geleceğinde yeri yoktur. Ulusal marşları ulus devlet anlayışı ortaya çıkarmıştır..Müslümanlar ulus devlete karşıysa ki öyle olmalıdır. Dolayısıyla ulusal marşlar da gereksizdir..
KARİKATÜR
PANO


Haksoz haksöz